Kadınlarda premensturel sendromu
Kadınlarda premensturel sendromu

Ergenlik dönemi gerek erkek gerekse kızlar için bedensel ve ruhsal değişimin bir diğer adıdır. Ve bu çifte değişim her iki cins için de birçok zorluğa gebedir. Bu zorluklar erkekler için ergenlik döneminin bitmesiyle büyük ölçüde son bulsa da kadınlar için yaşadıkları sıkıntılar çok daha uzun yıllar devam edebilmektedir. Çünkü kadın, ergenlik dönemi ile birlikte uzun yıllar boyunca yaşayacağı bir rutin ile tanışır. Söz konusu rutin kadının her ay yaşayacağı “menstürasyon” halk arasında bilinen tabiriyle “adet kanaması” dır. Premensturel dönem olarak adlandırılan adet kanamasının öncesindeki dönemde, kadınlar çok sayıda sıkıntılı belirtiyle başa çıkmaya çalışır. Öyle ki bu belirtiler kimi zaman “premensturel sendrom” olarak adlandırılan rahatsızlığı da beraberinde getirir.

Ergenlik ve Değişimler

Ergenlikteki cinsel değişim iki şekilde yaşanır. Birincil cinsel değişme olarak adlandırılandeğişim,üreme organlarındaki değişmeleri içerir. İkincil cinsel değişme olarak adlandırılan değişim ise beden yapısındaki değişiklikler, sesteki değişme, sivilcelerin artması, vücuttaki tüylenme, ter bezlerinin çalışmasındaki artış vb. gibi cinsel değişiklikleri kapsar.

Kızlarda cinsel gelişimi sırasında ergenliğe geçişin en önemli işareti olarak adet kanaması (mensturasyon) kabul edilir. Mensturasyon yaşı kız çocuğunun genetik yapısı, beslenme ve sosyokültürel yapısı ile ilişkilidir. Ortalama olarak 9 ile 16 yaş arasında olabilir. Kız çocuğunun ilk adet kanamasını yaşamasını takiben pek çok bedensel ve duygusal değişim yaşanır. Bu duygusal değişimin bir kısmı bedenle ilgili algı ve düşüncelerin, bir kısmı hormonel değişimlerin, bir kısmı da aile ve sosyal ilişkilerin etkisiyle yaşanır ve kişilik oluşumunda önemli bir etkiye sahiptir.

Kız çocuğu bir taraftan bedenindeki hızlı değişime ayak uydurmaya çalışırken bir taraftan da hormonel değişimlerin yarattığı ruhsal gelgitlere adapte olmaya çalışır. Tüm bunlarla alışmaya çalışırken bir taraftan da ailevi ve sosyal tutumlardaki değişimler “bir kız çocuğu” olmaktan “bir kadın” olmaya giden yolda onu daha da zorlar.

Kız çocuklarının mensturasyonun başlamasına ilişkin gösterdiği duygusal tepkiler dikkate alınması gereken bir konudur. Yaşadıkları bu değişime ilişkin anlamlandırmaları nedeniyle pek çok kız çocuğunda ilk adet görme dönemi sorunlu geçebilmekte ve bu dönemin etkileri kız çocuğunun yetişkin dönem cinselliğini, sosyal- kişiler arası ilişkilerini ve duygusal durumunu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. İlk adet kanamasını yaşayan kız çocuklarının gösterdiği olumsuz duygusal tepkiler şöyle sıralanabilir;

- reddetme

- inkar etme

- nefret etme

- saklamaya çalışma

Bu duygusal tepkiler sonucu pek çok duygusal problem yaşanabilmektedir. Bu tepkilerin oluşmasında hormonel etkinin olduğu ancak bunun yetişkin üreme çağındaki kadınlarda görülen pre-menstrual dönemdeki etkiye kıyasla çok düşük olduğu söylenmektedir.

Premensturel Sendrom

Premenstruel sendrom (PMS) kadınların yaşadığı ve adet kanaması öncesi dönemde başlayan ruhsal veya fiziksel bazı belirtiler ile kendini gösteren bir durumdur. Bu ruhsal ve fiziksel belirtiler sıklıkla adet kanamasının başlamasına 6 ila 10 gün önce ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte birkaç gün içerisinde kaybolur ya da hafifler.

Çok fazla sayıda fiziksel ve fizyolojik bulgusu olan PMS, birçok kadın için oldukça sıkıntılı geçen bir dönemi temsil eder. Kadınların % 90'ı saptanmış olan 120 ila 160 bulguyu yaşamakta iken, % 10'luk kısım ise bu bulguları çok daha şiddetli bir biçimde yaşar. Bir diğer deyişle kadınların ve genç kızların % 80'inden fazlasında PMS belirtilerinin gözlenmesine karşın, bunların sadece % 2.5'lik bir kısmı gerçekten PMS'dir. PMS, yeni ergenliğe ulaşmış kızlarda daha az rastlanmakla beraber ilerleyen yaşlarda daha sık gözlenir.

PMS bulgularını diğer hastalıkların bulgularından ayıran ortak özellikleri vardır ve bunlar mutlaka dikkate alınmalıdır. Özellikle bulguların pek çoğu adetin başlangıcından itibaren yaklaşık ilk bir hafta içinde başlaması ve menstrüel akıntının (kanama) başlaması, hafiflemesi ya da tamamen durması, bu şikayetleri olan kadınların yaşadıkları durumun kaynağını ayırt edebilmeleri açısından çok büyük önem taşır.PMS'in teşhisinin yapılabilmesi için tek yol, PMS belirtileri olarak sıralanan belirtilerden rahatsız olan kadın ve genç kızların belirtilerini üç ay boyunca takip etmeleridir. Belirtilerin adet öncesi dönemde gerçekleştiğinin ve adet kanamasının gerçekleşmesiyle yok olduğunun saptanmasıyla, PMS teşhisi konulabilmesi mümkün hale gelecektir.

PMS'in bağlı fiziksel belirtiler;

Karın bölgesindeki kramplar

Akne ya da uçuk yayılımı

İştah değişiklikleri, tatlı veya tuzluya aşırı düşkünlük

Bel ağrısı

Göğüslerde duyarlılık

Kabızlık veya ishal

Seks dürtüsünde azalma

Baş dönmesi veya baygınlık

Halsizlik, bulantı, kusma

Sık idrara çıkma

Baş ağrısı

Sıvı tutulumu ve şişkinlik hissi

Kilo atışı (2.5 kg kadar)

PMS'in bağlı psikolojik / ruhsal belirtiler;

Agresyon (saldırganlık)

Kaygı / Anksiyete

Depresyon veya üzüntülü ruh hali

Azalmış seks dürtüsü

Duyarlılık

Duygudurum değişiklikleri

Konsantrasyon güçlüğü

Kendini beğenmeme

Sosyallikten uzaklaşma

Doğal aktivitelere olan ilginin azalması

Ani olarak ortaya çıkan üzüntülü ruh hali

Gerginlik hissi

Unutkanlık

İnsanlardan uzak kalma isteği

Yakınmalarınızın kaynağının PMS olup olmadığını anlamak için premenstrüel bulgularınızı, zamanlamasını ve şiddetini günlük olarak kaydedebilirsiniz. Eğer bulgular birkaç ay boyunca süreklilik gösteriyorsa PMS' unuz var demektir.

Pek çok kadın eğitim ve yaşam tarzı değişikliği sayesinde bu bulgularla başarılı biçimde mücadele edebilir. Ancak bunun için öncelikli olarak sağlıklı bilgi sahibi olmak ve bazı önerileri dikkate almak gerekir.

Premenstural Belirtilerle Başa Çıkmak İçin Neler Yapılabilir

Diyet
Genel beslenme çizgilerinin rehber alındığı günlük bir diyet, PMS belirtileri üzerindeki kontrolünüzde kadınlara yardımcı olacaktır. Bir diyetisyenden de yardım alarak hayata geçirdiğiniz düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı ile fiziksel şikayetler en aza indirilebilir.

Egzersiz

Egzersiz, sadece genel sağlığı düzeltip, iyiye gitmesini sağlamaz, aynı zamanda endorfin üretimine de yardımcı olur. Haftada en az 3 -5 kere yarım saatlik egzersizler yapmanız, çok yararlı olacaktır. Yüzme, jogging, hızlı adımlarla yürüme ya da kendi tercih ettiğiniz bir sporu yapabilirsiniz. Bu, sizin vücudunuzun daha biçimli olmasına, kilonuzu daha rahat kontrol edebilmenize, vücut sağlığınızı korumanıza ve kendinize olan güveninizin artmasına yardımcı olacaktır.

Alkol ve kafein alımını düşürmek

Alkol ve kafein, PMS belirtilerini şiddetlendirebilir. Kafein bundan başka, göğüslerin hassasiyeti arttırabilir, endişe ve asabiyet yaratabilir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki kafeinin tek kaynağı kahve değildir. Çayda, bazı içeceklerde, çikolatada ve sayılamayacak kadar çok ilaçta da bulunur. Alkol de, PMS'in yarattığı baş ağrısı ve yorgunluğu arttırır.


Dinlenme
Çoğu kimse, her gece ortalama 7 saat uykuya ihtiyaç duyar. Bazı genç kızlar, özellikle adet dönemi öncesi, daha fazla uykuya ihtiyaç duyabilirler. Kendinizi daha iyi hissedene kadar dinlenmelisiniz. Bu noktada bedeninize kulak vermeniz ve ihtiyacınız olan dinlenme süresini gözetmeniz yararlı olacaktır.

Stresi azaltmak

Stres, PMS'i şiddetlendirebilir. Stresi yenerek kendinizi rahatlatmak için kullanabileceğiniz bir çok metod vardır. Meditasyon, yoga ya da egzersiz sizin stresinizi atmanıza yardımcı olacaktır. Kendinizi rahatlatıcı renklerle çevirin, yumuşak bir müzik koyun, bir banyo yapın. Özellikle hoşlandığınız şeyleri yapmak için zaman ayırmanız, kendinizi daha iyi ve daha mutlu hissetmenize yol açacaktır. Sizde nelerin stres yarattığını keşfetmeye bakın ve onlardan uzak durun. Özellikle adet döneminizin son safhasında.

Duygularla başa çıkmak

PMS'in en zor bölümü, duygularınızın üst seviyeye çıkması ve bu hisleri kontrol edebilme konusunda yetersiz kalabilmenizdir. Gereksiz yere duyulan kızgınlıklar kadınları rahatsız eder. Gereğinden fazla duyarlılık ve sinirlilik hali, aile hayatı ya da arkadaşlıkları zedeleyebilir. PMS'de duygusal belirtiler, fizikselden daha önde gidiyorsa ve verdiğimiz yardım ipuçları yetersiz kalıyorsa, bir psikologla görüşmenizde yarar vardır.

PMS Tanısı Nasıl Konur?

Adet dönemi öncesi bazı belirtilerden şikayetçi olan her kadına PMS tanısı koymak, kadının gereksiz yere bir takım tedavilere ve bunların olumsuz etkilerine maruz kalmasına sebep olabileceğinden dolayı sadece bazı önemli kriterleri taşıyan kadınlar PMS tanısı alabilir. Bu aşamada premenstruel belirtiler ile premenstruel sendrom arasındaki ayrımı yapmak önemlidir.

Bir kadının premensturel belirtileri yaşıyor olmasıyla premensturel sendromunun olması arasında önemli bir fark vardır. Kadınların birçoğu çeşitli belirtiler ve sıkıntılar yaşıyor iken bunlarla kendi kendilerine başa çıkabilir ancak PMS yaşayan kadınların mutlaka profesyonel yardım almaları gerekir. Bu yardımın en uygun hali psikologunuzun ve jinekologunuzun uyum içerisinde çalışmasıyla gerçekleşecektir.

PMS tanısının konulabilmesi için aşağıdaki belirtilerin mutlaka varolması gerekir:

1-Belirtiler düzenli olarak ortaya çıkmalı ve kaybolmalıdır: adet döngüsünün ikinci yarısında ortaya çıkan belirtilerin şiddeti giderek artmalıdır.

2-Adet görüldükten sonra belirtiler üç gün içinde kaybolmalıdır.

3-Her adet döngüsünde en az 10 gün süren belirtisiz bir dönem varolmalıdır.

4-Belirtiler arka arkaya en az üç adet döngüsünde görülmüş olmalıdır.

5-Belirtiler iş yaşamı, sosyal yaşamı ve kişisel ruhsal dengeyi etkileyecek kadar şiddetli olmalıdır.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!