Doktorsitesi.com

Alerjik hastalıklar ve otoimmün hastalıklar : birlikte mi, ayrı mı?

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
1 Haziran 20121940 görüntülenme
Randevu Al
  • Alerji dış kaynaklı antijenlere, otoimmünite ise vücudun kendi antijenlerine karşı geliştirdiği aşırı ve hatalı bağışıklık yanıtlarıdır.
  • Her iki durum da genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar ve benzer doku hasarı mekanizmalarını paylaşır.
  • Alerjik süreçler zamanla otoimmün bileşenler kazanabilir ve her iki hastalık grubunun tedavisinde kortikosteroidler ile biyolojik ajanlar gibi ortak yöntemler kullanılır.
Alerjik hastalıklar ve otoimmün hastalıklar : birlikte mi, ayrı mı?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bağışıklık Sistemi Anormallikleri: Alerji ve Otoimmünite İlişkisi

İmmün sistem (bağışıklık sistemi) anormallikleri genel olarak üç ana grupta incelenmektedir: immün yetmezlik sendromları, alerjiler ve otoimmün hastalıklar. İmmün yetmezlik sendromları ile otoimmün hastalıklar arasındaki birliktelikler (örneğin; selektif IgA eksikliği veya sık değişken immün yetmezlik tabloları) tıp dünyasında uzun zamandır bilinmektedir. Ancak, alerjik hastalıklar ile otoimmün hastalıkların birbiriyle olan ilişkisi son yıllarda daha fazla dikkat çekmeye başlamıştır.

Alerji, en basit tanımıyla dış kaynaklı ve normalde zararsız olan proteinlere (antijenlere) karşı vücudun verdiği anormal ve abartılı immün cevap olarak tanımlanır. Otoimmünite ise vücudun kendi iç kaynaklı antijenlerine karşı geliştirdiği hatalı reaksiyonlardan kaynaklanmaktadır. Bu iki durum arasında keskin bir sınır çizmek her zaman mümkün olmayabilir; çünkü kronik alerjik süreçler zamanla kişinin kendi dokularına duyarlanmasına ve tabloya otoimmün bir bileşenin eklenmesine yol açabilmektedir.

Alerji ve Otoimmün Hastalıkların Ortak Temelleri

Hem alerjiler hem de otoimmün hastalıklar, hipersensitivite (aşırı duyarlılık) veya immünopatolojik durumlar kategorisinde sınıflandırılır. Her iki tabloda da temel mekanizma, içsel veya dışsal bir antijenle tetiklenen aşırı immün yanıt ve bu yanıtı takip eden doku veya organ hasarıdır. Bu hastalıkların gelişiminde doğumsal genetik yatkınlıklar ile çevresel faktörlerin (enfeksiyonlar, ilaçlar, kimyasallar, gıdalar, UV radyasyon vb.) birleşimi rol oynar.

İki durum arasındaki en belirgin fark, antijenin vücuttan uzaklaştırılma kapasitesidir. Otoimmün hastalıklarda antijen içsel olduğu için elimine edilemez ve hastalık kronik bir seyir izler. Alerjik hastalıklarda ise orijinal antijenden uzak durulsa dahi; kronik bronşiyal astım, kronik atopik dermatit ve kronik ürtiker gibi durumlarda hastalık kronikleşebilmektedir.

Th1 ve Th2 İmmün Cevap Hipotezi

Hastalık mekanizmalarını anlamak için sıklıkla Th1/Th2 immün cevap hipotezi kullanılır. Bu iki cevap türü arasında ters bir ilişki mevcuttur; genellikle Th2 baskın bir alerjik hastalığı olan bireylerde Th1 kaynaklı hastalıkların daha nadir görüldüğü düşünülür. Bazı araştırmalar otoimmün hastalığı olanlarda atopik hastalıkların daha az görüldüğünü desteklese de, bazı vakalarda her iki durumun paralel seyrettiği ve çocuklarda alerjik hastalıklarla birlikte anti-TPO veya antikardiyolipin antikor (ACA) gibi otoantikorların arttığı gözlemlenmiştir.

Hastalık Gelişiminde Rol Oynayan Faktörler

Alerjik veya otoimmün hastalıkların ortaya çıkışında içsel (genetik) ve dışsal (çevresel) faktörler karmaşık bir etkileşim içerisindedir.

İçsel ve Genetik Faktörler

İmmünopatolojik hastalıkların temelinde HLA (doku tipi) genleri, sitokin kodlayan genler ve hormonal faktörler yer alır. Genetik etkinin en büyük kanıtı, bu hastalıkların tek yumurta ikizlerinde %25-80 gibi yüksek bir oranda birlikte görülmesidir. Ayrıca, her iki ebeveyni alerjik olan bir çocukta risk oranı %75’e kadar çıkabilmektedir.

FaktörAçıklama
HLA SistemiVücudun antijenleri T lenfositlere sunmasını sağlar. Bazı alleller (örn: HLA-DR B1-07) alerjik rinit ve astım riskini artırırken, Basedow Graves gibi otoimmün hastalıklara karşı koruyucu olabilir.
Sitokin GenleriHücreler arası haberleşmeyi sağlayan proteinlerdir. Bu genlerdeki değişimler Th1/Th2 dengesini bozarak patolojik reaksiyonları tetikler.
Yeni Hücre TipleriSon dönem çalışmalarında Treg (düzenleyici T) ve Th17 hücrelerinin de bu hastalıkların oluşumunda kritik roller üstlendiği saptanmıştır.

Eksternal (Dışsal) Faktörler

Alerjik bulgular genellikle belirli bir alerjenin tetiklemesiyle oluşur ve alerjenden kaçınma ile semptomlar geriler. Ancak enfeksiyonlar, toksik ajanlar ve mukoza hasarları antijen girişini artırarak süreci hızlandırabilir.

Hijyen Teorisi, enfeksiyonların hem alerji hem de otoimmünite üzerinde çift yönlü etkisini açıklar: Enfeksiyonlar bazen tetikleyici bir unsur olurken, bazen de bağışıklık sistemini eğiterek koruyucu rol üstlenebilir. Ayrıca ilaçlar, kimyasallar ve UV ışınları içsel antijenleri modifiye ederek otoimmüniteyi tetikleyebilir. Nadir durumlarda, spesifik immünoterapi gibi alerji tedavileri sonrasında Sjögren sendromu gibi otoimmün tabloların geliştiği rapor edilmiştir.

Doku Yıkımının Ortak Mekanizmaları

Alerjik ve otoimmün hastalıklarda doku hasarı, Coombs ve Gell sınıflamasına göre dört farklı mekanizma ile gerçekleşebilir:

  1. Tip 1 Reaksiyon: IgE antikorları aracılığıyla gerçekleşir. Alerjilerin temelidir; otoimmünitede ise IgE artışı bazı vakalarda gözlemlense de henüz deneysel aşamadadır.
  2. Tip 2 Reaksiyon: IgG ve IgM antikorları ile oluşur. İlaç alerjileri ve birçok otoimmün hastalığın temel mekanizmasıdır.
  3. Tip 3 Reaksiyon: İmmün komplekslerin (antikor-antijen birleşimi) dokularda birikmesiyle oluşur. SLE, Romatoid Artrit ve serum hastalığı bu gruba örnektir.
  4. Tip 4 Reaksiyon: Gecikmiş tip aşırı duyarlılıktır. Tip 1 Diyabet, Multipl Skleroz ve alerjik temas dermatiti bu mekanizma ile gelişir.

Tedavi Stratejileri ve Sonuç

Alerjik hastalıklarda temel strateji alerjenden kaçınma ve alerji aşıları (immünoterapi) iken; otoimmün hastalıklarda (Çölyak hariç) antijen içsel olduğu için kaçınma mümkün değildir. Her iki durumda da ağır tablolarda kortikosteroidler, immünosüpresif ilaçlar ve biyolojik ajanlar (monoklonal antikorlar) ortak tedavi seçenekleri olarak kullanılır.

Özetle:

  • Alerjiler dış kaynaklı, otoimmünite ise genellikle iç kaynaklı antijenlere verilen aşırı yanıttır.
  • İmmün sistemdeki düzenleme bozuklukları her iki durumu da tetikleyebilir.
  • Alerjik reaksiyonlar bazen otoimmün hastalıkları taklit edebilir ve ayırıcı tanı zorlaşabilir.
  • Aynı hastada hem alerji hem de otoimmünite eş zamanlı görülebilir.
  • Tedavi yaklaşımları birçok noktada benzerlik göstermektedir.

Sağlıklı günler dileğiyle…

Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

1969 İzmir doğumludur. İlköğrenimi ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1992 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1992-1996 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. 1996-1999 yılları arasında aynı üniversitenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı’ nda İmmünoloji ve Alerji uzmanlığı eğitimini tamamlayıp, bu bilim dalında 2002 yılına kadar uzman olarak çalıştı. 2002 yılında Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı’ nı kurmak üzere bu üniversiteye geçti. 2006 yılında Doçent, 2011 yılında profesör ünvanı aldı ve halen Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, öğrenci derslerine girmekte, tıbbi araştırmalar yapmaktadır.

Şu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.