Bu rahatsızlığı olanlara Eskişehir'de kesin çözüm

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Kalp Ritim Bozukluğu (Aritmi) Nedir?
Kalp ritim bozukluğu, kalpteki elektriksel sinyallerin başlatılması ve iletilmesinden sorumlu olan özelleşmiş sistemin işlevini tam olarak yerine getirememesi durumudur. Bu durum sonucunda kalp atışları normalden hızlı, yavaş veya düzensiz bir hal alabilmektedir. Doç. Dr. Murat Ünlü, bu anormalliğin kişide çarpıntı, kalbin sert ve hızlı atması, tekleme veya durup tekrar çalışma hissi gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etmektedir.
Kalp Ritim Bozukluğuna Neden Olan Faktörler
Kalp ritmindeki düzensizlikler doğrudan kalbe bağlı bir anormallikten kaynaklanabileceği gibi, çeşitli dış etkenler sebebiyle de tetiklenebilmektedir. Özellikle kalp krizi geçmişi olan bireylerde görülen bazı ritim bozuklukları hayati risk taşıyabilmektedir. Kalp ritmini olumsuz etkileyen temel dış faktörler şunlardır:
- Vücutta yaşanan aşırı sıvı kaybı,
- Bazı grip ilaçları ve farklı ilaç grupları,
- Gıdalarda bulunan katkı maddeleri,
- Aşırı kafein ve alkol tüketimi,
- Mevsim normallerinin üzerindeki aşırı sıcaklar.
Ritim Bozukluğu Belirtileri ve Risk Grupları
Kalpteki tekleme hissi, elektrik sistemindeki bir odaktan kaynaklanan anormal uyarım sonucu oluşur ve hastalar bu durumu şiddetli bir atım olarak hissedebilir. Kalp atışının aşırı yavaşlaması durumunda ise düşük tansiyon, aşırı yorgunluk, bilinç değişiklikleri ve bayılma gibi ciddi semptomlar görülebilmektedir.
Özellikle 70-80’li yaşlardan sonra ritim bozukluğu görülme oranı %20 seviyelerine kadar çıkmaktadır. Bu nedenle aşağıdaki hastalıklara sahip bireylerin daha dikkatli olması gerekmektedir:
- Kalp kapak hastalıkları,
- Tiroid bozuklukları gibi hormonal hastalıklar,
- Hipertansiyon ve şeker hastalığı (diyabet).
Atriyal Fibrilasyon ve İnme Riski
Atriyal fibrilasyon, kalp ritminin hem hızlı hem de düzensiz olması durumudur ve yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Tedavi edilmediği takdirde kalbin pompalama gücünü %20-25 oranında azaltabilmektedir. En kritik risklerden biri, kalbin kulakçıklarında oluşan kan pıhtısının damar yoluyla beyne giderek inme (felç) veya geçici iskemik ataklara yol açmasıdır. Birçok hasta tarafından fark edilemeyen bu durum, ancak uzman muayenesi ve EKG ile teşhis edilebilir.
Tanı Yöntemleri: Holter, Efor Testi ve EPS
Kalp ritim bozuklukları ataklar halinde, uzun süreli veya kalıcı olabilir. Erken teşhisin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirten Doç. Dr. Murat Ünlü, tanı sürecinde kullanılan yöntemleri şu şekilde sıralamaktadır:
| Yöntem | Uygulama Amacı |
|---|---|
| Ritim Holter | 24-48 saat veya daha uzun süreli kesintisiz EKG kaydı almak. |
| Efor Testi | Fiziksel aktivite sırasında ritim bozukluğunu gözlemlemek. |
| İlaç Testleri | Damar yoluyla verilen ilaçlarla ritim bozukluğunu tetiklemek. |
| Elektrofizyolojik Çalışma (EPS) | Kateter laboratuvarında iletim sistemini detaylı incelemek. |
Modern Tedavi Yöntemleri: Yakma ve Dondurma
Elektrofizyolojik incelemeler, lokal anestezi altında hastanın bilinci açıkken gerçekleştirilir. Anjiyo benzeri bir işlemle bacak damarlarından girilerek kalbe ulaşılır. Tespit edilen ritim bozukluğu, yakma (radyofrekans ablasyon) veya dondurma (kriyoablasyon) yöntemleri ile tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu prosedürlerin başarı oranı %70 ile %100 arasında değişmekte olup, hastalar genellikle işlem günü taburcu edilmektedir.
Kalp Sağlığını Korumak İçin Yaşam Tarzı Önerileri
Sağlıklı bir kalp ritmi için doğal beslenme, ideal kilonun korunması ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulması esastır. 40 yaş üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez kardiyoloji uzmanına görünmesi tavsiye edilmektedir.
Egzersiz Sırasında Güvenli Nabız Hesabı
Egzersiz yaparken güvenli sınırı belirlemek için şu formül kullanılabilir: 220 - Yaş = Maksimum Kalp Atım Sayısı. Bu rakamın %65-70'ine ulaşmak faydalıyken, uzman önerisi olmadan %75 ve üzerine çıkılmamalıdır.
Bitkisel Ürün Kullanımında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Modern tıpta kullanılan ilaçların etken maddeleri yıllar süren klinik çalışmalarla belirlenirken, bitkisel ürünlerde bu miktar belirsizdir. İçeriği ve dozajı net olmayan bitkisel takviyeler kalp sağlığı için risk oluşturabilir. Bu tür ürünleri kullanmadan önce mutlaka bir hekime danışılmalıdır.


