Çağımızın Düşmanı: OBEZİTE
- Obezite, dünya genelinde mortalite ve morbiditeyi artıran kronik bir hastalık olup teşhisinde Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve bel çevresi ölçümleri temel kriterler olarak kullanılır.
- Obezite cerrahisi, sadece kilo kaybını değil; diyabet, kalp hastalıkları ve uyku apnesi gibi obezite kaynaklı yandaş hastalıkların önlenmesini ve tedavi edilmesini amaçlar.
- Cerrahi müdahale için hastanın VKİ değerinin 40'ın üzerinde olması veya 35-40 arası olup ek bir hastalığa sahip olması, ayrıca hormonal bir engelinin bulunmaması gerekmektedir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Obezite ve Sağlık Üzerindeki Etkileri
Obezite, başta Batı toplumları olmak üzere dünya genelinde karşılaşılan en kritik sağlık sorunlarından biridir. Yapılan birçok bilimsel çalışma, mortalite (ölüm oranı) ve morbiditeyi (hastalık oranı) artıran pek çok rahatsızlığın temelinde obezitenin yattığını kanıtlamıştır. Bu durum, yalnızca estetik bir kaygı değil, modern tıbbın öncelikli olarak çözmesi gereken kronik bir hastalıktır.
Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve Ölçüm Yöntemleri
Obezitenin teşhisinde en yaygın kullanılan yöntem Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesaplamasıdır. Bu değer, bireyin kilosunun boyunun karesine bölünmesiyle (kg/m²) elde edilir. Dünya genelinde kabul görmüş VKİ sınıflandırması şu şekildedir:
| VKİ Değeri (kg/m²) | Sınıflandırma |
|---|---|
| 18.5 - 24.9 | Normal |
| 25 - 29.9 | Fazla Kilolu |
| 30 - 40 | Obez |
| > 40 | Morbid Obez |
VKİ Ölçümünde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Vücut kitle indeksi artışı her zaman obezite olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle kas dokusu gelişmiş bireylerde VKİ yüksek çıkabilmektedir; bu nedenle vücut ağırlığındaki artışın kaynağını belirlemek için uzman değerlendirmesi şarttır. Ek bir kriter olarak bel çevresinin erkeklerde 102 cm, kadınlarda ise 88 cm ve üzerinde olması obezite riskine işaret eder.
Obezitenin Nedenleri ve Küresel Boyutu
Obezite, temel olarak vücuda giren enerji miktarının harcanan miktardan fazla olması sonucu oluşur. Ancak bu durumun arkasında genetik yatkınlık, endokrin ve metabolik hastalıklar, sosyal ve kültürel faktörler gibi pek çok etken bir arada bulunabilir. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 1,7 milyar kişinin fazla kilolu olduğu tahmin edilmektedir.
Obezite Cerrahisinin Amacı ve Tarihçesi
Obezite cerrahisi, sadece kilo kaybı sağlamayı değil, aynı zamanda obezite kaynaklı yandaş hastalıkların önüne geçmeyi hedefler. Diabetes Mellitus (şeker hastalığı), kalp damar hastalıkları ve uyku apne sendromu gibi hayati risk taşıyan durumların önlenmesi veya mevcut hastalıkların tedavi edilmesi cerrahinin esas amacıdır.
Tarihsel sürece bakıldığında, ilk etkin obezite ameliyatı 1954 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde Kremen ve Linner tarafından gerçekleştirilen jejunaileal bypass operasyonudur. Günümüzde ise cerrahi yöntemler etki mekanizmalarına göre üç ana gruba ayrılmaktadır:
- Kısıtlayıcı Ameliyatlar: Ayarlanabilir gastrik banding ve sleeve gastrektomi (tüp mide).
- Emilimi Bozan Ameliyatlar: Roux-en-Y gastrik bypass ve mini gastrik bypass.
- Kombine Ameliyatlar: Hem kısıtlayıcı hem de emilimi bozan duodenal switch ve SADI-S yöntemleri.
Obezite Cerrahisi Kimlere Uygulanmalıdır?
Cerrahi müdahale kararı verilirken hastanın belirli tıbbi kriterleri karşılaması gerekmektedir. Obezite cerrahisi için uygun adaylar şu şekilde belirlenmiştir:
- Vücut kitle indeksinin 40’ın üzerinde olması veya 35-40 arasında olup eşlik eden bir hastalığın (hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi, artrit vb.) bulunması.
- Obezite durumunun en az 3 yıldır devam ediyor olması.
- Hipotiroidi veya böbrek üstü bezi hastalıkları gibi hormonal rahatsızlıkların bulunmaması.
- İlaç ve diyet tedavisine rağmen en az 1 yıldır başarılı bir kilo kaybı sağlanamamış olması.
- Alkol veya ilaç bağımlılığının bulunmaması.
- Hastanın uygulanacak cerrahi yöntemi kavrayabilecek ve ameliyat sonrası sürece uyum sağlayabilecek durumda olması.


