Doktorsitesi.com

Ankilozan Spondilit Sinsi İlerliyor

Uzm. Dr. Alperen Mengi
Uzm. Dr. Alperen Mengi
9 Nisan 2019252 görüntülenme
Randevu Al
Ankilozan Spondilit Sinsi İlerliyor
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ankilozan Spondilit Nedir? Genel Bakış ve Görülme Sıklığı

Ankilozan spondilit (AS); temel olarak omurgayı ve omurganın son kısmı ile leğen kemikleri arasında yer alan sakroiliyak eklemleri etkileyen, kronik ve ilerleyici bir inflamatuvar romatizmadır. Genellikle genç yaşlarda ortaya çıkan bu hastalık, ağrılı seyri ve omurga üzerindeki kısıtlayıcı etkileriyle bilinmektedir.

Dünya genelinde görülme sıklığı %0.1 ile %1.4 arasında değişen bu hastalık, ülkemizde de önemli bir sağlık sorunudur. İstatistiksel verilere göre Türkiye’de her 1.000 kişiden 5’inde (%0.5) AS olduğu tahmin edilmektedir. Hastalık, erken teşhis edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi oranda etkileyebilmektedir.

Ankilozan Spondilit Nedenleri ve Genetik Yatkınlık

Ankilozan spondilitin kesin nedeni günümüzde henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalar, hastalığın gelişiminde genetik faktörlerin kritik bir rol oynadığını kanıtlamaktadır. AS tanısı alan hastaların büyük bir çoğunluğu, HLA-B27 adı verilen özel bir genetik markere sahiptir.

Genetik olarak yatkınlığı bulunan bireylerde, çevresel bir faktörün tetikleyici etkisiyle bağışıklık sistemi aşırı çalışmaya başlar. Bu durum sonucunda vücudun kendi dokularına zarar vermesiyle hastalık tablosu ortaya çıkar. Bu süreç, bağışıklık sisteminin kontrolsüz bir inflamasyon (iltihap) üretmesiyle karakterizedir.

Ankilozan Spondilit Belirtileri: İnflamatuvar Bel Ağrısı

Hastalığın en karakteristik ve ayırt edici belirtisi inflamatuvar karakterdeki bel ağrısıdır. Bu ağrıyı, toplumda sık görülen mekanik bel ağrılarından ayıran temel özellikler şunlardır:

  • Başlangıç Yaşı: Genellikle 40 yaştan önce başlar.
  • Seyri: Sinsi bir başlangıç gösterir ve 3 ay veya daha uzun sürer.
  • Zamanlama: Dinlenme sırasında, özellikle gecenin ikinci yarısında veya sabaha karşı şiddetlenir.
  • Hareketle İlişkisi: Egzersiz ve hareketle azalırken, istirahatle iyileşme göstermez.
  • Sabah Tutukluğu: Yarım saatten uzun süren sabah sertliği/katılığı görülür.
  • İlaç Yanıtı: Kortizon içermeyen anti-inflamatuvar ilaçlara (NSAİİ) çok hızlı ve iyi yanıt verir.

Vücutta Görülen Diğer Etkiler ve Komplikasyonlar

Ankilozan spondilit sadece kas ve iskelet sistemini değil, vücudun farklı organ ve sistemlerini de etkileyebilen sistemik bir hastalıktır. AS sürecinde karşılaşılabilecek diğer bulgular şunlardır:

Etkilenen BölgeGörülebilecek Belirtiler
GözTekrarlayıcı ön üveit atakları (kızarıklık ve ağrı)
AğızTekrarlayan aftlar (beyaz merkezli, kırmızı kenarlı yaralar)
DeriSedef hastalığı (psoriasis) veya eritema nodosum
BağırsakCrohn hastalığı veya ülseratif kolit (kanlı ishal ve karın ağrısı)
KalpNadiren aort kapağı inflamasyonu, aort yetmezliği ve iletim bozuklukları

Ankilozan Spondilit Tedavi Yaklaşımları

AS, ömür boyu devam eden kronik bir süreçtir ve günümüzde kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak modern tıp seçenekleri ve düzenli egzersiz sayesinde hastaların büyük çoğunluğunda yüksek yaşam kalitesi korunabilmektedir.

1. İlaç Tedavisi ve NSAİİ Kullanımı

Nonsteroid Antiinflamatuvar İlaçlar (NSAİİ), tedavinin ilk basamağını oluşturur. Bu ilaçlar sadece ağrıyı dindirmekle kalmaz, aynı zamanda romatizmal inflamasyonu baskılar. Hastaların %60-70'inde oldukça etkilidirler. Bir ilacın etkisiz olduğuna karar vermeden önce, en az 2-3 farklı NSAİ ilacın uygun dozda ve sürede (3-7 gün) kullanılması gerekir.

2. Hastalık Modifiye Edici (2. Grup) İlaçlar

Eklemlerde şişlik (artrit) olan veya standart tedavilere yanıt vermeyen hastalarda salazopirin ve metotreksat gibi ilaçlar tercih edilebilir. Bu ilaçlar özellikle iltihaplı bağırsak hastalığı veya sedef romatizması eşlik eden durumlarda kullanılır.

3. Biyolojik Tedaviler (TNF Blokerleri)

Standart tedavilere yanıt vermeyen vakalarda TNF blokerleri (adalimumab, etanersept, infliksimab, golimumab ve sekukinumab) devreye girer. Bu biyolojik ilaçlar yaşam kalitesini artırmada son derece etkilidir. Ancak bağışıklığı etkiledikleri için tüberküloz gibi enfeksiyon risklerine karşı kullanım öncesi akciğer grafisi ve tüberkülin deri testi ile titiz bir kontrol süreci gerektirir.

Egzersiz ve Cerrahinin Rolü

Egzersiz, AS tedavisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Düzenli fiziksel aktivite, hareket kısıtlılığının ilerlemesini yavaşlatır ve postürün (duruşun) korunmasını sağlar. İlaç tedavisi ağrıyı azaltarak egzersizlerin daha konforlu yapılmasına olanak tanır.

Cerrahi müdahale ise genellikle ciddi seyirli vakalarda, özellikle kalça ve diz gibi büyük eklemlerde protez ihtiyacı doğduğunda gündeme gelir. Omurgadaki ileri derece öne eğilmeler için cerrahi düzeltme bir seçenek olsa da, riskli bir işlem olduğu için sadece seçilmiş hastalarda uygulanır.

Doğru Tanı: Bel Fıtığı ile Karıştırmayın

AS'nin en büyük tanılama zorluğu, belirtilerin sıklıkla bel fıtığı ile karıştırılmasıdır. Mekanik bel ağrıları genellikle birkaç günde düzelirken, AS ağrısı süreklilik arz eder. Gereksiz çekilen bel MR'ları, fıtık benzeri görüntüler nedeniyle yanlış teşhislere yol açabilir. Eğer 40 yaş altındaysanız ve 3 aydan uzun süren, sabahları kötüleşen bir bel ağrınız varsa mutlaka bir Romatoloji uzmanına başvurmalısınız.

Sonuç olarak; düzenli doktor kontrolü, aksatılmayan egzersiz programları ve sigara içilmemesi, AS ile mücadelede en önemli başarı kriterleridir.

Etiketler

Ağrılı hastalıklarAsAdalimumabAs ağrısıAs hastalığı tedavisiAs hastalığı nedirAnkilozan spondilitetanerseptinfliksimabgolimumabsekukinumabas ilaç tedavisi

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Alperen Mengi

Uzm. Dr. Alperen Mengi

Uzm.Dr.Alperen Mengi, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, İstanbul Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlayarak Dahiliye-İç Hastalıkları uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.