Astım: Fark Edilmeyen Alerjinin Son Durağı

Ta ki bir gün nefesi duyulana kadar. İşte o gün, astım kelimesi ilk kez yüksek sesle söylenir. Ve herkes aynı soruyu sorar:
“Nasıl oldu?”
Oysa doğru soru şudur: “Ne zamandır oluyordu?” Çünkü astım çoğu zaman aniden başlamaz.
Sessizce gelir, alışılmış belirtilerin içine saklanır. Ve çoğu zaman, fark edilmemiş bir alerjinin son durağıdır.
Astım bir sabah ansızın ortaya çıkmaz. Bir gecede başlamaz.Bir tek hastalıkla açıklanamaz.
Astım, uzun bir yolculuğun son tabelasıdır. Ve o yolculuk,çoğu zaman yıllar önce fark edilmemiş,
hafife alınmış, alışılmış bir alerjiyle başlar.
“Alerji sessizdir. Astım gürültülü.”
Bu yüzden astım fark edilir, alerji ise çoğu zaman görmezden gelinir. Oysa tıbbi gerçeklik nettir:
Astım, çocukların büyük bir kısmında gökten düşmez. Altında bir hikâye vardır. Ve o hikâye neredeyse her zaman üst solunum yollarında başlar. Burunla.
“Biraz tıkalı.”
“Mevsimsel.”
“Zaten hep böyle.”
Bu cümleler tanıdıktır. Çünkü alerji genellikle böyle anlatılır.Küçük kelimelerle, yumuşak sıfatlarla,
önemsizleştirilerek. Aileler alışır. Çocuk alışır. Çevre alışır. Ve alışılan şey, bir süre sonra görünmez olur. Oysa vücut alışmaz.
Burun mukozasında başlayan alerjik iltihap, yıllar içinde alt hava yollarına doğru ilerler. Bu bir ihtimal değildir. Bu bir zincirdir. Burun ve akciğer ayrı organlar değildir; aynı sistemin devamıdır. Tıpta buna “tek hava yolu” yaklaşımı denir. Ama gündelik hayatta bu bilgi nadiren karşılık bulur. Sonra tablo yavaş yavaş genişler. Burun akıntısı kalıcı olur.Gece öksürükleri eklenir. Soğuk algınlıkları uzar. Her enfeksiyon biraz daha ağır geçer. Ama hâlâ kimse telaşlanmaz.
Çünkü çocuk ateşsizdir. Çünkü aralarda iyidir. Çünkü hayat devam etmektedir. İşte en tehlikeli cümle burada kurulur:
“Arada iyi oluyor.” Oysa kronik hastalıklar, zaten aralarda iyi olur. Uzun süre kontrolsüz kalan alerji, bronşları da hassaslaştırır. Önce sporla zorlanma başlar. Koşunca öksürük olur. Merdiven çıkınca nefes fark edilir. Ama bu fark, çocuk tarafından çoğu zaman dile getirilmez. Aile tarafından ise sıklıkla fark edilmez. Sonra hırıltı eklenir. Gece uyanmaları olur. Soğuk hava, toz, koku tetikleyici hâle gelir.
Ve bir gün, ilk kez “astım” kelimesi söylenir. O an herkes şaşırır.
“Nasıl yani?”
“Hiç beklemiyorduk.”
“Birden mi oldu?”
Ama geriye dönüp bakıldığında, hiçbir şey birden olmamıştır. Her belirti oradadır. Yıllardır.
Sadece bir araya getirilmemiştir. Astım tanısı konduğunda tablo değişir. İlaçlar ciddileşir. Takip sıklaşır. Kelimeler sertleşir. Aile ilk kez gerçekten korkar. Oysa aynı ciddiyet,aynı takip, aynı süreklilik alerji döneminde olsaydı…Belki de astım kelimesi hiç gündeme gelmeyecekti.
Astım çoğu zaman “en kötü senaryo” gibi algılanır. Ama tıbbi açıdan bakıldığında, asıl sorun astımın kendisi değil, oraya gelene kadar geçen sessiz yıllardır. Çünkü astım, çoğu zaman ihmal edilmiş bir sürecin sonucudur.
Bir çocuk doktoru olarak şunu net söylemek gerekir:
Astım tanısı alan birçok çocuğun dosyasında, yıllar öncesine ait alerji notları vardır. Ama o notlar, hiçbir zaman ana başlık olmamıştır. Alerji “idare edilmiş”, ataklar “geçiştirilmiş”,sessiz dönemler “iyilik” sanılmıştır. Oysa alerji, kendi hâline bırakıldığında iyileşmez. Sessiz kaldığında bile çalışır.Dokuya işler. Bronşları hazırlar. Ve biz tam da o sessizlikte, en büyük yanılgıyı yaşarız.
Astım tanısı alan çocukların önemli bir kısmı, aslında geç kalınmış alerji hastasıdır. Bu cümle rahatsız edicidir. Ama gerçektir.
Son Söz
Astım bir son değildir. Ama güçlü bir uyarıdır. Geriye dönüp şunu sordurur:
“Biz bu noktaya gelmeden önce, yeterince bakmış mıydık?”
Bu seri şunu anlatmak için yazıldı: Alerji hafif değildir.Sadece sessizdir. Ve sessiz hastalıklar,
fark edilmedikçe yol alır. Astım, fark edilemeyen alerjininson durağıdır. Ama o durağa gelmeden önce çok sayıda çıkış vardır. Yeter ki bakmayı, dinlemeyi ve ciddiye almayı erken öğrenelim.








