Doktorsitesi.com

Çocuk Ve Görgü Kuralları

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
14 Ekim 20111232 görüntülenme
Randevu Al
Çocuk Ve Görgü Kuralları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Görgü Kurallarının Tanımı ve Toplumsal Önemi

Görgü kuralları, bireylerin toplum içinde uyması gereken terbiye, ahlak ve incelik kurallarının bütünüdür. Bu kurallar, toplumu oluşturan kişilerin sosyal çevrelerinde var olabilmelerinin ve kabul görmelerinin sınırlarını belirler. Bir bireyin davranışlarına ve konuşma üslubuna bakarak, o kişinin toplum içindeki statüsünü ve gördüğü kabul düzeyini analiz etmek mümkündür.

Bu kurallar bütünü, bireyin çok erken yaşlarda öğrenmeye başladığı ve hayat boyu devam eden kritik bir eğitim sürecidir. Görgü kuralları yazılı bir kanun olmasa da, bu kurallara uyulup uyulmaması kişinin toplumsal konumunu doğrudan etkiler. Her uygarlık ve kültür, kendi değerlerine uygun kurallar geliştirerek bireylerinden bu normlara uyum sağlamasını bekler.

Çocuklarda Görgü Kuralları Eğitimi ve Ailenin Rolü

Temel görgü kurallarını erken yaşta öğrenen çocuklar, sosyal ortamlarda daha hızlı onay alır ve kabul görürler. Bu toplumsal kuralların eğitimi öncelikle ailede başlar. Çocuklar, doğdukları andan itibaren çevrelerindeki her detayı kaydeden birer kayıt cihazı gibidirler. Bu süreçte çocukların sözlü uyarılardan ziyade, uygulamalı örnekleri dikkate aldığı ve taklit ettiği unutulmamalıdır.

Çocukların psikososyal gelişim süreci tamamen taklit üzerine kuruludur. Bu nedenle, çocukta görülmek istenen davranışların öncelikle ebeveynler tarafından sergilenmesi gerekir. Yaygın kanının aksine, çocuklar her yaşta her şeyi anlar; sadece bilişsel olgunluğa eriştikleri 2 yaş civarında öğrendiklerini davranış ve sözlerle ifade etmeye başlarlar.

Eğitimde Model Olmanın Temel İlkeleri

Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini öğrenip uygularlar. Bu noktada öğüt vermenin etkisi, uygulayarak göstermenin yanında oldukça düşüktür. Ailelerin dikkat etmesi gereken temel hususlar şunlardır:

  • Tutarlılık: Anne ve baba, çocuğa öğrettiği kurallara öncelikle kendisi uymalıdır.
  • Karşılıklı Saygı: Eşlerin birbirine teşekkür etmediği bir ortamda çocuğa nezaket öğretilemez.
  • Dürüstlük ve Samimiyet: Aile bireyleri birbirlerine karşı şeffaf ve samimi davranışlar geliştirmelidir.

Baskı ve Ceza Yerine İçselleştirme Yöntemi

Görgü kurallarını öğretirken baskı ve ceza yöntemine başvurmak, kalıcı bir öğrenme sağlamaz. Korkutarak bir davranışı kazandırmak mümkün değildir; asıl olan çocuğun bu davranışı benimsemesi ve içselleştirmesidir. Çocuk, bir kuralı içinden gelerek ve isteyerek uygulamalıdır.

Örneğin, yemekten sonra "eline sağlık" diyen bir babayı gören veya "afiyet olsun" denilen bir sofrada büyüyen çocuk, bu kültürü kendiliğinden kapacaktır. Temel kuralların doğal olarak uygulandığı evlerde, çocuklara ekstra bir çabayla eğitim vermeye gerek kalmaz; çocuk bu davranışları görerek kolayca benimser.

YöntemEtki DüzeyiSonuç
Sözlü Öğüt VermeDüşükGeçici öğrenme veya direnç
Model Olma (Uygulama)Çok YüksekKalıcı davranış değişikliği
Baskı ve CezaYokKorku ve olumsuz tepki
Sözel ÖdüllendirmeYüksekDavranışın pekişmesi

Sosyal Uyum ve Toplumsal Kurallar

Aile içi eğitimin yanı sıra, çocuğa toplum içinde uygulanması gereken kurallar da aktarılmalıdır. Çevreyi kirletmemek, sokağa çöp atmamak, insanlara saygılı davranmak ve paylaşımcı olmak bu kuralların başında gelir. Ancak bu noktada da yakın aile üyelerinin model olması şarttır. Arabadan dışarı çöp atan bir ebeveynin, çocuğuna çevre bilinci aşılaması mümkün değildir.

Demokratik, sevgi ve saygı dolu bir ortamda büyüyen çocuklarda şu beceriler daha erken gelişir:

  • Kendini denetleme ve kontrol etme becerisi.
  • Sağlıklı arkadaşlık ilişkileri kurma.
  • Girişkenlik ve sosyal özgüven.

İnat Çağı ve Sınır Test Etme Süreçleri

Çocuğun birey olduğunun farkına vardığı 1.5 - 2 yaş dönemi, "İnat Çağı" olarak adlandırılır ve 4 yaşına kadar sürebilir. Bu dönemde çocuk kurallara direnç gösterebilir. Ebeveynlerin bu süreçte aşırı ısrarcı olmak yerine, bazen istenmeyen davranışları görmezden gelmesi ve çocuğun dikkatini başka yöne çekmesi daha etkili bir çözümdür.

Çocuklar bazen ilgi çekmek için olumsuz davranışları özellikle toplum içinde sergileyebilirler. Bu durumlarda bağırmak veya azarlamak, çocuğun kendisini aşağılanmış hissetmesine ve intikam duygusuyla aynı davranışı tekrarlamasına neden olur. Sakin bir uyarı ve ardından ilginin başka yöne kaydırılması en doğru yaklaşımdır.

Doğru Davranışın Ödüllendirilmesi

Ebeveynler genellikle hataları eleştirirken doğru davranışları takdir etmeyi ihmal ederler. Oysa kural; yanlışın uyarılması, doğrunun ise sözel ödüllerle pekiştirilmesidir. Maddi ödüller yerine, çocuğun başarısını herkesin içinde "aferin" diyerek onurlandırmak, o davranışın kalıcı olmasını sağlar.

Sonuç olarak, çocuk bir ayna gibidir ve ondan yansıyan aslında ailenin kendisidir. Doğru modellemeler ve sabırla verilen eğitim, çocuğun karakter sınırlarını belirler. Unutulmamalıdır ki; saygılı, vicdan sahibi ve kendisiyle barışık bireyler, sağlıklı iletişimin olduğu ailelerde yetişir.

Etiketler

ÇocukBireyİncelikTerbiyeGörgü kurallarıAhlakGörgü kurallarının önemi

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.