ANI YAKALAMAYA ÇALIŞIRKEN GELEN DEPRESYON

Duygusal iniş çıkışlardan kendimizi korumaya çalışırız ki yaşam boyu hedefimiz sürekli dengeyi tutturmak ve dengeyi koruyabilmek çabasıyla geçer ve fark ederiz ki bu gerçekten çok önemli bir yaşam becerisidir.
Depresyon, üzücü durumlardan ve acı verici hayat deneyimlerinden sonra da oluşabileceği gibi hayatın beklentilerini karşılayamadığımızı düşündüğümüz yaşam süreçlerinde de meydana gelebilir.
Kendimizin farkında olmaksızın varoluşumuzun dinlemeyi bırakıp, başkalarının idealleri üzerinede yürüme kendini unutarak isteklerini sormaksızın yaptığı karşılaştırmalar sonrası dünyanın adaletsiz olduğunu, omuzlarımıza taşıyabileceğimizden fazla yük bindiğini düşündüğümüzde de depresyon oluşabilir. Bazen depresyon bizi kendi içimizde bir değişiklik yapmaya ve yeni bir alanda aksiyon almaya da itebilir, hareketsiz kılabilir ya da an içinde mutluluk arama kaygısına dönüştürebilir.
Düşüncelerimiz duygularımızı, olaylara bakış açımızı ve yaşamda bir mana inşaa ederken, duygular bedenimize yerleştikçe düşünceleri bazen daha kolay onarabiliyor fakat duygularımızı onarmak zaman alıyor. Duygularımızı çoğu zaman başkaları onarmasını beklerken daha büyük bozulmalar oluyor. Halbuki her birey kendi inşaa ettiği o yapıda duygularını onarabilir; zaman, sabır, şefkat ve merhametli bir yargısız kabul ile.
“ DÜŞÜNCELERİ ONARMAK KOLAYDIR DUYGULARI ONARMAK İSE ZAMAN VE EMEK İSTER”
İnsan zihni sıklıkla geçmişte ve gelecekte yaşar. Ya bizi mutsuz eden anıları düşünür veya gelecekte yaşayacağımız tatlı günleri düşlerini kurarız. Geçmiş veya gelecekte yaşayan bir zihin ise mutsuz bir zihindir. Şimdi ve şu anda olmama hali yani uçuşan bir zihin bizi mutsuz eder çünkü geçmiş anılarımız ve gelecek hayallerimiz arasında sarkaç gibi sallanır durur.
Bu durumu dengelemenin en iyi yöntemi geçmişten ders alarak bugünkü hayatımızda hedefler belirlemememiz, plan ve programlarımızı yaparak yaşam sürecimizi devam ettirirken kendi duygularımızla da barışık ve kabullenici bir tarzda yaşamaya devam etmemizdir.
VE ŞİMDİ !!!
Anda kalabilmek..
Gerçeklik ve çözüm ne geçmişte ne de gelecekte aramak….
Çünkü gerçekliğin şu anda olduğunu bilmek …
Belki de bizi üzen ne geçmiş ne gelecektir. Bu anda bizi rahatsız eden şeyleri bulmak bizim için en önemlisidir. Burada iki kavramı birbirine karıştırmamak farkındalığımıza odaklanmak çok önemlidir. Hep hüzünlerimiz anı yakalama yanı an için yaşama telaşından.
Anın içinde mutluluk aramak zorunda mıyız? Yoksa önümüze geleni zarif bir kucaklamayla anın içindeki tüm duyguları kucaklamalı mıyız?
Tüm duygular kucaklanmalı her birinde varoluşumuzun bir parçası gizli unutmamalı. İyi ve kötüye giden ayrımda bir taraf olmaksızın farkındalığımızı kendi duygularımıza yöneltirken, tamda o anda farkına vardığımızda başkasından beklediğimiz şefkati kendimize yönlendirmeliyiz. Yaşamın esnekliğini duygularda taraf almaksızın içimizde hissetmek.. işte bu farkındalıklı bir varoluş…
An için yaşamak bizde haz duygusunu artıracak fakat Anı yaşamak bize ise bizi mutlu eden şeyler arasında onları seçerek ve ayırt ederek hayattan keyif almanın yolunu açacaktır.
Anda kalmak, elini taşın altına koymaktır, farkındalığını yaşamaktır. Anın içinde hoşa giden veya gitmeyen her şey bir arada olabilir. İyi kötü acı tatlı ne varsa o anı bütün benliğimizle duyumsamak ve farkına varmak aslında gerçekten yaşamaktır.
Sadece fark etmek sizin korunmasız bir alana taşır. Olayların etkisinden kurtulamaz ve zihinsel refahımızı koruyabiliriz . Yargılarımızı oluştururken fark etmeli ve geçmiş ve gelecek arasında elde ettiğimiz bilgi ve deneyimleri kullanmalıyız. Farkındalıksız bir yaşam bize gerçek olamayan iç görüsüz sahte bir iyilik olma hali getirmekten başka bir işe yaramaz.
Ve duygularımıza kucak açarak, yaşadıklarımızı an içinde hayatımızın akışını kabul ederek yaşamak ve geçmişin tozlarını bir an için üzerinizden yaşanmışlıklar olarak naifçe bırakmak… varoluşumuzu depresyon ve ona eşlik eden kaygı ile arasına mesafe koyacaktır.



