Doktorsitesi.com

Bağışıklık Sistemi ve Düşük İlişkisi

Op. Dr. Seval Taşdemir
Op. Dr. Seval Taşdemir
6 Aralık 2018172 görüntülenme
Randevu Al
Bağışıklık Sistemi ve Düşük İlişkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gebelikte Bağışıklık Sistemi ve Önemi

Hamilelik dönemi, vücudun biyolojik yapısında ve bağışıklık sisteminde köklü değişimlerin yaşandığı kritik bir süreçtir. Bu değişimler nedeniyle, hem gebelik planlayan bireylerin hem de mevcut hamilelerin sağlık durumlarına azami dikkat göstermesi gerekmektedir. Bağışıklık sisteminin bu süreçteki rolünü anlamak, sağlıklı bir gebelik süreci için hayati önem taşır.

Gebelikte Bağışıklık Sisteminde Yaşanan Değişimler

Hamilelik süresince bağışıklık sistemi, vücudun fetüsü bir tehdit olarak algılamaması için stratejik bir şekilde geriler ve daha savunmasız bir hale gelir. Bu süreçte hCG hormonu ve diğer hormonal dalgalanmalar, sistemin işleyişini doğrudan etkileyen temel unsurlardır. Ancak bazı durumlarda bağışıklık sistemi embriyoyu yabancı bir oluşum olarak kodlayarak onunla savaşmaya başlayabilir.

Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde, doğurganlığı olumsuz etkileyen immünolojik uyuşmazlık tabloları görülebilmektedir. Embriyo, her iki ebeveynden de genetik materyal aldığı için anne vücuduna tam uyum sağlayamadığında bağışıklık sistemi tarafından reddedilebilir. Bu durum, vücudun embriyoyu yabancı bir doku gibi algılamasına ve sonuç olarak bağışıklık sistemi kaynaklı düşüklerin yaşanmasına yol açar.

Bağışıklık Sistemine Bağlı Düşüklerin Temel Nedenleri

Sağlıklı bir gebeliğin sürdürülmesini engelleyen pek çok immünolojik ve çevresel faktör bulunmaktadır. Bu faktörler, embriyonun anne vücudu tarafından reddedilme riskini artırır. Başlıca nedenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Anne adayının yeterli düzeyde koruyucu hücre üretememesi,
  • Kanda anormal seviyelerde inflamatuar sitokin üretimi,
  • Çölyak hastalığı ve Lupus gibi otoimmün rahatsızlıklar,
  • Çikolata kisti (endometriozis) ve Polikistik Over Sendromu (PKOS),
  • Yüksek stres seviyesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları.

Bağışıklık Sistemi Kaynaklı Düşükler Önlenebilir mi?

Bir düşük yaşandıktan sonra, bu durumun kök nedenlerinin detaylı bir şekilde araştırılması gerekir. Eğer düşüğün genetik bir nedene dayanmadığı saptanırsa, odak noktası bağışıklık sistemi incelemeleri olmalıdır. Sorunun kaynağını netleştirmek adına doku analizi ve bağışıklık testleri yapılması kritik bir adımdır.

Genetik açıdan sağlıklı bir embriyonun tutunamadığı veya kalp atışı alındıktan sonra kaybın yaşandığı durumlarda, ailedeki oto-immün hastalık geçmişi mutlaka sorgulanmalıdır. Gerekli tetkiklerin ardından, genellikle endometrial biyopsi ile desteklenen bir tedavi süreci başlatılır.

Uygulanan Tedavi ve Protokoller

Bağışıklık sisteminin embriyoyu bir tehdit olarak görmesini engellemek amacıyla günümüzde modern tıbbi yöntemler uygulanmaktadır. Bu kapsamda tercih edilen başlıca tedaviler şunlardır:

Tedavi YöntemiUygulama İçeriği
Bağışıklık AşılarıMonosit ve lenfosit aşıları
İlaç TedavileriSteroid protokolleri ve destekleyici ilaçlar
İntravenöz Uygulamalarİntravenöz immunglobulin (IVIG) ve intravenöz lipid tedavileri

Bu tedavi yöntemleri, vücudun embriyoya karşı tolerans geliştirmesini sağlayarak gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesine yardımcı olmayı hedefler.

Etiketler

Bağışıklıkvücut bağışıklığıbağışıklık sistemimizbağışıklık sistemine bağlı düşük yapmakbağışıklık sistemine bağlı düşükbağışıklık sistemine bağlı düşük doğumu yapmak

Yazar Hakkında

Op. Dr. Seval Taşdemir

Op. Dr. Seval Taşdemir

Op. Dr. Seval TAŞDEMİR, 1962 yılında Manisa'da doğmuştur. ilk orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamlamış olup 1987 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise Zeynep Kamil Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde yapmış ve Kadın Doğum Uzmanlığı eğitimini tamamlamıştır.. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.