Doktorsitesi.com

Bedensel Belirti Bozukluğu(Somatizasyon Bozukluğu-Hipokondriyazis)

Klinik Psikolog Mert Yuvarlak
Klinik Psikolog Mert Yuvarlak
28 Şubat 2019269 görüntülenme
Randevu Al
Bedensel Belirti Bozukluğu(Somatizasyon Bozukluğu-Hipokondriyazis)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bedensel Belirti Bozukluğu: Tanımı ve Kapsamı

Bedensel belirti bozukluğu, bireyin fiziksel semptomlar üzerine aşırı odaklanması ve bu durumun günlük yaşamını ciddi şekilde kısıtlamasıyla karakterize bir psikolojik durumdur. DSM-4-TR döneminde ağrı bozukluğu, hipokondriyazis ve somatizasyon bozukluğu olarak üç ayrı kategoride incelenen bu yapılar, aralarındaki yoğun örtüşme nedeniyle DSM-5-TR güncellemesiyle tek bir çatı altında toplanmıştır. Belirgin bir bedensel ağrı olmaksızın sadece hastalık endişesi taşıyan bireyler ise bu kümenin bir alt grubu olan Hastalık Kaygısı Bozukluğu kategorisinde değerlendirilmektedir.

Bedensel Belirti Bozukluğu Tanı Kriterleri

Bu bozukluğun teşhis edilebilmesi için klinik olarak belirlenmiş üç temel kriter mevcuttur. Fiziksel belirtilerle ilgili aşırı uğraş ve endişe hali, tablonun merkezinde yer alır. Tanı sürecinde dikkate alınan unsurlar şunlardır:

  • Günlük Yaşamın Etkilenmesi: Bir veya daha fazla bedensel belirtinin (özellikle ağrıların) kişinin rutin yaşantısını bozacak düzeyde rahatsız edici olması.
  • Bilişsel ve Duygusal Yoğunluk: Belirtilere yönelik yoğun kaygı duyulması; kişinin zamanını ve enerjisinin büyük kısmını bu semptomlara harcaması.
  • Süreklilik: Söz konusu semptomların ve kaygı halinin en az 6 ay boyunca kesintisiz devam etmesi.

Psikolojik Faktörler ve Sosyal Algı

Bedensel belirtiler genellikle bir çatışma veya stresör sonrasında tetiklenebilir ya da şiddetlenebilir. Dışarıdan bakan bir gözlemci için bu durum bir sorumluluktan kaçış veya ilgi çekme çabası gibi görünse de, hastanın böyle bir bilinçli algısı yoktur. Şikayet edilen tüm belirtiler kişi tarafından tamamen fiziksel bir gerçeklik olarak deneyimlenir. Özellikle kronik ağrı yaşayan milyonlarca insan için bu durum; iş gücü kaybı, ekonomik maliyetler ve ailevi sorunlara yol açan ciddi bir olgudur. Ayrıca, ağrıya odaklı yaşayan kişilerde ağrı kesici ilaçlara karşı bağımlılık gelişme riski yüksektir.

Bozukluğun Etiyolojisi: Nörobiyolojik ve Bilişsel Yaklaşımlar

Bedensel belirti bozukluğunun nedenlerini açıklayan farklı bilimsel yaklaşımlar bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar, genetik faktörlerin (soya çekim) bu bozuklukta belirleyici bir rol oynamadığını göstermektedir.

Nörobiyolojik Bakış Açısı

Nörobiyolojik araştırmalar, istenmeyen beden duyumları sırasında beynin belirli bölgelerinin aşırı aktif olduğunu saptamıştır. Özellikle anterior insula ve anterior singulat bölgelerindeki yüksek aktivite, fiziksel duyumlara karşı aşırı hassasiyetle ilişkilidir.

Beyin Bölgesiİlişkili Durumlar
Anterior InsulaFiziksel ağrı, rahatsızlık hissi ve duygusal acı deneyimi
Anterior SingulatAnksiyete, depresyon ve stres hormonları ile doğrudan ilişki

Bilişsel Davranışçı Model

Bu model, bireyin belirtiler üzerine aşırı odaklanmasını ve anksiyeteyi besleyen düşünce yapılarını inceler. Bilişsel değişkenler iki ana başlıkta toplanır:

  1. Dikkat Odaklanması: Kişiler sağlıkla ilgili kelimelere ve uyaranlara otomatik olarak daha fazla odaklanır, bunları görmezden gelmekte zorlanırlar.
  2. Yorumlama Hataları: Bedensel duyumlar en olumsuz şekilde yorumlanır. Örneğin, basit bir cilt lekesi kanser olarak algılanabilir. Bu bilişsel önyargı, kortizol seviyesini artırarak fiziksel sıkıntıları daha da alevlendirir.

Bedensel Belirti Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Bedensel belirti bozukluğunun sağaltımında multidisipliner yaklaşımlar tercih edilmektedir. Günümüzde uygulanan temel tedavi yöntemleri şunlardır:

  1. Hipnoterapi: Bilinçaltı süreçlere yönelik destekleyici bir yöntem olarak kullanılır.
  2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Terapistler bu süreçte; bedensel endişeleri tetikleyen duyguları fark etme, hatalı bilişleri değiştirme, "hasta rolünü" söndürme ve eşlik eden depresyon/anksiyete durumlarını çözümleme üzerine çalışırlar.
  3. Farmakolojik Yaklaşım: Özellikle ağrının baskın olduğu vakalarda antidepresan tedavisi etkili olmaktadır. Bilimsel çalışmalar, düşük dozda imipramine (Tofranil) kullanımının kronik ağrı ve ilişkili problemler üzerinde plasebodan daha anlamlı sonuçlar verdiğini kanıtlamıştır.

Etiketler

Bilişsel davranışçı terapiDsm-5bedensel belirti bozukluğubedensel belirti bozukluğunun etiyolojisibedensel bozuklukfarmakolojik yaklaşımbedensel belirti bozukluğu tedavisi

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Mert Yuvarlak

Klinik Psikolog Mert Yuvarlak

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.