Tarih öncesi çağlardan beri insanlar cinsel organlara önem vermişler, hatta bazı ilkel toplumlarda doğa üstü bir güç taşıdığına inanmışlardır. Modern toplumlarda cinsel organlar genellikle utanılacak bir organ olarak görülmektedir..
ERKEĞİN CİNSEL ORGANLARI
Erkek sperma üretir ve döllenmenin gerçekleşebilmesi için spermaları kadınların dölyoluna boşaltır. Erkeğin cinsel organları bu işlevi yerine getirecek biçimde oluşmuşlardır. Sperma üretme iki er bezi tarafından yapılır. Bu bezler aynı zamanda ergenlikte çeşitli bedensel değişiklikleri sağlayan hormonlarıda üretir. Spermayı kadının dölyoluna ulaştıran organa penis denir. Penis aynı zamanda idrarında boşaltılmasına yarar. Spermayı erbezlerinden penise taşıyan bir kanal sistemi vardır. Her bir erbezi 250 kadar bölmeden oluşur. Bu küçük birbirine geçmiş borular ersuyu üreten kanalcıklardır. 800 kadar kanalcıkta her gün milyonlarca sperma üretilir. Kanalcıklar birbirlerine bağlıdır, hepsi birden daha geniş bir toplama kanalına açılır.
Penisin boyutları üzerine pekçok yanlış inanış vardır. Bazı erkekler penislerinin kısalığını sorun yaparlar. Oysa penisin uzunluğu ve kısalığı ile cinsel fonksiyon arasında bir ilişki yoktur. Penisin büyük olması kişinin “daha erkek” olduğu anlamına gelmez. Cinsel ilişkide doyuma ulaşma penisin boyutu ile değil, cinsel bilgiler ve psikolojik uyumla ilgilidir.
Sünnet, yani penisin başındaki derinin alınması dünyanın en eski adetlerinden birisidir. Özellikle Müslüman ülkelerde uygulanan sünnet sağlık açısından yararlı bir işlemdir. Sünnetsiz kişilerin baş derileri altında “Smegma” adı verilen bir salgı birikebilir. Sünnetli kişilerin eşlerinde rahim kanseri de daha az görülmektedir.
KADININ CİNSEL ORGANLARI
Kadında en dış organa “vulva” adı verilir. Vulvanın dış kısmına büyük yada dış dudaklar denir. Büyük dudaklar arasında daha ince ve küçük olan iç dudaklar vardır. Bunların üstte birleştikleri yerde “Klitoris” bulunur. Klitoris penisin kadındaki karşılığıdır. Penis gibi klitoriste uyarılma sonucunda sertleşir. Kanla dolar kadınların en çok zevk aldıkları yerdir. Dölyolu dudaklardan dölyatağına doğru üst ve iç yöne doğru uzanan bir geçittir. Üste doğru 65 derecelik bir kıvrım yapan dölyolu yaklaşık l0 santimetre uzunluğundadır. Normal olarak dölyolunun ön ve arka duvarları birleşik durumdadır. Cinsel birleşme ve doğum sırasında bu duvarlar kolayca açılırlar. Genç kadınlarda kıvrımlar halinde nemli ve pembe olan dölyolu, yaşlanma ile birlikte daha düzleşir. Dölyolu kasları istemli ve istem dışı çalışır. Dölyolunda sinir uçları yoktur.
Doğumdan önce dölütün büyüdüğü yer olan dölyatağı dikey duran bir armudu andıran boş bir organdır. Dölyatağının iç bölümü “Endometrium” denen bir doku tabakası ile kaplıdır. Bu tabakada pek çok bez ve kan damarları yer alır. Bu tabaka gebelik dönemi dışında, ergenlik ve menopoz arasında her ay belirli değişikliklere uğrar. Adet dönemini belirleyen bu değişikliklerdir.
Dölyatağı gövdesinin üst bölümünden ve her iki yandan dışarıya doğru uzanan ince kanallara “Fallop kanalları” adı verilir. 10 santimetre uzunluğunda olan bu kanallar yumurtalıklara ulaşırlar. Bitim yerleri parmağı andıran fallop kanallarının kaslı duvarları ritmik biçimde kasılırlar. Bu duvarları oluşturan hücreler küçük püsküller içerir. Bunlar yapılan her yumurtanın yumurtalıktan dölyatağına geçmesini sağlarlar. Normal olarak yumurtacığın bir sperma hücresi ile döllenmesi fallop kanalının üst bölümünde gerçekleşir. Döllenmiş yumurta dölyatağının iç bölümüne giderek yerleşir.
Erkeklerdeki er bezlerinin kadınlardaki karşılığı olan yumurtalıklar cinsel hücreler ''Yumurtacık” üreten organlardır. Pembemsi beyaz renkte, badem biçiminde olan yumurtalıkların ortalama uzunluğu 3 santimetre genişlikleri ise 2 santimetredir. Yumurtalıklar kadının cinsel hormonları olan östrojen ve progesteronun üretimini de sağlar. Bu hormonlar kana karışarak adet döneminde görülen değişikliklere yol açarlar. Östrojen aynı zamanda ergenlik döneminde vücuttaki değişiklikleri düzenler, kadının ikincil cinsel niteliklerinin yani göğüslerin, kadınsı görünümün ve gövde kıllarının gelişmesini sağlar.
Kadın tüm yumurta hücreleri ile birlikte doğar. Yaşamı boyunca üreteceği yumurta hücreleri kendisinde vardır. Tahminlere göre bir kız çocuğun yumurtalıklarında yaklaşık 2 milyon yumurtacık vardır. Bunların bir kısmı sonradan yok olur. Ergenlik sırasında bunlardan 300 bin kadarı kalır. Genellikle her adet döneminde bir tek yumurtacık fallop kanalına düşer. Yani bir kadının üretken ömrü ortalama 35 yıl sayılırsa, bu süre içinde döllenebilecek yumurtacık sayısı yalnızca 450 dir.

İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!