Doktorsitesi.com

ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU NEDİR, TEDAVİSİ NASILDIR?

Klinik Psikolog Fatma Çelik
Klinik Psikolog Fatma Çelik
7 Şubat 2020181 görüntülenme
Randevu Al
ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU NEDİR, TEDAVİSİ NASILDIR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Saldırganlık İlişkisi

Antisosyal kişilik bozukluğu, bireyin davranışsal örüntülerinde fiziksel tartışmalar, öfke ve saldırganlık ile kendini gösteren bir psikopatolojik durumdur. Freud, yas ve melankoliyi gerçek veya simgesel kayıpların tetiklediğini savunarak, depresif davranışlardaki suçlanma ve intihar düşüncelerini, kaybedilen nesneye duyulan öfkenin kişinin kendisine yöneltilmesi olarak açıklamıştır. Psikopatoloji alanında yapılan araştırmalar, öfke duygusu ile bu duyguya bağlı gelişen şiddet ve saldırganlık davranışlarının merkezinde bu bozukluğun yer aldığını doğrulamaktadır.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri ve Belirtileri

Bu bozukluk, genellikle 15 yaşından itibaren süregelen, başkalarının haklarını umursamayan ve bu hakları çiğneyen yaygın bir davranış örüntüsü olarak tanımlanır. DSM tanı ölçütleri arasında bireyin diğer kişilere karşı saldırganlık sergilemesi, şiddet uygulaması, verdiği sözleri tutmaması ve kolayca yalan söylemesi yer almaktadır. Bu bireylerde genellikle öfke, suça dönük davranışlar, şiddet ve sorumsuzluk hakimdir.

Antisosyal kişilik bozukluğu yaşayan bireylerin belirgin özellikleri şunlardır:

  • Sebepsiz yere öfkelenme ve çevreye şiddet uygulama,
  • Yapılan eylemlerden dolayı asla pişmanlık duymama,
  • Heyecan ve uyarılma açlığı nedeniyle sürekli tehlikeli olaylara karışma,
  • Kendi çocukları dahil aile bireylerine zarar verme ve suçluluk hissetmeme.

Risk Faktörleri ve Çocukluk Çağı Travmaları

Antisosyal kişilik bozukluğunun gelişiminde sosyoekonomik, demografik ve ailesel faktörler kritik rol oynamaktadır. Araştırmalar; parçalanmış ve ilgisiz bir ailede büyümek, düşük anne-baba eğitim düzeyi ve fazla kardeş sayısı gibi etkenlerin bu bozukluğu tetiklediğini göstermektedir. Özellikle çocukluk çağında yaşanan cinsel taciz, ihmal veya ebeveyn yoksunluğu ile antisosyal davranışlar arasında doğrudan bir ilişki saptanmıştır.

Saldırganlık düzeyi ve öfke kontrolü sorunları, çocukluk dönemi travmalarıyla pozitif bir korelasyon içerisindedir. Ayrıca, bu bireylerde alkol ve madde kullanımı, süreci tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. Madde bağımlılığı olan bireylerde sözel ve fiziksel saldırganlık evrelerinin çok daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.

Nörobiyolojik ve Fizyolojik Temeller

Beyin görüntüleme çalışmaları, antisosyal ve şiddet eğilimi olan suçlularda önemli fonksiyonel anormallikler olduğunu ortaya koymaktadır. Yapısal beyin mekanizmalarındaki hasarlar, bireyleri sorumsuz ve psikopatik davranışlara yatkın hale getirebilmektedir. Özellikle korteksteki gri ve beyaz madde hasarları ile otonomik defisitlerin, nörolojik bozukluğu olan hastalarda "psidopsikopatik" kişilik sonuçları doğurduğu gözlemlenmiştir.

Duygusal zeka ve beyindeki amigdala yapısı arasında da güçlü bir bağ bulunmaktadır. Amigdala, duygular ve düşünceler arasındaki uyumun merkezi olarak kabul edilir. Antisosyal bireylerde bu bölgedeki işlevsel sorunlar, düşük sosyal beceri düzeyi ve kişilerarası ilişkilerde başarısızlık olarak tezahür eder. Düşük duygusal zekaya sahip bireyler, sosyal ilişkilerde daha fazla saldırgan davranış sergileme eğilimindedir.

Toplumsal Yaygınlık ve Demografik Veriler

Antisosyal kişilik bozukluğunun toplumdaki görülme sıklığı ve demografik dağılımı şu şekildedir:

Özellikİstatistiksel Veri
Yaşam Boyu Görülme Sıklığı%2 - %3
Cinsiyet DağılımıErkeklerde kadınlara oranla 3 kat daha fazla
Çocuk ve Ergenlerde Görülme Oranı%5
Erişkinlerde Görülme Oranı%4

Bu bozukluk çocukluk çağında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya duygulanım bozuklukları ile maskelenebilir. Belirtiler genellikle 30-35 yaşlarında duraklama dönemine girerken, 40-50 yaşlarında gözle görülür bir azalma sergilemektedir.

Tedavi Yaklaşımları ve Erken Müdahale

Antisosyal kişilik bozukluğu olan bireylerin tedavisi oldukça güçtür; çünkü bu kişiler genellikle kendi istekleriyle değil, dış baskılarla psikoterapiye başvururlar. Tedavi sürecinde temel olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemleri esas alınsa da, bazı durumlarda psikodinamik tekniklerden de yararlanılabilir. Terapistin, danışanın şiddet riskini değerlendirmesi ve karşı aktarım süreçlerine karşı savunmalı olması gerekmektedir.

Erken müdahale programları, özellikle yüksek riskli ailelerde davranış bozukluklarının önlenmesinde etkili olmaktadır. Okul öncesi kreş destekleri, ev ziyaretleri ve ebeveyn eğitim programları, çocukluk çağındaki travmatik etkileri azaltarak bozukluğun gelişimini engelleyebilir. Ergenlik döneminde ise fonksiyonel aile terapisi ve bilişsel problem çözme programları tedavi sürecine dahil edilmelidir.

Etiketler

Psikolojik destekPsikolojik belirtilerAntisosyallikKişilik bozukluğuKişilikKişilik testiKişilik bozukluğu tedavisiKişilik bozukluğunun tanimiKişilik bozukluklarında tanıKişilikte çevresel faktörlerKişilik sorunlarıAntisosyal davranışlarKişilik problemleriKişilik bozulmasıAntisosyal kişilik bozukluğu nedirAntisosyal kişilik bozukluğu belirtileriAntisosyal kişilik bozukluğu tanısıAntisosyal insanlar nasıl davranırAntisosyal kişilik bozukluğu

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Fatma Çelik

Klinik Psikolog Fatma Çelik

Lisans eğitimime Ankara Ufuk Üniversitesinde 5 yıllık süreç tamamlamış olup, Ankara Dış Kapı SSK Hastanesinde almış olduğum klinik eğitim ve teorilerle stajerlik eğitimini tamamladım. Okul süresince ve tamamladıktan sonra çeşitli yönlerde mesleğimi geliştirmek adına eğitimlerime devam ettim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.