ALERJİ GEÇER Mİ?

Alerji çoğu zaman “geçmediği” için değil, hiçbir zaman gerçekten ele alınmadığı için sürer. Çünkü biz alerjiyi bir hastalık gibi değil, aralıklı bir sorun gibi görmeye alıştık. Oysa alerji; ataklarla kendini gösteren, ama ataklardan ibaret olmayan kronik bir süreçtir. Ve kronik hastalıklar, atak tedavisiyle yönetilmez.
Muayene odasında sıkça aynı sahne yaşanır. Belirti artmıştır. Çocuk zorlanıyordur. Aile haklı olarak çözüm ister. İlaç başlanır. Belirti azalır. Herkes rahatlar. Sonra ilaç kesilir. Bir süre sessizlik olur. Ve aylar sonra aynı tablo, biraz daha ağır biçimde geri gelir. Bu döngüye çoğu kişi alışmıştır. Amaalışılan şey, tedavi değildir.
Alerjide en sık yapılan hata şudur: Hastalığı atak anıyla eşitlemek. Oysa atak, sadece buzdağının görünen kısmıdır. Asıl hastalık, görünmeyen yerde devam eder. Burun mukozası hâlâ hassastır. Alt hava yolları hâlâ tepkiseldir. Bağışıklık sistemi hâlâ yanlış alarmdadır. Ama semptom yoktur. Ve semptom yoksa, hastalık da yok sanılır.
Alerji sessiz dönemleri sever. Çünkü o sessizlik, yanlış bir iyilik hissi verir. Çocuk da aile de rahatlar. Takip aksamaya başlar. İlaçlar “artık gerekmez” denilerek bırakılır. Oysa alerji, ilaç kesildiği için değil, yeterince sürdürülemediği için geri döner.
Birçok alerjik hasta, hangi ilacı neden kullandığını bilmez. Ne zaman başlaması gerektiğini,i ne zaman kesilmesi gerektiğini, hangi ilacın koruyucu, hangisinin kurtarıcı olduğunu ayırt edemez. Bu bir hasta kusuru değildir. Bu, sistemin anlatamama sorunudur. “Çünkü alerji anlatılmadan yönetilemez.”
Alerjik hastalar çoğu zaman kendilerini “kronik hasta”olarak görmez. Çünkü kronik hastalık onlara hep başka şeyleri çağrıştırır. Oysa alerji; takip ister, süreklilik ister, önleyici yaklaşım ister. Yani tam olarak bir kronik hastalık gibi davranılmasını ister. Ama biz hâlâ onu mevsimlik bir misafir gibi ağırlıyoruz.
Bu yüzden kış geldiğinde şaşırıyoruz. Bu yüzden her soğuk algınlığı alerjiyi tetiklediğinde hazırlıksız yakalanıyoruz. Bu yüzden “neden yine başladı?” sorusu tekrar tekrar soruluyor.
Oysa soru yanlış. Doğru soru şudur:
“Bu hastalık hiç gerçekten kontrol altına alındı mı?”
Alerjide başarı, atakları söndürmek değildir. Atakların oluşmasını zorlaştırmaktır. Bu da ancak; doğru tanı, doğru ilaç, doğru süre ve düzenli takip ile mümkündür. Bunlardan biri eksikse, hastalık bir süre susar ama asla bitmez.
Bir çocuk doktoru olarak şunu net söylemek gerekir: Alerji tedavisinde en pahalı bedel, ilaçların değil, yarım bırakılan planların sonucudur.
Çünkü yarım kalan her tedavi, hastalığa “beni ciddiye almıyorlar” mesajı verir. Ve alerji, ciddiye alınmadığı yerde güçlenir.
Son Söz
Alerji geçmiyor olabilir. Ama çoğu zaman nedeni, hastalığın inatçı olması değil, bizim yaklaşımımızın parçalı olmasıdır.Atakları tedavi ederek rahatlıyoruz. Ama hastalığı yönetmediğimiz sürece, o ataklar geri gelmeye devam edecek.
Bu seri tam da bu yüzden yazılıyor. Bir sonraki yazıda şunu konuşacağız:
“Alerji geçer mi? Yoksa sadece sessiz kalır mı?”
Çünkü bazı hastalıklar bağırarak gelmez.
Ama geldiğinde, artık geri dönüş yolu daha zordur.






