Bağımlılık?

Bir maddenin veya alkolün belirgin bir etkiyi elde etmek için alınması sürecinde ortaya çıkan, bedensel, ruhsal ya da sosyal sorunlara rağmen alımının devam etmesi; bırakma isteğine rağmen bırakılamaması, aynı etkiyi elde edebilmek için giderek alınan madde/alkol miktarının artırılması ve alma isteğinin durdurulamaması durumudur*.

Alkol Bağımlılığı

1849 yılında Magnus Huss günümüzde halen kullanılan “alkolizm” terimi ile “deliryum tremens” ve “kronik alkolizm” tanımlamalarını yapmıştır*. 1992’de National Council on Alcoholism, alkol bağımlılığını içki üzerinde kontrolün kaybedildiği, içkinin bedensel, ruhsal, sosyal ve yasal sorunlara yol açacak biçimde içildiği, süreğen ve ilerleyici bir hastalık olarak tanımlamıştır*. Bugün alkolizm; kişilik özellikleri, öğrenme mekanizmaları, psikoanalitik dinamikler, psikososyal etkenler, aile sistemleri temelinde ele alınmasının yanısıra, alkolün psikofarmakolojisi, genetik yapı, biyolojik yatkınlık, psikiyatrik ve tıbbi ek tanı gibi farklı birçok yönden de ele alınmaktadır *.
*akt: Çarkcı, 2014

Alkol bağımlılığı, bireyin beden ve ruh sağlığını, aile, toplum ve iş uyumunu bozan bir hastalıktır(Öztürk ve Uluşahin, 2016).

Alkol bağımlılığının en önemli özelliği içme üzerindeki özdenetimin yitimidir, bu özellik normal içme ile alkol kullanım bozuklukları arasındaki sınırın belirlenmesine de yardımcı olmaktadır

Alkol kullanan herkes bağımlı mıdır?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1960 yılında alkol bağımlılığını “Kişinin alkol kullanmasının iş yaşantısına engel olmasının değil iş yaşantısının kişinin alkol kullanmasına engel olduğunu düşünmeye başlama” şeklinde tanımlamıştır (Akt: Gürgen, 2017).

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM)’nin 1952’deki ilk baskısı ve sonraki baskıları değerlendirildiğinde yıllar içerisinde alkol/madde kullanım bozukluklarına ayrılan bölümlerin oranındaki artış dikkat çekmektedir

Tanısal Gelişimi

DSM’nin ilk yıllarında alkol kullanımına ilişkin bilgiler bir sayfa ile sınırlı kalmakla birlikte sosyopatik kişilik bozukluğu başlığı altında incelenmiştir.

İlk kez DSM-III ile kötüye kullanım ve bağımlılık arasında ayrım yapılmıştır.

DSM-IV, kötüye kullanım ile bağımlılık arasındaki farkı devam ettirmiştir

DSM-5’te Madde ile ilişkili Bozukluklar ve Bağımlılık Bozuklukları ana başlığı altında Alkol Kullanım Bozukluğu (AKB) ismiyle yer almıştır, zararlı kullanım ve bağımlılık gibi kavramlar ortadan kaldırılmıştır.

Tanı Ölçütleri

DSM-5 Tanı Ölçütleri;
A. On iki aylık bir süre içinde, aşağıdakilerden en az ikisi ile kendini gösteren, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da işlevsellikte düşmeye yol açan, sorunlu bir alkol kullanım örüntüsü:
1. Çoğu kez istendiğinden daha büyük ölçüde ya da daha uzun süreli olarak alkol alınır.
2. Alkol kullanmayı bırakmak ya da denetim altında tutmak için sürekli bir istek ya da bir sonuç vermeyen çabalar vardır.
3. Alkol elde etmek, alkol kullanmak ya da yarattığı etkilerden kurtulmak için gerekli etkinliklere çok zaman ayrılır.
4. Alkol kullanmaya içinin gitmesi ya da alkol kullanmak için çok büyük bir istek duyma ya da kendini zorlanmış hissetme.

5. İşte, okulda ya da evdeki konumunun gereği olan başlıca yükümlülüklerini yerine getirememe ile sonuçlanan, yineleyici alkol kullanımı.
6. Alkolün etkilerinin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici toplumsal ya da kişilerarası sorunlar olmasına karşın alkol kullanımını sürdürme.
7. Alkol kullanımından ötürü önemli birtakım toplumsal, işle ilgili etkinliklerin ya da eğlenme-dinlenme etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılması.
8. Yineleyici bir biçimde, tehlikeli olabilecek durumlarda alkol kullanma.
9. Büyük bir olasılıkla alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici bedensel ya da ruhsal bir sorunu olduğu bilgisine karşın alkol kullanımı sürdürülür.

10. Aşağıdakilerden biriyle tanımlandığı üzere, dayanıklılık (tolerans) gelişmiş olması:
a. Esrikliği ya da istenen etkiyi sağlamak için belirgin olarak artan ölçülerde alkol kullanma gereksinimi.
b. Aynı ölçüde alkol kullanımının sürdürülmesine karşın belirgin olarak daha az etki sağlanması.
11. Aşağıdakilerden biriyle tanımlandığı üzere, yoksunluk gelişmiş olması.
a. Alkole özgü yoksunluk sendromu
b. Yoksunluk belirtilerinden kurtulmak ya da kaçınmak için alkol (ya da benzodiyazepin gibi yakından ilişkili bir madde) alınır.
Bu tanı ölçütlerinden;
 2-3 belirtinin olması ağır olmayan alkol kullanım bozukluğu,
 4-5 belirtinin olması orta derecede alkol kullanım bozukluğu,
 6 ya da daha fazla belirtinin olması ağır derecede alkol kullanım bozukluğuna işaret eder.

Sıklık ve Yaygınlık
Türkiye Ruh Sağlığı Profili araştırmasına göre 12 aylık yaygınlık kadınlarda %0.1; erkeklerde ise %1.7 düzeyinde genel toplumda %0.8 olarak bulunmuştur*.

Yaygınlık odaklı yapılan genel taramada ise alkol bağımlılığı oranı %0.08 ile %8.5 arasında bulunmuştur*.

*Öztürk ve Uluşahin, 2016

2003 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan Dünya Sağlık Taraması Çalışmasına göre; Türkiye’de 18 yaş üzeri nüfusta yaşamboyu alkol kullanımı oranı %18.9, alkol kullanım bozukluğu oranı %1.1 olarak saptanmıştır*.

Alkol bağımlılığı en çok 22-35 yaşları arasında görülmektedir*.

Neden ve Nasıl?

Alkol kullanım bozukluğu nedenleri arasında biyolojik faktörlerden genetik faktörler başta olmak üzere birçok faktör rol oynamaktadır.

Genetik Faktörler…
Alkol kullanım bozukluğu tanısı alan olgularda genetik faktörlerin rolü %40-60 arasında değişkenlik göstermektedir. Alkol kullanım bozukluğu olan hastaların çocuklarında bağımlılık riski 3-4 kat daha fazladır. Diğer açıdan bakıldığında evlat edinme çalışmalarında biyolojik ebeveyninde alkol kullanım bozukluğu olan alkol kullanım bozukluğu olmayan ebeveynlerin çocuklarında alkol kullanımı daha fazla saptanmıştır. Bu da genetik faktörlerin etkisini göstermektedir

Psikolojik Faktörler…
Alkol kullanımı ve alkol bağımlılığı üzerine geliştirilen birçok teori alkol kullanımını gerginlik azaltma, kişinin daha güçlü hissetmesini sağlama ve travmatik yaşantıları azaltma gibi sebeplere bağlamaktadır. Alkol kullanımı ile ilgili problem yaşayan kişilerin kaygılarını azaltmak, gündelik stres faktörleriyle kolay baş edebilmek amacıyla alkol kullandıkları gözlemlenmiştir.

Gürgen, 2017

a.Psikanalitik Pencereden Bakıldığında

Psikanalitik açıdan bakıldığında gelişim evrelerinde aşırı baskıcı ve cezalandırıcı süperegoya sahip kişiler, yaşadıkları bunaltı hislerini alkol alarak azaltma eğilimi gösterirler (*). Nesne ilişkileri bakış açısıyla bağımlılık; sevgi nesnesinin kazanılması ve kaybedilmesi süreci olarak ele alınmaktadır. Bağımlılık, sorunlu nesne ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmakta, alınan alkolün etkisi azaldığında rahatlık ve güven hissi yerine güvensizlik sıkıntı hissi baş gösterir ve kişi bu ambivalan durumlar arasında gider gelir (*). Çocukluk çağında yaşanan travmalar kişilerin alkol ile bu tarz bir ilişki kurmasına neden olmaktadır (*).

*Akt: Gürgen, 2017

b.Davranışçı Pencereden Baktığımızda

Davranışçı teorilere bakıldığında daha çok gözlenebilen ve ölçülebilen davranışların üzerinde durulmuştur. Alkol almaya ilk başlandığı zamanlarda alkolün keyif alma ve ödüllendirici etkisi alkol alımını pozitif yönde desteklemektedir ve genel popülasyon üzerinde içme alışkanlığının ilerlemesinde önemli rol oynamaktadır

Gürgen, 2017

c.Bilişsel ?

Bilişsel teoriler kapsamında sosyal öğrenme teorisi ele alınmaktadır. Bu teoriye göre alkol kullanım bozukluğu sosyal çevreden öğrenme yoluyla oluşmaktadır.
d.Kişilik Özellikleri
Bireysel faktörlerin alkol kullanmaya başlama, devam ettirme, kötüye kullanma ve bağımlılık geliştirme ile ilişkisinin olduğu gösterilmiştir.

Bağımlılığa sahip kişilerde “yenilik arayışı” erken yaşlarda alkol kullanmaya başlamanın belirleyicisi olarak gözlenmektedir.
Bu özellikler bağımlılığa sahip olan bireylerin daha kırılgan, güvensiz, ödül gereksiniminde daha çok dışa dönük olan, kolay sıkılan ve hedeflerinin izlerinde gitmekte güçlük çeken özellikler olduğunu düşündürmektedir (*).
*Akt: Gürgen, 2017

Çevresel Etki

Toplumların alkol kullanımına olan bakışları toplumda alkolizm oranını etkilemektedir (*). Sosyokültürel özellikler ve inanç sistemi kişilerin alkol kullanma alışkanlığını etkileyen sosyal faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde aile içinde alkol kullanan bireylerin rol model olarak alınması alkol kullanımına başlamada etkili olduğu gösterilmiştir

*Akt: Gürgen, 2017

Tedavinin temel ilkeleri ..

Tedavinin temel ilkeleri aşağıda verilmiştir(Ögel, 2014):
1. Her bireye uygun tek bir tedavi yöntemi yoktur. Her bireyin kendine ait sorunları vardır ve uygulanacak tedavi yöntemi bireysel özelliklere göre belirlenmelidir.
2. Tedavi için hazır olunmalıdır. Çünkü madde kullanıcıları tedaviye girmekte ve kullandıkları maddeyi bırakmakta kararsızdırlar. Karar verdikleri dönemde tedavinin hazır olması önemli bir avantaj olacaktır.
3. Etkili tedavi bireyin sadece madde kullanımıyla değil, çeşitli gereksinimleriyle başa çıkmaya uğraşır. Bireyin sosyal, ailevi, ekonomik ve yasal sorunlarıyla uğraşabilmeliyiz.
4. Bireyin tedavi programı süreklilik göstermeli ve kişinin değişen gereksinimlerine uyabilmelidir. Tedavi süresince bireyin gereksinimleri değişebilir, bu nedenle gerekli esneklik gösterilebilmeli ve uygulamalarda gerekli değişiklikler yapılabilmelidir.
5. Tedavinin etkili olması, bireyin tedavide kaldığı süre ile yakından ilişkilidir. Kısa süreli tedavilerin etkinliği düşüktür. Süre uzadıkça başarı artmaktadır.

6. İlaç ve psikolojik tedaviler birlikte uygulanabilmelidir
7. Madde kullanan ya da kullandığı maddeye bağımlı olan bireylerde görülen ruhsal sorunların tedavisi birlikte ele alınmalı ve eş zamanlı olarak tedavi edilmelidir. Çünkü bu bozuklukların birlikte görülme sıklığı oldukça fazladır.
8. Detoksifikasyon tedavinin başlangıcıdır. Ancak uzun süreli etkinliği yoktur. Tek başına detoksifikasyonun etkinliği çok düşüktür.
9. Bireyin tedavi sırasında madde kullanıp kullanmadığı sürekli araştırılmalıdır. Tedavi sırasında yeniden başlama sık görülür. Ancak bunun testlerle takip edilmesinin bireye de yararı vardır. Böylece kişi kendini kontrol etmeyi öğrenir. Testlerle erken teşhisin konması da tedavi eden için önemli bir avantajdır.
10. Yardım sırasında muhakkak AIDS, hepatit, tüberküloz gibi enfeksiyon hastalıklarının takibi yapılmalıdır. Hasta bu konuda bilgilendirilmeli, söz konusu hastalıklar konusunda riskli davranışlar düzeltilmeye çalışılmalıdır.
11. Madde bağımlılığında düzelme uzun sürelidir ve sıklıkla birçok kez tedavi gerektirir. Madde bağımlılığı kronik bir hastalıktır ve diğer kronik hastalıklar gibi tekrarlayabilir ve yeniden tedavi gerekir.

Alkol Bağımlılığı tedavisi, ilk adım olarak hekim tarafından ve detoksifikasyon süreci ile başlar;
Psikososyal tedaviler ile sürdürülür..

Tedavinin aşamaları

 Tıbbi tedavi
 Psikososyal tedavi

“Kişinin tedavisine tıbbi tedaviyle başlanmalıdır.”

İlk yardım (1.-2. gün): Entoksikasyon ya da akut yoksunluk belirtileri ve akut tıbbi sorunları tedavi edilir. İntihar ve saldırganlık, akut anksiyete reaksiyonu ve akut psikotik reaksiyonlarıyla uğraşılır.
Erken dönem (0-4 hafta): Detoksifikasyon devam eder. Detoksifikasyon sırasında ruhsal destek sağlanır. Motivasyon artırılmaya çalışır. Kısa danışmanlık yapılabilir

Uzun dönem (4-24 hafta): Kronik tıbbi sorunları araştırmak ve tedavi etmek gerekir. Ruhsal bozuklukları araştırmak ve gerekiyorsa tedavisini yapmak önemlidir. Aile desteği sağlanmalıdır.
Rehabilitasyon (6 ay-2 yıl): Uzun süreli tedavi programına katılımı izlenmeli, uzun süreli tedavi programına girmesine yardımcı olunmalıdır. İzlemeye devam etmeli ve ilişki koparılmamalıdır.
Ögel, 2014

Son olarak…
Bağımlılık farklı faktörlerden kök alan, sürdürülen ve multidisipliner yapı ile çözümlenmeye odaklanılan bir hastalıktır,

O halde, bağlanmadan, bağımlılıklar olmadan,

ÖZGÜR OLUN,

SAĞLIKLI KALIN.

Yararlanılan Kaynaklar
Amerikan Psikiyatri Birliği(APB) (2014), Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal el kitabı, beşinci baskı (DSM-V) Washington DC, 2013’ten çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara, 2014.
Coşkunol, H.(2017) Bağımlılığa Genel Bir Bakış, XI. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi, Belek, ANTALYA
Çarkcı, Ö.H. (2014) Alkol Bağımlılarında Yüzde Dışavuran Duyguların Tanınması ve Ayırt Edilmesi ile Aleksitimi ve Kişilik Boyutları İlişkisi. Tıpta uzmanlık tezi, Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları EAH: İstanbul
Darçın, A.E., (2014) Bağımlılık, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Ekim,2014
Gürgen, A.( 2017) Alkol Kullanım Bozukluğu Olan Hastalarda Çocukluk Çağı Travmaları ve Duygu Düzenleme Güçlüğünün Araştırılması: Kesitsel Kontrollü Çalışma, Tıpta uzmanlık tezi, Çanakkele Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale.
Öztürk, M. O., Uluşahin, N. A. (2016). Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Ankara: Bayt.
Ögel K. Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi Programı (SAMBA) – Uygulayıcılar için kaynak kitapçık. 2. Sürüm. Yeniden Yayınları, İstanbul, 2014


Antalya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!