AKDENİZ ANEMİSİ NEDİR

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Akdeniz Anemisi (Talasemi) Nedir?
Tıbbi literatürde talasemi olarak adlandırılan Akdeniz anemisi, alyuvarlarda bulunan globin zincirinin yapımındaki bir kusur nedeniyle meydana gelen kalıtsal bir hastalıktır. Vücutta beta zincirinin yapımı yetersiz olduğunda beta talasemi, alfa zincirinin yapımı yetersiz olduğunda ise alfa talasemi tablosu oluşur. Özellikle Akdeniz bölgesinde çok sık görülmesi sebebiyle halk arasında yaygın olarak Akdeniz anemisi ismiyle bilinmektedir.
Akdeniz Anemisi Türleri Nelerdir?
Akdeniz anemisi, klinik özelliklerine göre temel olarak taşıyıcılar ve hasta olanlar şeklinde iki ana gruba ayrılmaktadır. Hastalığın seyri, kişinin taşıyıcı ya da hasta olmasına bağlı olarak değişkenlik gösterir.
1. Talasemi Taşıyıcılığı (Talasemi Minor)
Bu bireylerde genellikle belirgin bir hastalık belirtisi gözlemlenmez. Kişiler hafif düzeyde kansız olabilirler ancak çoğu zaman taşıyıcı olduklarının farkında değildirler. Durum genellikle başka bir sebeple yapılan kan sayımları sırasında tesadüfen saptanır.
Talasemi taşıyıcılarının özellikleri şunlardır:
- Kan incelemelerinde alyuvarlar normalden daha küçüktür.
- Bu tablo demir eksikliği anemisi ile benzerlik gösterdiği için ayırıcı tanıda karışıklık yaşanabilir.
- Yanlış teşhis sonucu taşıyıcılara gereksiz yere demir tedavisi uygulanabilmektedir.
- Talasemi taşıyıcıları için herhangi bir tıbbi tedaviye ihtiyaç duyulmaz.
2. Talasemi Hastalığı (Major ve Intermediata)
Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda çocuklarda hastalık ortaya çıkar. Bu grup kendi içinde ikiye ayrılır:
- Talasemi Major (Cooley Anemisi): Hastalığın en ağır seyreden tipidir. Bebeklikten itibaren başlayan ağır anemi nedeniyle hastaların sürekli tıbbi gözetim altında olması gerekir.
- Talasemi Intermediata: Major tipine göre daha hafif seyreden ancak yine de takip gerektiren formdur.
Talasemi Tanısı Nasıl Konur?
Talasemi tanısı ve taşıyıcılık tespiti modern tıbbi yöntemlerle oldukça kolaydır; ancak taşıyıcı bireyler sıklıkla gözden kaçabilmektedir. Tanı süreci şu adımları izler:
- Tam Kan Sayımı: İlk aşamada yapılan, düşük maliyetli ve her yerde ulaşılabilen bir testtir.
- Demir Metabolizması Tetkikleri: Alyuvarların küçük olduğu durumlarda, tabloyu demir eksikliğinden ayırmak için uygulanır.
- Hemoglobin Elektroforezi: Kesin tanının konulmasını sağlayan temel testtir.
Genetik Geçiş ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Talasemi, genler aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu nedenle evlilik öncesinde eşlerin taşıyıcılık durumunu bilmesi hayati önem taşır. Genetik risk oranları şu şekildedir:
| Ebeveyn Durumu | Bebeğin Sağlık Riski |
|---|---|
| Ebeveynlerden biri taşıyıcı | %50 taşıyıcı olma olasılığı |
| Her iki ebeveyn de taşıyıcı | %25 hasta doğma olasılığı |
İki taşıyıcının evliliği durumunda, bebek sahibi olmadan önce doğum öncesi tanı yöntemleri ile bebeğin sağlık durumu mutlaka incelenmelidir.
Türkiye'de Talasemi ve Kontrol Programları
Türkiye'de talasemi önemli bir halk sağlığı sorunudur. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde beta-talasemi taşıyıcılık sıklığı %2,1 düzeyindedir. Bu oran yaklaşık 1.300.000 taşıyıcı ve 4.000 civarında hasta olduğu anlamına gelir. Hastalık özellikle Çukurova, Akdeniz kıyı şeridi, Ege ve Marmara bölgelerinde yoğunlaşmıştır.
Hemoglobinopati Kontrol Programı Yürütülen 33 Riskli İl: Konya, Karaman, Burdur, Isparta, İzmir, Denizli, Manisa, İstanbul, Bursa, Çanakkale, Kütahya, Gaziantep, Kahramanmaraş, Antalya, İçel, Hatay, Ankara, Tekirdağ, Edirne, Diyarbakır, Bilecik, Kırklareli, Kayseri, Sakarya, Kocaeli, Şanlıurfa, Eskişehir, Batman, Düzce, Adana, Aydın, Muğla.
Hastalığın önlenmesindeki en kritik adım, evlenecek çiftlerin taşıyıcılık taramasından geçmesi ve risk durumunda genetik danışmanlık almasıdır.




