Kişilik bozuklukları DSM-IV’de eksen II’de yer almaktadır. Kişilik bozuklukları genel olarak toplumun veya kültürün bekleneninden sapmalar gösteren, iç yaşantıların süreklilik arz ettiği ve buna davranışların eşlik ettiği durumdur diye tanımlanır.

Bu sapmalar bilişsel, örüntü, duydulanım, kişiler arası işlevsellik ve dürtü kontörlü alanlarından en az ikisinde kendisini belli etmektedir. Genelde kişilik bozuklukları ergenlikle veya genç erişkinlikte kendisini belli etmektedir. Toplumda kişilik bozuklukları %10 dolayında görülmektedir.

Kişilik bozuklukları üç küme şeklinde sınıflandırılabilir. Küme A (garip, aykırı) da Şizoid Kişilik Bozukluğu, Paranoid Kişilik Bozukluğu, Şizotipal Kişilik Bozukluğu vardır. Küme B (dramatik, emosyonel) de Antisosyal Kişilik Bozukluğu, histrionik Kişilik Bozukluğu, Narsistik Kişilik Bozukluğu ve Borderline Kişilik Bozukluğu. Küme C (sinirli, korkulu) da ise Çekingen Kişilik Bozukluğu, Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu, Bağımlı Kişilik Bozukluğu olduğunu söyleyebiliriz.

Daha detaylı alacağımız kişilik bozukluğu Borderline Kişilik bozukluğu olacaktır. Borderline Kişilik Bozukluğu toplumda %2-3 oranında görülmektedir ve psikiyatriye başvuran hastaların neredeyse %30-60 oranında Borderline Kişilik Bozukluğu oluşturmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazla yaygınlık göstermektedir.

Borderline kişilik bozukluğu olan hastalar nöroz ve psikoz arasındaki sınırdadır ve sıra dışı stabil olmayan afekt, mizaç, davranış, obje ilişkileri ve benlik imajı ile özellik gösterir. Borderline kişilik bozukluğu insanlar arası ilişkilerde, kimlik duygusunda ve duygulanımda tutarsızlıklar ile itkilerini kontrol etmekte zorluk çekmektedirler. Kendilik ve nesne tasarımları bütünleşmemiştir. Kendileri hakkında tutarlı diyebileceğimiz bir algılayışları yoktur. Egoları zayıf, dürtülerini kontrol etmekte güçlük çeker, terk edilmemek için yoğun çaba harcarlar. İnsanlar onlar için ya aşırı övülmeye değerdirler ya da yerin dibine sokulacak düzeydedirler.

Kendileri hakkında kendilik tasarımları olmadığı gibi bu başkasını tanımlamada da görülür. Örneğin anneleri ya çok iyidir ya da çok kötüdür. Suisid girişimleri vardır, kendilerine zarar verme olasılıkları yüksektir.

Hastalar kısa dönem psikotik epizodlar (mikropsikotik epizod olarak adlandırılır) nadiren tam bir patlama gösteren psikotik kopmalar geçirebilir ve borderline kişilik bozukluğu hastaların psikotik semptomları hemen hemen daima sınırlı, çabuk geçen veya şüpheli durumlardır. Yaşamlarının kederli doğası, tekrarlayıcı kendine zarar verici davranışlara yansır.

Otto Kernberg borderline kişilik bozukluğu olan hastalarda projektif identifikkasyon denen savunma mekanizmasını tanımlamıştır.

Borderline Kişilik Bozukluğu olan hastalardan anamnez alındığında görülmektedirler ki genelde çocuklukta yaşanılan önemli bir kayıp, anne-baba ile olan bağın dengesiz olması, travma, kötü muamele yada duygusal olarak yoksun kalmak gibi tecrübelere dayanmaktadır.

DSM-IV’de Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu Belirtileri:

Borderline kişilik bozukluğunun temel özelliği erken erişkinlik döneminde başlayan kişiler arası ilişkilerde, kendilik imajında ve duygulanımında dengesizlik, ve belirgin dürtüselliktir.

Aşağıdakilerden beşinin (ya da daha fazlasının) olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin dürtüselliğin olduğu sürekli örüntü (DSM-IV)

1.Gerçek ya da hayali bir terkedilmekten kaçınmak için çılgınca çabalar gösterme.

Ayrılma veya reddedilme veya çevrenin kaybı ya da tehlikesi kendilik imajında, duygulanımda, bilişte ve davranışta belirgin değişikliklere yol açar. Bu bireyler çevresel durumlara aşırı duyarlıdırlar. Gerçekçi kısa zamanlı ayrılmalara ve planlardaki kaçınılmaz değişikliklere uygunsuz bir öfke ile cevap verirler.

Terapistin sürenin bittiğine işaret etmesi hali, sevgilinin randevuya birkaç dakika geç kalması ya da telefon aramalarına hemen yanıt verememesi durumunda da reddedilmiş algılar ve tepki verirler. Böyle bir durumu kendilerinin kötü oldukları şeklinde yorumlayabilirler. Terk edilme korkuları yalnız kalmayı tölere edememe ve diğer insanlarla birlikte olma ihtiyaçları ile ilgilidir. Terk edilmeyi önleme çabaları içinde kendine zarar verici ve suisidal davranışlar da olabilir.

2.Gözünde aşırı büyütme (göklere çıkarma) ve yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen, gergin ve tutarsız kişiler arası ilişkilerin olması

Dengesiz ve yoğun ilişkiler kurarlar. Çok çabuk samimi ilişki içine girerler. Kendileriyle ilgilenenleri veya sevgililerini ilk bir kaç görüşmede idealize ederler, sürekli birlikte olmak isterler ve ilişkinin başlangıcında çok özel kişisel bilgilerini paylaşabilirler.

Fakat kolaylıkla bu insanı değersizleştirerek onu yeterince ilgilenmemekle, yeterince vermemekle ve yeterince onunla birlikte olmamakla suçlarlar. Karşılık olarak kendileriyle ilgilenmeleri ve onunla birlikte olmaları kaydıyla, bu bireyler başka insanlara empati yapabilirler ve onlarla ilgilenebilirler. Diğerleri hakkındaki görüşleri cezalandırıcı ve destekleyici kutuplar arasında dramatik değişmeler gösterir.

3.Kimlik karmaşası: Belirgin olarak ve sürekli bir biçimde tutarsız benlik algısı ya da kendilik duyumu

Amaçları, değerleri ve meslekleriyle ilgili düşüncelerinde ani değişiklikler olabilir. Kariyer, cinsel kimlik ve arkadaş seçiminde değişiklikler yapabilir. Kendilerini genel olarak kötü ve şeytansı değerlendirmekle birlikte bazı durumlarda hiç var olmadıkları duygusunu yaşarlar.

Bu tür tecrübeler genellikle anlamlı, destekleyici ve koruyucu bir ilişki yaşamadıklarını düşündüklerinde yaşanır. Yapılandırılmamış iş ve okul ortamlarında başarısız olurlar.

4.Kendine zarar verme olasılığı yüksek en az iki alanda dürtüsellik (örn. para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, pervasızca araba kullanma, tıkanırcasına yemek yeme).

5.Yineleyen intiharla ilgili davranışlar, girişimler, göz korkutmalar ya da kendine kıyım davranışı %3-4 oranında intihar girişimleri, maalesef bazen de kazayla ölümle sonuçlanır. Kesme, ilaç içme, v.s tarzında kendine zarar verici davranışlar ve intihar tehditleri ve teşebbüsleri sıklıkla görülür.

6.Duygulanımda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı duygulanımda dengesizlik (örn. yoğun episodik disfori, irritabilite ya da genellikle birkaç saat süren, nadiren birkaç günden daha uzun süren anksiyete, depresyon)

7.Kendini sürekli boşlukta hissetme.

8.Uygunsuz, yoğun öfke ya da öfkesini kontrol altında tutamama (örn. sık sık hiddetlenme, geçmek bilmeyen öfke, sık sık kavgalara karışma)

Aşırı alaylı, iğneleyici konuşmalar ve sözel patlamalar sergileyebilirler. Öfkenin bu şekilde dışa vurumu sevgili veya ilgilenen kişide ihmal, geri durma ve dışlama sezinlediklerinde ortaya çıkar. Suçluluk, utanç duyguları öfke patlamalarını izler ve kişinin kendisini kötü olarak algılamasını pekiştirir.

9.Stresle ilişkili gelip geçici paranoid düşünce ya da ağır dissosiatif belirtiler.

Aşırı stres durumlarında geçici paranoid düşünceler ve dissosiyatif semptomlar oluşabilir. Fakat bu durumlar ayrı bir tanıyı almalarını gerektirecek siddet ve sürede olmazlar. Semptomlar geçici olarak dakikalar veya saatler sürer. İlginin gerçek veya algılanan geri dönüşü ile belirtilerde düzelme görülebilir.

Dürtüselliğin en sık görülen belirtiyken, duygulanımdaki dengesizlik ikinci sıklıkta görülüyor. Bazı belirti kombinasyonlarının borderline kişilik bozukluğunun varlığını yüksek oranda öngörebileceği söyleniyor.Daha sık bazı kombinasyonlar kendine zarar verici davranışlar ile birlikte ya dengesiz yoğun ilişkiler veya kronik can sıkıntısı hissi; düzensiz ilişkiler ve kimlik sorunları.

Soru- cevap

Borderline olduğumu düşünüyorum ne yapmalıyım?

Öncelikle yukarıda yazılan belirtilerden en az beş tanesinin sizlerde olduğuna kanaat getiriyorsanız mutlaka bir uzmana başvurmalısınız. Uzmana başvurduğunuzda size bir tedavi şeması çıkaracaktır.

Borderline Kişilik Bozukluğu olan birinde ne tür tedaviler uygulanmaktadır?

Borderline Kişilik Bozukluğu tedavisi ilaç ve terapi ile yapılmaktadır. İlaç hastanın kendisini kötü hissettiği dönemlerde uzmanın tavsiyesi üzerine kullanılmaktadır.

Borderline Kişilik Bozukluğu neden kadınlarda daha fazla görülmektedir?

Bununla ilgili çok araştırma yapılmamış olsa bile, ülkemizde kadınların toplumsal olarak ikinci plana atılması nedenlerin başında geldiği söylenebilir.

Borderline Kişilik Bozukluğune ne neden olmaktadır?

Daha çok çocukluk döneminde uzun süreli anne ayrılıkları, çocuğun veya annenin geçirdiği bir travma buna neden olmaktadır.


Diyarbakır Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!