Doktorsitesi.com

AKRAN ZORBALIĞI : Beden İmajı ve İnternet Bağımlılığı ile İlişkisi

Klinik Psikolog Süleyman Çetin
Klinik Psikolog Süleyman Çetin
23 Nisan 202618 görüntülenme
Randevu Al
Akran zorbalığı, bir öğrencinin diğerine zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Bu davranışlar fiziksel saldırıdan sözel tacize, sosyal dışlamadan siber zorbalığa kadar geniş bir yelpazede görülebilir.
AKRAN ZORBALIĞI : Beden İmajı ve İnternet Bağımlılığı ile İlişkisi

Akran Zorbalığı Nedir?

Akran zorbalığı, bir öğrencinin diğerine zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Bu davranışlar fiziksel saldırıdan sözel tacize, sosyal dışlamadan siber zorbalığa kadar geniş bir yelpazede görülebilir.

Zorbalığın hem “zorba” hem de “kurban” olarak iki boyutu vardır. Yani bazı öğrenciler zorlayıcı davranış gösterirken, bazıları bu davranışların hedefi olabilmektedir.

Beden İmajının Rolü

Araştırmalar, beden imajının ergenlerde akran zorbalığı ile ilişkili olduğunu göstermektedir.

Beden imajı, bireyin kendi bedenini algılama biçimini ifade eder.
Olumsuz beden imajına sahip ergenler:

  • Kendi bedenlerinden memnun olmayabilir
  • Güvensizlik duyabilir
  • Dedikodu veya dışlanma davranışlarına daha açık olabilir

Bu durum zorbalık davranışına hem hedef hem de aktör olarak katkı sağlayabilir.

Bu nedenle, çocukların bedenlerini sağlıklı ve gerçekçi bir biçimde algılamaları, zorbalığı önleme açısından kritik bir faktördür.

İnternet Bağımlılığı ve Zorbalık

Modern teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte internet bağımlılığı, zorbalığı artıran diğer önemli etkenlerden biri olarak görülmektedir.

Sürekli çevrim içi olma, sosyal medyada yoğun zaman geçirme ve dijital oyunlara aşırı bağlılık:

  • Sosyal becerileri olumsuz etkileyebilir
  • Empati yeteneğini azaltabilir
  • Gerçek yaşam ilişkilerini zayıflatabilir

Bu durumlar ergenlerin akranlarıyla iletişiminde gerginliğe ve olumsuz davranışlara yol açabilir.

Dolayısıyla gençlerin dijital medya kullanımını bilinçli ve sınırlı hale getirmek, zorbalığı azaltmada önemli bir adım olabilir.

Akran Zorbalığını Önlemede Neler Yapılabilir?

 1. Beden İmajını Güçlendirme

Ebeveyn ve eğitimciler, çocukların bedenlerini olumlu bir şekilde algılamalarına destek olmalıdır.

  • Ebeveynlerin beden konuşmalarına dikkat etmesi
  • Medya ve sosyal medya mesajlarının eleştirel değerlendirilmesi
  • Sağlıklı yaşam tarzı modellemesi gibi yaklaşımlar faydalı olabilir.

 2. Dijital Kullanım Alışkanlıklarını Sınırlandırma

Çevrim içi geçirilen zamanı dengelemek, çocukların gerçek sosyal bağ kurmasını destekler. Sosyal medya ve oyun süresini sınırlamak, dijital zorbalığı azaltabilir.

 3. Empati ve Sosyal Beceriler Eğitimi

Okullarda ve evde;

  • Empati becerileri
  • Çatışma çözme
  • Sağlıklı iletişim

gibi konulara odaklanan eğitimler zorbalığı önlemede etkilidir.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Süleyman Çetin

Klinik Psikolog Süleyman Çetin

Klinik Psikolog Süleyman Çetin, psikolojik danışmanlık ve klinik psikoloji alanında güçlü akademik altyapısı ve sahaya dayalı geniş deneyimiyle öne çıkan bir uzmandır. Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitiminin ardından Klinik Psikoloji yüksek lisansını tamamlayan Süleyman Çetin; travma, afet ruh sağlığı, yas, psikolojik dayanıklılık, çocuk-ergen-yetişkin psikoterapisi, EMDR, bilişsel davranışçı terapi (BDT), oyun terapisi, çözüm odaklı terapi ve psikososyal destek alanlarında uzmanlaşmıştır. 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri sonrası depremzedelerle, mültecilerle ve farklı kırılgan gruplarla aktif olarak çalışmış; Sınır Tanımayan Doktorlar, Travma ve Afet Ruh Sağlığı Çalışmaları Derneği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında psikoterapist ve danışman eğitimci olarak görev almıştır. Sakarya’da klinik psikolog olarak danışanlarına bilimsel temelli, etik ve bütüncül bir yaklaşımla hizmet sunan Süleyman Çetin, aynı zamanda akademik araştırmalar, kongreler ve yayınlarla mesleki gelişimini sürdürmekte; bireylerin ruhsal iyilik halini güçlendirmeyi ve kalıcı psikolojik iyileşmeyi hedeflemektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.