Aşırı doz tıp uygulamalarının kime yararı var?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Modern Tıpta Klinik Değerlendirmenin Kaybı ve Test Odaklı Yaklaşım
Günümüz tıp pratiğinde bir hekim, hastasının öyküsünü dinlemeye ne kadar az zaman ayırır ve kendi klinik değerlendirmesine ne kadar az güvenirse, o kadar fazla test talep etmektedir. Bu durum, hastaların eski tetkiklerini yanlarında getirmemelerine ve hekimlerin meslektaşlarının sonuçlarını dikkate almadan sürekli yeni tetkikler istemelerine yol açmaktadır. Sonuç olarak, tanı konulamamış ancak kısa sürede tekrarlanmış sayısız kan tahlili ve görüntüleme raporu birikmektedir. Özellikle Kadın Hastalıkları alanında ultrason, klinik muayeneye yardımcı bir araç olmaktan çıkıp asıl muayene yöntemi haline dönüşmüştür.
Klinik Muayene Yapılmamasının Riskleri
Hastayı dinlememek ve fiziksel muayene yapmamak, birçok ciddi hastalığın atlanmasına neden olmaktadır. Kadın Hastalıkları uzmanları için vajinal spekülüm ve pelvik muayene yapılmadan kanser lezyonlarını, HPV enfeksiyonlarını, dış gebelik olgularını veya endometriozisi anlamak imkansızdır. Bu yanlış alışkanlık, hastaların bile muayene yerine doğrudan ultrason talep etmesine yol açacak boyuta ulaşmıştır. Unutulmamalıdır ki; klinik değerlendirmeden kaçınan bir kişi, hekim değil ancak teknisyen olabilir.
İnsidentaloma: Tesadüfi Bulguların Yarattığı Tehlike
Laboratuvar tetkiklerinin kliniğin önüne geçmesinin en büyük risklerinden biri "insidentaloma" yani tesadüfen bulunan, ancak klinik önemi olmayan görüntülerdir. Araştırmalar, tüm vücut tomografisi (CT) çekilen sağlıklı bireylerin %37'sinde iç organlarda anormal bulgulara rastlandığını göstermektedir. Bu durum şu riskleri beraberinde getirir:
- Hastalık oluşturmayan bulguların gereksiz yere takip edilmesi.
- Endüstrinin tetiklediği "aşırı dozda tanı ve tedavi" süreçleri.
- Zararsız kistler veya urlar nedeniyle yapılan gereksiz cerrahi müdahaleler.
- Çocuk arzusu olan hastaların gereksiz yere acil tüp bebek tedavilerine alınması.
Görüntüleme Teknolojilerinde Aşırı Kullanım ve Radyasyon Riski
Türkiye'de bilgisayarlı tomografi (CT) kullanımı yıllar içinde dramatik bir artış göstermiştir. CT, normal bir röntgenin 400 katı kadar radyasyon yaymaktadır. Uluslararası çalışmalar, çekilen tomografilerin en az üçte birinin gereksiz olduğunu ortaya koymaktadır.
| Yıl | CT Uygulanan Hasta Sayısı (Milyon) |
|---|---|
| 2008 | 5 |
| 2010 | 7,5 |
| 2012 | 10 |
| 2014 | 12,5 |
ABD'de gelecekteki kanser vakalarının %2'sinin CT kaynaklı radyasyonla bağlantılı olacağı öngörülmektedir. Buna rağmen, ekonomik bir yük oluşturan MR ve PET-CT gibi yöntemler de kontrolsüzce artmaya devam etmektedir.
Sağlıkta Dönüşüm ve Ekonomik Göstergeler
OECD verilerine göre Türkiye, MR çekim sayısında bin kişi başına 67,2 ile birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır. Sağlık harcamaları Almanya'da kişi başı 4884 dolar iken, Türkiye'de 984 dolardır. Bu kısıtlı kaynaklara rağmen teknolojiye ödenen payın yüksekliği dikkat çekicidir. 2002 yılında bir hastanın yıllık hekime gitme sayısı 3 iken, günümüzde bu sayı 8'e çıkmıştır. Ancak bu artış, hekimin hastaya ayırdığı süreyi 5 dakikaya indirmiş ve ilaç tüketimini 750 milyon kutudan 1,9 milyar kutuya yükseltmiştir.
Tarama Testleri ve Yanıltıcı Tedavi Kriterleri
Aşırı tıp uygulamaları sadece görüntüleme ile sınırlı değildir. Toplum taramalarında kullanılan bazı yöntemler ve değişen tanı kriterleri de tartışmalıdır:
- PSA Ölçümü: Prostat kanseri taramasında rutin kullanım, gereksiz biyopsi ve travmalara yol açtığı için sınırlandırılmıştır.
- Hipertansiyon ve Şeker: Tanı eşik değerlerinin sürekli değiştirilmesi, sağlıklı insanların ilaç kullanımını artırmaktadır.
- Osteoporoz (BMD): 65 yaş altı kadınlarda her yıl yapılan kemik yoğunluğu ölçümleri, çoğu zaman gereksiz ilaç kullanımına ve yan etkilere neden olmaktadır.
- Hormon Tedavileri: Bir dönem "gençlik pınarı" olarak sunulan östrojen tedavilerinin, aslında kalp hastalıklarını önlemediği yıllar sonra anlaşılmıştır.
Gelecek İçin Çözüm Önerileri
Global tıp endüstrisinin etkisi altındaki sağlık politikalarından kurtulmak için şu adımlar atılmalıdır:
- Kaynaklar, teknolojik taramalar yerine koruyucu tıp ve eğitime yönlendirilmelidir.
- Sağlık politikaları popülist yaklaşımlardan uzak, siyaset üstü bir kurum tarafından yönetilmelidir.
- Sivil toplum kuruluşları ve tıp dernekleri süreçlerde daha fazla sorumluluk almalıdır.
- Özel sağlık kuruluşlarının sadece kâr getiren testlere odaklanması önlenmelidir.
- Sağlık profesyonelleri, endüstrinin ucuz iş gücü olmaktan çıkarılmalıdır.
Son Söz: O kadar fazla test yapıyor ve abartılı tedaviler uyguluyoruz ki; yakında toplumun tamamı hasta kabul edilecek bir noktaya gelecektir.
Prof. Dr. Kutay Biberoğlu

