Doktorsitesi.com

AİLESİYLE BİRLİKTE YAŞAYAN VE AİLESİNDEN AYRI YAŞAYAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DEPRESYON DÜZEYLERİ FARKI

Psk. Dan. Fatma Yıldırım
Psk. Dan. Fatma Yıldırım
21 Eylül 2023159 görüntülenme
Randevu Al
  • Üniversite öğrencilerinin aileden ayrı yaşama durumunun depresyon düzeyleri üzerindeki etkisini inceleyen araştırma, genel örneklemin hafif düzeyde depresif belirtiler gösterdiğini saptamıştır.
  • Bulgulara göre ailesinden ayrı yaşayan kadın öğrenciler en yüksek depresyon ortalamasına sahip olsa da, aile ile yaşama durumuna göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır.
  • Araştırma, yaşam alanı değişikliğinin getirdiği psikososyal zorlukların depresyon düzeylerini bir miktar artırabileceğini belirterek, gelecekte daha geniş örneklemlerle ve farklı ölçme araçlarıyla çalışmalar yapılmasını önermektedir.
AİLESİYLE BİRLİKTE YAŞAYAN VE AİLESİNDEN AYRI YAŞAYAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN DEPRESYON DÜZEYLERİ FARKI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Giriş: Üniversite Yaşamı ve Depresyon İlişkisi

Üniversite dönemine geçiş, genç yetişkinlerin hayatlarındaki en kritik kırılma noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Bu süreçte bazı öğrenciler eğitimlerine ailelerinin yanında devam ederken, bazıları ailelerinden ayrılarak yeni bir yaşam düzenine geçiş yapmaktadır. Hayatın bu dönüm noktasında aileden ayrılma süreci, genç yetişkinlerin duygu durumlarını ve psikolojik sağlıklarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir.

Değişen çevre koşullarına uyum sağlama çabası, bireylerde çeşitli duygu değişimlerine yol açmaktadır. Bu değişimlerin en belirgin sonuçlarından biri olan depresyon, özellikle yeni ortamına alışmaya çalışan ve aynı zamanda aileden ayrılma stresini yaşayan öğrencilerde görülebilmektedir. Bu araştırma, ailesiyle birlikte yaşayan ve ailesinden ayrı olan üniversite öğrencilerinin depresyon düzeyleri arasındaki farkı bilimsel veriler ışığında incelemeyi amaçlamaktadır.

Depresyonun Toplum Sağlığı ve Ekonomi Üzerindeki Etkileri

Depresyon, günümüzde toplum sağlığını tehdit eden en temel sorunların başında gelmektedir. Yüksek yaygınlık oranları, kronikleşme riski ve intihar davranışı sıklığını artırması gibi faktörler, bu alandaki araştırmaların önemini her geçen gün artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelinde milyonlarca insan klinik depresyonla mücadele etmektedir.

Depresyonun bireysel etkilerinin yanı sıra ciddi ekonomik sonuçları da bulunmaktadır. İş gücü kaybı ve tedavi giderleri, ülke ekonomileri üzerinde büyük bir yük oluşturmaktadır. Bu nedenle, hastalıktan korunma yöntemlerinin geliştirilmesi, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi ve bireyin işlevselliğinin hızla artırılması adına gerekli önlemlerin alınması hayati önem taşımaktadır.

Klinik Tanım ve Psikodinamik Yaklaşımlar

Major Depresyon, DSM-IV kriterlerine göre en az iki hafta süren depresif duygu durumu veya ilgi kaybı ile karakterize bir bozukluktur. Bu süreçte karamsarlık, bitkinlik, düşük enerji ve fiziksel ağrılar yaygın olarak görülmektedir. Literatürde depresyon üzerine çeşitli kuramsal yaklaşımlar mevcuttur:

  • Sigmund Freud: Yas yaşantısı ile melankoliyi karşılaştırarak, depresif kişinin iç dünyasında bir kayıp yaşadığını savunmuştur.
  • Melanie Klein: Depresif durumları bebeklik dönemindeki aşılmamış konumlara ve sevilen objelerin yasına bağlamıştır.
  • Bibring: Depresyonun idealler ile gerçekler arasındaki gerilimden kaynaklandığını ileri sürmüştür.
  • Gutheil: Depresyonu "Keder + Karamsarlık" formülüyle tanımlamıştır.

Araştırmanın Amacı ve Yöntemi

Bu çalışmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin aile yanında veya aileden ayrı yaşama durumlarına göre depresyon düzeylerini karşılaştırmaktır. Araştırmada Tarama Modeli kullanılmış ve örneklem grubu Uludağ Üniversitesi'nde öğrenim gören 60 öğrenciden oluşturulmuştur.

Veri Toplama Aracı: Beck Depresyon Ölçeği

Araştırmada veriler, geçerliliği ve güvenilirliği kanıtlanmış olan Beck Depresyon Ölçeği ile toplanmıştır. 21 sorudan oluşan bu ölçek, depresyonun şiddetini ölçmek için kullanılmaktadır. Puanlama sistemi şu şekildedir:

Puan AralığıDepresyon Düzeyi
0 - 9Minimal düzeyde depresif belirtiler
10 - 16Hafif düzeyde depresif belirtiler
17 - 29Orta düzeyde depresif belirtiler
30 - 63Şiddetli düzeyde depresif belirtiler

Bulgular ve İstatistiksel Analiz

Yapılan analizler sonucunda, örneklemin genel depresyon ortalaması 63 puan üzerinden 14,65 olarak saptanmıştır. Bu skor, grubun genel olarak hafif düzeyde depresyon sınırında olduğunu göstermektedir.

Yaşam Durumu ve Cinsiyete Göre Dağılım

Araştırma bulgularına göre değişkenlerin ortalama puanları şu şekildedir:

  • Ailesiyle Yaşayanlar: 13,36
  • Ailesinden Ayrı Yaşayanlar: 15,93
  • Kadın Öğrenciler: 15,13
  • Erkek Öğrenciler: 13,91

Veriler incelendiğinde, ailesinden ayrı yaşayan kadın öğrencilerin en yüksek depresyon ortalamasına (16,70) sahip olduğu görülmüştür. En düşük depresyon düzeyi ise ailesiyle birlikte yaşayan erkek öğrencilerde (12,72) saptanmıştır.

İstatistiksel Anlamlılık Testi

Katılımcıların aile ile yaşama durumlarına göre depresyon düzeylerinde anlamlı bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda p > 0,05 (0,213) değeri elde edilmiş, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Tartışma ve Sonuç

Araştırma sonuçları, ailesinden ayrı yaşayan üniversite öğrencilerinin depresyon düzeylerinin, ailesiyle yaşayanlara göre bir miktar daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durum, yaşam alanı değişikliği ve beraberinde gelen psikososyal zorluklar ile açıklanabilir. Ayrıca kadın öğrencilerin her iki durumda da erkeklere oranla daha yüksek puan alması, literatürdeki duygu durum bozukluklarına yatkınlık bulgularıyla paralellik göstermektedir.

Gelecek araştırmalar için öneriler:

  1. Örneklem büyüklüğü artırılarak evrenin daha iyi temsil edilmesi sağlanmalıdır.
  2. Araştırma geçerliliğini artırmak adına birden fazla ölçme aracı kullanılmalıdır.
  3. Boylamsal çalışmalarla değişim süreçleri daha yakından izlenmelidir.

Kaynakça

  • Gençtan, E. (2018). Psikodinamik Psikiyatri ve Normaldışı Davranışlar. Metis Yayınları.
  • Hisli, N. (1989). Beck Depresyon Envanterinin Üniversite Öğrencileri İçin Geçerliği Güvenirliği.
  • Özdemir, İ. (2013). Üniversite Öğrencilerinin Psikolojik Belirtiler Açısından Karşılaştırılması (Yüksek Lisans Tezi).

Etiketler

Depresyon nedirüniversite öğrencileriaileden ayrı yaşamaaile ile birlikte yaşama

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Fatma Yıldırım

Psk. Dan. Fatma Yıldırım

Psk. Dan. Fatma Yıldırım, Balıkesir’de psikolojik danışmanlık alanında hizmet veren bir uzmandır. Psikolojik danışmanlık eğitimini tamamladıktan sonra mesleki çalışmalarına başlamış ve danışanlarına yönelik aktif hizmet sunmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.