En iyimser tahminle toplumumuzu oluşturan bireylerin % 95 i spor, egzersiz yapmaktan uzaktalar. Eskiden hiç değilse işe gidip gelirken yürüyüş yapan insanlar, şimdi ya kendi otomobilleri ile yada servis araçları, otobüs, minibüs gibi taşıtlara binerek, merdiven çıkmak yerine asansör kullanarak hem kilolu hale geldiler, hemde kasları, eklemleri hareketsizlikten paslanmış teneke insanlar haline. Hal böyle olunca günlük çalışma şartlarında hor kullanılan vücutlar, günlük gerilimlerinde etkisi ile eklemlerde kısıtlanma, kaslarda spazm, tutulmalar, uyuşmalar, ağrılar ile karakterize iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşıyorlar.

Çanta, kamera, fotoğraf makinesi, laptop gibi önceleri hafif olan fakat devamlı taşınmaları halinde giderek ağırlaşan eşyaları taşımak zorunda olanlar, bilgisayar ekranı başında belli pozisyonlarda uzun süre kalanlar, işleri gereği devamlı aşağı bakarak çalışmak zorunda olanlar, saatlerce ayakta kalanlar boyunlarında, sırtlarında yada bellerinde şiddetli ağrılara maruz kalırlar. Bunun sonucunda bel, boyun fıtıkları, adele spazmı, boyun düzleşmesi veya kulunç, fibromiyalji şeklinde rahatsızlıklar tezahür eder. İleri yaşlarda ise çalışmayan eklemlerde kireçlemeler oluşur. Bütün bu saydığımız durumlarda hemen ameliyata karar verilmesi yerine medikal tedavi uygulamak daha gerçekci bir yaklaşımdır. Maalesef son zamanlarda direk bir cerraha gidilmesi daha çok tercih edilir olmuştur. Halbuki tıp fakültesinde okurken bizlere öğretilen ^ önce tıbbi tedavi esastır, ameliyat son seçenek olmalıdır^ prensibini hem biz hekimler hatırlamalıyız hem de halka öğretmeliyiz. Akupunktur tedavisi, fizik tedavi ilk başvurulacak yerler olmalıdır.

Bu bölümlerdeki hekimler gerek görürlerse zaten cerrahi birimlere yönlendirirlerç Yukarıda sayılan olgularda bizim klinik tecrübelerimize göre akupunktur tedavisi Çok isabetli ve akılcı bir tıbi tedavi seçeneğidir. Çünkü bu tarz ağrılı olgularda her hekimin yapabilecekleri sınırlıdır, yani hemen ilaçlara başlanacaktır. Oysa akupunktur uygulayan hekimin ilaç vermeye ihtiyacı yoktur. Çünkü o, vücudun zaten kendisinde var olan ağrı kesicileri, spazm çözücüleri, ruhsal gerginliği azaltıcı hormonları salglıattıracak noktaları bilir ve iğneleri oralara batırarak vücudun kendi kendisini iyileştirmsini sağlar. Maalesef insanlar başlangıçta diğer tedavi seçeneklerini denerler ve eğer iyileşmezlerse yada kullandıkları ilaçlar midelerine, barsaklarına dokunmaya başladığnda veya allerjiye sebep olduklarında akupunktura yönelirler. Sonrada bir çok kez şahit olduğumuz gibi kaybettikleri zamana hayıflanırlar.

Halbuki akupunkturun öncelikle tercih edilmesi bir çok açıdan daha faydalı olacaktır. Ehil ve yasal ellerde uygulandığı takdirde vücuda zararı olmayan akupunktur tedavisi yaptırarak hem kısa sürede sağlığa kavuşmak hem de iş gücü kaybının önüne geçerek konforlu bir yaşama dönmek mümkündür. Akupunktur tedavisinde elbette iğne batırmak esastır ve kullanılan iğneler steril tek kullanımlıktır, özel tekniklerle batırıldıkları için çok acı vermezler. Buna rağmen iğne fobisi olanlara iğnesiz akupunktur yöntemleri uygulanır. Bunlar AWT yani acustik wave terapi yada şok dalga tedavisidir. Bu seçenekte iğne yoktur


İstanbul Pratisyen Hekim uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!