Doktorsitesi.com

Bağlanma ve öfke

Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert
Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert
25 Ekim 2018160 görüntülenme
Randevu Al
Bağlanma ve öfke
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bağlanma ve Öfke İlişkisi: Temel Dinamikler

Psikoloji literatüründe öfke ve bağlanma arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar, özellikle çocuğun ebeveynden ayrılması veya bir ayrılma tehdidi ile karşı karşıya kalması durumunda sergilediği tepkilere odaklanmaktadır. Erken çocukluk döneminde kurulan bağın niteliği, bireyin ilerleyen yaşlarda duygularını nasıl yönettiğini ve stres faktörlerine karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını doğrudan etkilemektedir.

Çocukluk Döneminde Ayrılık ve Agresyon: Heinecke ve Westheimer Deneyi

Heinecke ve Westheimer (1966) tarafından gerçekleştirilen klasik bir çalışmada, 13-32 aylık bebeklerin davranışları gözlemlenmiştir. Araştırma kapsamında bir grup bebek iki haftadan az olmamak kaydıyla bir bakım grubuna alınırken, kontrol grubu ailelerinin yanında kalmaya devam etmiştir. Gözlem sonuçları, ailelerinden ayrılan çocuklarda aşırı agresiflik eğiliminin ortaya çıktığını kanıtlamıştır.

Çalışmanın devamında elde edilen veriler, bakım grubundaki çocukların öfke düzeylerini çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır:

Gözlem GrubuÖfke ve Agresyon Düzeyi
Kontrol Grubu (Aile Yanı)Normal Seviye
Bakım Grubu (Ayrılık Yaşayan)4 Kat Daha Fazla Öfke

Deney grubundaki çocuklar evlerine döndükten 10 hafta sonra yapılan testlerde, iki grup arasındaki saldırgan tavır farkının ortadan kalktığı görülmüştür. Ancak, çocukların eve dönüşünü takip eden aylarda annelerine karşı duygu ikilemi (ambivalans) ve düşmanca tavırlar sergiledikleri anne raporları ile kayıt altına alınmıştır.

Yetişkinlikte Bağlanma Stilleri ve Kişilik Özellikleri

Main ve arkadaşlarının (1995) yürüttüğü çalışmalar, çocukluktaki bağlanma deneyimlerinin yetişkinlikteki yansımalarını üç ana kategoride ele almaktadır. Bu stiller, bireyin geçmiş yaşantısını nasıl anlamlandırdığı ve bugünkü ilişkilerine nasıl yansıttığı ile yakından ilişkilidir.

1. Güvenli (Bağımsız) Bağlanma Stili

Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler, geçmişteki bağlanma yaşantılarına ve bu deneyimlerin kişilikleri üzerindeki etkisine değer verirler. Geçmişteki ilişkileri olumlu ya da olumsuz olsun, bu kişilerin betimlemeleri genel olarak tutarlı ve açık bir yapı sergilemektedir.

2. Saplantılı Bağlanma Stili

Bu stile sahip bireyler, geçmiş yaşantılarıyla aşırı derecede meşguldür ve anılarını takınaklı bir şekilde anlatırlar. Anlatımlarında tutarlılık ve açıklık gözlenmezken, ebeveynleriyle olan geçmiş deneyimlerini tasvir ederken yoğun bir kızgınlık duygusu dışa vururlar.

3. Kayıtsız Bağlanma Stili

Kayıtsız bireyler, özgürlüklerine aşırı önem verirken çocukluk anılarını hatırlamakta güçlük çekerler. Ebeveynlerini idealleştirme eğiliminde olan bu kişiler, geçmişteki olumsuz yaşantıların kişilikleri üzerinde bir etkisi olmadığını savunarak tutarsız bir tutum sergilerler.

Bağlanma Bozuklukları ve Psikopatolojik Yansımalar

Bebeklik döneminde yaşanan aksaklıklar veya duygusal ihtiyaçların yeterince karşılanmaması, ilerleyen dönemlerde çeşitli patolojilere zemin hazırlamaktadır. Özellikle saplantılı bağlanma stiline sahip kişilerde, sahte ve savunmacı bir kendilik yapısı gelişebilmektedir. Birey kendisini değersiz gördüğü durumlarda, hissettiği acıyı öfke yoluyla ifade etme eğilimi gösterir.

Bu bireylerin temel kaygısı, kendileri için hayati öneme sahip olan "birincil başkası" (ebeveyn veya partner) tarafından sağlanan ilgi ve hizmet olmaksızın yaşamlarını sürdüremeyecekleri düşüncesidir. Bireyin ayrılma-bireyselleşme çabası, terk edilme depresyonuna yol açarak savunmacı bir mekanizmayı harekete geçirmektedir.

Savunma Mekanizmaları ve İlişki Dinamikleri

Savunmaya geçen bireyler, öfkelerini ifade ederken farklı yöntemler kullanmaktadır. Bu eğilimler bireyden bireye şu şekillerde değişkenlik gösterir:

  • Öfkeyi içe atma
  • Öfkeyi kontrol etme
  • Öfkeyi dışa yöneltme

Buna karşın, güvenli bağlanma stiline sahip bireyler partnerlerine kolaylıkla yaklaşabilir ve bağlı olmaktan mutluluk duyarlar. Bu kişilerde terk edilme kaygısı veya yakınlıktan duyulan rahatsızlık gözlenmez. Yüksek özsaygı ve güven duygusu sayesinde, stres faktörlerine karşı destek alabilir, kendilerini açmaktan (self-disclosure) çekinmez ve ilişkilerinde yapıcı bir tutum sergilerler. Diğer stillere oranla daha az fiziksel belirti ve ölüm kaygısı yaşarlar.

Etiketler

ÖfkeBağlanmaÖfkenin içe yönelmesiÖfkenin dışa yönelmesiBağlanma problemleriBağlanma sorunu nedenleriBağlanma sorunlarının nedenleri

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert

Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.