Ağzımızdaki corona !

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Pandemi Süreci ve Doğal Bağışıklığın Önemi
Dünya genelinde etkili olan Coronavirus salgınının, Dünya Sağlık Örgütü veya ilaç şirketlerinin çalışmalarıyla kontrol altına alınması ve insanlığın bu süreci en az hasarla atlatması en büyük temennimizdir. Şüphesiz ki bu zorlu günleri geride bırakarak sağlıklı günlere yeniden kavuşacağız. Ancak toplumun yeterli bilgiye sahip olmaması nedeniyle yaşadığı panik ve şaşkınlık, salgının fiziksel etkilerinden daha büyük bir korku iklimi yaratmaktadır.
Viral bir enfeksiyon olan Coronavirus, bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklar, gençler, yaşlılar ve kronik hastalar üzerinde daha riskli sonuçlar doğurabilmektedir. Bununla birlikte, bu hastalık doğal bağışıklık yoluyla atlatılabilen bir yapıdadır. Bağışıklık sistemimizin bu virüse karşı savunmada üstün gelmesi mümkündür; zira enfekte olan her birey hayatını kaybetmemektedir. Bu noktada, alışık olduğumuz için tehlikesini göz ardı ettiğimiz ancak toplumun neredeyse tamamını etkileyen başka bir salgına dikkat çekmek gerekmektedir.
Toplumun %100’ünü Etkileyen Sorun: Ağız ve Diş Sağlığı
Genel sağlık taramalarında kalp, diyabet, kan hastalıkları veya ortopedik rahatsızlıkları olan bireylerin oranı belirli bir seviyede kalırken, ağız ve diş sağlığı söz konusu olduğunda tablo çok daha ciddileşmektedir. Toplumda görülme sıklığı neredeyse yüzde yüze varan bu durum, aslında ciddi bir sağlık sorunudur. Mesleki tecrübelerim doğrultusunda, ağız ve diş sağlığı problemi yaşamayan bir bireye rastlamak neredeyse imkansızdır.
Sık Karşılaşılan Ağız ve Diş Problemleri
Toplumun büyük bir kısmını etkileyen ve çözüm bekleyen temel sorunlar şunlardır:
- Ağız kokusu ve diş eti kanamaları,
- Diş çürükleri ve kırık diş problemleri,
- Kanal tedavili dişler ve dolgu işlemleri,
- Sabit veya hareketli protez kullanımı,
- İmplant veya ortodontik tel tedavisi geçmişi,
- Eksik dişler ve yirmilik diş problemleri,
- Çene eklemi sorunları ve bruksizm (diş gıcırdatma),
- Çocuklarda süt dişi sorunları ve çapraşık diş yapısı,
- Sıcak-soğuk hassasiyeti ve estetik kaygılar.
Ağız Sağlığı Anne Karnında Başlayan Bir Süreçtir
Ağız ve diş bakımı, sanılanın aksine çocukluk döneminde değil, anne karnında başlar. Bilimsel araştırmalar, annenin gebelik dönemindeki ağız florasında bulunan bazı bakteri türlerinin, bebeğin içinde bulunduğu amniyom sıvısında da görüldüğünü kanıtlamıştır. Bu nedenle ağız sağlığı, doğum öncesinden başlayarak ömür boyu kesintisiz sürdürülmesi gereken bir süreçtir.
Diş Sağlığının Sistemik Hastalıklar Üzerindeki Etkisi
Ağız ve diş sağlığı sadece ağız içiyle sınırlı kalmayıp, tüm vücut sistemini doğrudan etkilemektedir. Bu sorunların yol açtığı bazı kritik durumlar şunlardır:
| Etkilenen Alan | Sağlık Üzerindeki Etkisi |
|---|---|
| Diyabet | Şeker hastalığının kontrol altına alınmasını zorlaştırır. |
| Kalp Sağlığı | Efektif endokardit gibi ciddi kalp hastalıklarına neden olabilir. |
| Sindirim Sistemi | Yetersiz çiğneme nedeniyle mide ve bağırsak sorunlarını tetikler. |
| Psikoloji | Özgüven eksikliği ve konuşma bozukluklarına yol açar. |
Ekonomik Boyut ve Toplumsal Farkındalık
Ağız ve diş sağlığına ayrılan bütçe, hem devlet hem de vatandaş için ciddi bir ekonomik sermaye kaybı anlamına gelmektedir. Bir diş hekimi olarak ifade etmeliyim ki, mevcut problemlerle uğraşmaktan, sorunun temeline inmeye ve önleyici çalışmalara vakit ayırmakta zorlanıyoruz. Einstein’ın da belirttiği gibi; bir sorun ortaya çıktıktan sonra onunla mücadele etmektense, ortaya çıkmasını engellemek en doğru yaklaşımdır.
Sağlıklı ve gülümseyen bir toplum inşa etmek; siyasetçilerden öğretmenlere, ebeveynlerden idarecilere kadar herkesin bu konuda topyekûn mücadele etmesiyle mümkündür. Ağız ve diş sağlığı bilinci sadece diş hekimlerinin değil, tüm toplumun sorumluluğu olmalıdır. Gülümseyen bir gelecek için bu önemi bilmeli, anlatmalı ve uygulamalıyız.
Dt. Erhan ÇELİK



