Gastroözofageal reflü hastalığında beslenme
Gastroözofageal reflü hastalığında beslenme

Gastroözofageal Reflü Hastalığı Ve Beslenme

‘’Gerçek şu ki, genel olarak mutlu insanlar hasta olmazlar. Bir insanın kendine olan tutumu, iyileşme veya sağlıklı olma sürecinde en önemli faktördür. Kendileri ve yakın çevreleriyle barış içinde yaşayan insanlar, diğer insanlardan çok daha az hastalanırlar.’’ - Dr. Bernie Siegel-

Gastroözofageal reflü hastalığı mide içeriğinin istemsiz olarak özofagusa kaçması şeklinde tanımlanmaktadır. Midedeki asit sıvısının özofagusa geçiş süresi uzadığında veya sayısı arttığında patolojik sonuçlar ortaya çıkabilir. Yapılan araştırmalarda obezite ve abdominal yağlanmaya bağlı artan bel çevresinin abdominal basınç artışına ve alt özofageal sfinkterin (AÖS) gevşemesine neden olarak gastroözofageal reflü hastalığı oluşumunda etkili olduğu bildilirmiştir. Diyetle alınan toplam yağ, doymuş yağ asidi gibi besin ögelerinin; karbonatlı içecek, nane gibi bazı besinlerin ve hızlı yemek yeme, öğün atlama gibi beslenme alışkanlıklarının gastroözofageal reflü oluşumunda ve tedavisinde etkili olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.

Obezite Ve Gastoözofageal Reflü
Obezite; gastroözofageal reflü hastalığı için önemli bir risk etmenidir. Ağırlık kaybı, abdominal basıncı azaltarak gastroözofageal reflü hastalığı semptomlarında iyileşme sağlayabilmektedir. Bu nedenle gastroözofageal reflü hastalarının ideal vücut ağırlıklarına ulaşmaları faydalı olacaktır.

*Diyetin yağ oranının yüksek olması, AÖS basıncını azaltmakta, gastrik boşalmayı geciktirerek özofagusun asite maruz kalma süresini arttırmaktadır. Yapılan bir araştırmada yağ içeriği yüksek öğün sonrası postprandiyal reflü sıklığının arttığı belirtilmiştir. Bu nedenle bu hastaların diyet yağ oranlarının azaltılması ve yağ içeriği yüksek besinlerden kaçınılması önerilmektedir.
* Diyet posası özofageal reflü hastalığı risklerini azaltıcı bir çok biyolojik mekanizmada rol oynar. Posa alımının artması özofagusta hasar gören hücrelerin onarılmasında rol oynamaktadır.
* Bazı besinlerin reflü semptomlarını daha da kötüleştirdiği ve gastroözofageal reflü hastalarının yaşam kalitesini olumsuz etkilediği yapılan araştırmalarda gösterilmiştir. Yapılan deneysel ve klinik araştırmalarda kızarmış besinlerin, çikolatanın ve sodanın AÖS basıncını azalttığı ve özofagusun aside maruz kalma süresini arttırdığı rapor edilmiştir. Şeker oranı yüksek tatlıların yüksek yağ içerikleri nedeniyle gastroözofageal reflü hastalığı ile ilişkili olabileceği belirtilmektedir. AÖS basıncını azaltan bu besinleri gastroözofageal reflü hastalarının tüketmemesi önerilmektedir.
* Karbonatlı içecekler AÖS basıncını azaltarak, alt özofageal sfinkterin uygun olmayan geçici gevşeme sıklığını arttırmaktadır. Karbonatlı içecek yerine metabolizma için daha faydalı olan su iyi bir alternatif olacaktır.
* Nane, en önemli bileşenlerinden olan mentol nedeniyle AÖS basıncını azaltarak gastroözofageal reflü hastalığına neden olan besinler arasındadır.
* Asitli meyveler (portakal, greyfurt vb.) ve suları, baharatlar, çiğ soğan, sarımsak özofagus mukozasını tahriş ederek semptomların artmasına neden olmaktadır.
*Fazla miktarda tuz tüketilmesi özofagus mukozasının aside direncini azaltarak reflü semptomlarının şiddetini arttırmaktadır. Norveç’te yapılan bir çalışmada, reflü semptomları ve gastroözofageal reflü hasatalığı ile tuzlu balık ve tuzlu et tüketiminin önemli derecede ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır.
* Alkol tüketimi AÖS basıncını azalttığı, mide asid salgısını arttırdığı ve mide boşalmasını geciktirdiği belirlendiğinden gastroözofageal reflü hastalarının alkol tüketmemesi önerilmektedir.
* Gastroözofageal reflü hastalarında yemek sonrası reflü sıklıkla görülmektedir. Fazla miktarda, büyük hacimli besin alımı gastrik distasyona yol açmaktadır. Bu nedenle fazla miktarda yemek yemek yerine öğün sayısının arttırılarak öğünlerdeki yiyecek miktarının azaltılması faydalı olacaktır.
* Geç saatlerde yemek yemek postprandiyal reflü ile ilişkilidir. Geç saatlere yemek yeme sonrasında mide pH’ı azalmakta ve gastrik asidite artmaktadır. Bu nedenle geç saatlerde yemek yememesi önerilmektedir.

Beslenmenin gastroözofageal reflü hastalığında önemli bir rolünün olduğu yapılan çeşitli bilimsel araştırmalarda gösterilmiştir. Bu yüzden beslenme programında gerekli değişiklikler yapılmalıdır.

Kaynakça:

- Nocon M, Labenz S, Jasperen D, et al. Association of body mass index
with heartburn, regurgitation and esophagitis: Results of the progression
of gastroesophagea
- Patrick L. Gastroesophageal reflux disease (GERD): A review of conventional
and alternative treatments. Altern Med Rev 2011;16:116-33.
- Devault KR, Castell DO. Updated guidelines for the diagnosis and
treatment of gastroesophageal reflux disease. Am J Gastroenterol
2005;100:190-200.
- Shapiro M, Green C, Bautista JM, et al. Assessment of dietary nutrients
that influence perception of intra-oesophageal acid reflux events in patients
with gastro-oesophageal reflux disease. Aliment Pharmacol Ther
2007;25:93-101.
-McFadden DW, Riggs DR, Jackson BJ, Cunningham C. Corn derived carbohydrate
inositol hexaphosphate inhibits Barrett’s adenocarcinoma
growth by pro-apoptotic mechanisms. Oncol Rep 2008;19:563-6.
- Slavin JL. Mechanisms for the impact of whole grain foods on cancer
risk. J Am Coll Nutr 2000;19:300-7.
- Nilsson M, Johnsen R, Ye W, et al. Lifestyle related risk factors in the
aetiology of gastrooesophageal reflux. Gut 2004;53:1730-5.
- Orenstein S, Peters J, Khan S, et al. Gastroesophageal Reflux Disease
(GERD) In: Kliegman RM, Behrman RE, Jenson HB, et al. Nelson textbook
of Pediatrics, Philadelphia: Saunders, Elsevier 2007;1547-50.
-Friedenberg FK, Xanthopoulos M, Foster GD, Richter JE. The association
between gastroesophageal reflux disease and obesity. Am J Gastroenterol
2008;103:2111-22.



İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!