BÖBREK ATARDAMAR ANEVRİZMASI

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Renal Arter Anevrizması (Böbrek Atardamar Balonlaşması) Nedir?
Renal arter anevrizması, toplum arasında yaygın adıyla böbrek atardamar balonlaşması veya baloncuk oluşumu olarak tanımlanır. Vücuttaki pek çok atardamarda görülebilen bu genişlemeler, böbrek damarlarında oldukça nadir gelişmektedir. Tıbbi literatürde görülme sıklığı %0.3 ile %2.5 arasında değişkenlik göstermektedir.
Renal Arter Anevrizmasının Nedenleri
Böbrek damarlarında meydana gelen bu balonlaşmalar, genellikle farklı sistemik hastalıklara eşlik eder. Fibromüsküler displazi, Marfan sendromu, Takayasu ve Behçet hastalığı gibi durumlar anevrizma gelişiminde önemli rol oynar. Bu hastalıkların bulunmadığı vakalarda ise temel nedenler şunlardır:
- Ateroskleroz (Damar sertliği)
- Hipertansiyon (Yüksek tansiyon)
Belirtiler ve Klinik Bulgular
Renal arter anevrizmaları çoğu hastada herhangi bir şikayete yol açmaz ve rastlantısal olarak saptanır. Ancak bazı durumlarda klinik bulgular ortaya çıkabilir. En sık karşılaşılan belirtiler arasında hipertansiyon ve ağrı yer almaktadır. Çok daha nadir ve riskli bir durum olarak, anevrizmanın rüptüre olması (yırtılması) sonucu şiddetli kanamalar meydana gelebilir.
Tanı Yöntemleri ve Teşhis Süreci
Teşhis süreci genellikle karın bölgesine yönelik yapılan ultrasonografi incelemeleri sırasında tesadüfen başlar. Tanının kesinleştirilmesi ve tedavi planlaması için şu yöntemler izlenir:
- Doppler Ultrasonografi: Lezyonun yoğun vasküler (damarsal) yapısını belirlemek için kullanılır.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT) Anjiyografi: Kesin tanının konulmasında temel yöntemdir.
- MR Anjiyografi: BT anjiyografi yapılamayan hastalar için etkili bir alternatiftir.
- Kateter Anjiyografi (DSA): Tedavi planlaması yönünden altın standart kabul edilen yöntemdir.
Tedavi Yöntemleri ve Endovasküler Teknikler
Günümüzde renal arter anevrizmalarının tedavisinde cerrahi ve endovasküler (damar içinden) yöntemler kullanılmaktadır. Cerrahi müdahalenin riskleri nedeniyle, son yıllarda girişimsel radyoloji birimlerinde uygulanan kapalı yöntemler ön plana çıkmıştır.
Kullanılan Endovasküler Teknikler
Anevrizmanın yapısına göre tercih edilen yöntemler şunlardır:
- Basit Koilleme: Dar boyunlu anevrizmalarda metal sarmallarla kapatma işlemidir.
- Balon veya Stent Modelleme Eşliğinde Koilleme: Boyun yapısı genişledikçe kullanılan destekleyici tekniklerdir.
- Akım Çevirici veya Stent Greft: Geniş boyunlu anevrizmalarda en öncelikli tercihtir.
Bu işlemler genellikle lokal anestezi altında, anjiyografi ünitelerinde gerçekleştirilmektedir.
Ne Zaman Tedavi Edilmelidir?
Her böbrek damar balonlaşması acil müdahale gerektirmeyebilir. Tedavi kararı şu kriterlere göre verilir:
| Durum | Tedavi Kriteri |
|---|---|
| Boyut | 2 cm'den büyük olması |
| Eşlik Eden Hastalık | Kontrol edilemeyen hipertansiyon |
| Semptomlar | Şiddetli ağrı veya idrarda kan gelmesi |
| Özel Durumlar | Hamilelik planlayan kadınlarda (2 cm altı olsa dahi) |
Olgu Örneği: Başarılı Bir Embolizasyon İşlemi
55 yaşında kadın hasta, yüksek tansiyon takibi sırasında sol böbrek anevrizması tanısı almıştır. Yapılan anjiyografik incelemede sol renal arterde belirgin bir balonlaşma saptanmıştır.
Tedavi Süreci: Girişimsel radyoloji ünitesinde kılavuz tel yardımıyla anevrizma içerisine mikrokateter yerleştirilmiştir. Mikrokateter aracılığıyla gönderilen koil (metal sarmal) ile anevrizma tamamen kapatılmıştır (embolizasyon). İşlem sonrası yapılan kontrollerde, anevrizmanın artık dolmadığı ve yırtılma riskinin tamamen ortadan kaldırıldığı teyit edilmiştir.
Kaynak: Diagnostic and interventional radiology 2018; 24



