Doktorsitesi.com

Borderline Kişilik Özellikleri ve Borderline Aşk

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar
Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar
26 Kasım 20212028 görüntülenme
Randevu Al
Borderline Kişilik Özellikleri ve Borderline Aşk
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Borderline Kişilik Yapısı ve Temel Özellikleri

Kişilik yapısı her birey için biricik ve özgün olsa da belirli benzerlikler doğrultusunda çeşitli kategorilere ayrılmaktadır. Psikoloji literatüründe B kümesi kişilik grupları arasında yer alan Borderline (sınır/hudut) kişilik yapılanması, her bireyde farklı seviyelerde gözlemlenebilen bir yapıdır. Bu karmaşık yapı, bireyin hem kendisiyle hem de çevresiyle olan ilişkilerini derinden etkileyen belirli davranış kalıplarını içerir.

DSM-5 Tanı Kriterlerine Göre Borderline Belirtileri

Borderline kişilik örgütlenmesi, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı'nın güncel versiyonu olan DSM-5 içerisinde belirli kriterlerle tanımlanmıştır. Bu tanısal çerçeveye göre öne çıkan davranış kalıpları şunlardır:

  1. Gerçek ya da hayali bir terk edilmekten kaçınmak için çılgınca çaba göstermek.
  2. Karşısındakini aşırı büyütme (idealize etme) ve yerin dibine sokma (değersizleştirme) uçları arasında gidip gelen, tutarsız ve gergin ilişkiler.
  3. Belirgin ve süregelen kimlik karmaşası.
  4. Kendine zarar verme potansiyeli taşıyan en az iki alanda dürtüsellik (para harcama, cinsellik, madde kullanımı, güvensiz araç kullanma vb.).
  5. Yineleyici intihar davranışları, girişimleri veya göz korkutma amaçlı eylemler.
  6. Duygulanımda belirgin bir tutarsızlık ve tepkisellik.
  7. Süreğen bir boşluk duygusu.
  8. Uygunsuz ve yoğun öfke ile öfke kontrolünde yaşanan güçlükler.
  9. Stresle ilişkili geçici kuşkucu düşünceler (paranoia) veya ağır çözülme (disosiasyon) belirtileri.

Bir bireye Borderline Kişilik Bozukluğu tanısı konulabilmesi için yukarıdaki dokuz maddeden en az beş tanesinin mevcut olması gerekmektedir. Bu tanılama süreci, mutlaka ruh sağlığı alanında uzmanlığını almış profesyoneller tarafından yürütülmelidir.

Toplumda Görülme Sıklığı ve İstatistikler

Araştırmalar, bu kişilik yapısının toplumun genelinde sanılandan daha yaygın olduğunu göstermektedir. Borderline yapılarla ilgili temel istatistikler şu şekildedir:

KategoriGörülme Oranı / Özellik
Borderline Kişilik BozukluğuToplumda genel olarak %2 oranında görülür.
Cinsiyet DağılımıKadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla teşhis edilir.
Borderline Kişilik ÖrgütlenmesiTanı kriterlerinin tamamını karşılamasa da benzer özellikler taşıyanlarda oran %20'dir.

Borderline Kişilik Örgütlenmesi ve Aşk İlişkileri

Toplumdaki her beş kişiden birinin Borderline (preödipal) seviye örgütlenmeye sahip olması, hayatımızın bir döneminde bu bireylerle ilişki kurma olasılığımızı oldukça yükseltir. Bu bireylerin aşk ilişkilerindeki en temel savunma mekanizması "iyi-kötü bölmesi" yapmalarıdır. İlişkide sınır tanımayan bu yapı, partnerini bir gün dünyanın en iyi insanı olarak görürken, kısa süre sonra aynı kişiyi en kötü ilan edebilir.

Borderline bireyler, nesnenin (kişi, kurum vb.) konumu ve değeri konusunda hayat boyu süren bir mücadele içindedirler. Bu dengesizliği kendileri ayarlayamadıkları gibi, partnerlerinin de bir denge kurmasına izin vermezler; bu durum ilişkide yoğun çatışmalara yol açar. Yalnız kalma korkusu o kadar baskındır ki, ayrılık aşamasına gelen bir ilişkide tüm ilkelerini ve kişiliğini göz ardı ederek kalmak için aşırı çaba sarf edebilirler.

İlişki Dinamikleri ve Sosyal Etkiler

Borderline bireyler, yalnızlık hissini bastırmak için derinlikten uzak, anlık ve günlük ilişkiler kurabilirler. İlişkinin başında sınır koyamadıkları için kendileri hakkında çok kısa sürede aşırı özel bilgi paylaşımı yaparlar. Partnerlerine karşı bazen aşırı fedakâr davranırken, en ufak bir olumsuzlukta tüm gemileri yakacak kadar yıkıcı olabilirler. Bu tutarsızlıklar şu alanlarda ciddi sorunlara yol açar:

  • Arkadaşlık ilişkilerinin bozulması,
  • Sosyal çevrenin sürekli değişmesi,
  • Aile bağlarının yıpranması,
  • Hobiler ve sosyal paylaşımların kısıtlanması.

Tedavi Süreci: Psikoterapinin Hayati Rolü

Bu döngüden kurtulmanın tek yolu profesyonel psikoterapi desteği almaktır. Borderline bir kişilik yapısı olduğu için, sadece çift terapisi almak yeterli katkıyı sağlamaz; asıl çözüm bireysel psikoterapi sürecinden geçer. Terapi, Borderline bireyin çift kutuplu düşüncelerini dengelemesine yardımcı olurken, partnerin de bu dinamik içindeki rolünü anlamasını ve başa çıkma becerilerini geliştirmesini sağlar.

Aile İçinde Borderline Yapısı ve Kuşaklar Arası Geçiş

Aile bağları, koparılması en güç olan ilişkilerdir. Borderline bireylerin bulunduğu aile yapıları genellikle kaos, tutarsızlık ve dengesizlik içindedir. Bu durum, aile içi kavgalara ve akrabalarla yaşanan uyumsuzluklara zemin hazırlar. Borderline kişilik örgütlenmesinin anne-çocuk ilişkisine dayandığı düşünüldüğünde, bu patolojik tablonun kuşaklar arası geçiş göstererek nesiller boyu devam etme riski bulunmaktadır.

Borderline bir bireyi sevmek, yüksek düzeyde sabır ve emek gerektirir. Bu kişiler duygusal açıdan yoksun hissettiklerinde desteklenmeye ihtiyaç duyarlar; ancak aynı zamanda eş zamanlı olarak zıt duyguların yaşanmasını bekleyebilirler. Kendi duygularını ifade edemezken partnerinin bunu anlamasını beklemek, bu tablonun sık görülen bir parçasıdır. Bu karmaşık süreçlerle sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmek adına bir uzmanla görüşmek kritik önem taşır.

Etiketler

AşkAileAşk bağımlılığıBorderlineBorderline tani kriterleriBorderline tedavisiBorderline kişilik bozukluğu belirtileriBorderline (sınır) kişilik bozukluğu

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar

Klinik Psikolog M. Emin Bayraktar

İstanbul doğan Uzman Psikolog Emin Bayraktar; Lise eğitimini Pendik Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra 2011 yılında Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Psikoloji bölümüne girmiştir. 
Lisans eğitimi boyunca pek çok eğitim ve konferansa katılmış mesleki yeterliliği için en güncel çalışmaları yakından takip etmiştir. Bu amaçla birçok sertifikalı eğitimler almıştır. Aynı zamanda üniversite öğrenciliği sürecinde pek çok onur ve yüksek onur belgeleri almış, onur derecesi ile mezun olmuştur. Lisans döneminde öğrenci asistanlığı yaparak akademisyenlerin bilimsel çalışmalarına eşlik etmiştir. 
Psikoloji lisans eğitimi boyunca pek çok projede gönüllü olarak çalışmış. TPÖÇG’te (Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu) uzun yıllar birçok görevde gönüllü olarak yer almış, okul temsilciliği yapmıştır. 
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Devlet Hastanesi’nde hastane stajını, Cemre Yuva ve Gündüz Bakım Evi’nde anaokulu stajını, İstanbul Psikoterapi Merkezi’nde ise klinik stajını tamamlamıştır.
Mezuniyetin ardından bir yıllık askerlik görevi ile meslek hayatına başlayan Emin Bayraktar, 65. Mekanize Piyade Tugayı’nda ve Lüleburgaz Devlet Hastanesinde, vatandaşlara ve askeri personele psikolojik destek sağlamıştır.
Askerlik hizmetinden sonra İstanbul’a geri dönüp eski staj yeri olan İstanbul Psikoterapi Merkezi’nde psikolojik destek hizmetine devam etmiştir. Aynı yıl İstanbul Esenyurt Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisansına başlamıştır.
Master eğitimine ek Çapa Tıp Fakültesi profesörlerinden Prof. Dr. Doğan Şahin’den Dinamik Psikoterapiler eğitimine başlamıştır. Eğimi dört yıllık bir sürede başarı ile tamamlamıştır.
Master eğitimi bitikten sonra Pedamed Tıp Merkezi’nde Klinik Psikolog olarak çalışmaya başlamıştır.
2019 Temmuz ayında kendi kuruculuğu yaptığı Öykü Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nde Klinik Psikolog olarak çalışmıştır.
2021 Temmuz ayında  ise Suadiye Bağdat Caddesi'nde yeni ofisi olan Aktarım Psikolojiye geçmiştir. 
Hipnoterapi, Psikodinamik psikoterapiler, Aile ve Çift terapisi, Cinsel terapi, EMDR, Çocuk EMDR, Bilişsel Davranışçı Terapi, ACT Terapisi, Objektif ve Projektif Testler eğitimleri almış ve mesleki hizmetlerini bu eğitimler doğrultusunda sürdürmektedir.
İngilizce ve İtalyanca bilmektedir. İhtiyaç durumuna göre yabancı dilde terapi hizmeti verebilmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.