'diyet'le alakalı birkaç düzeltme
'diyet'le alakalı birkaç düzeltme

Sağlıklı olmak, beslenme, şok diyetler, kilo vermek en çok aranan ve herkesin iyi kötü bilgi sahibi olduğu konu başlıkları.. Bilgiye çok kolay ulaştığımız bu dönemde doğru bilgi ve yanlış bilgilerin hepsi bir arada bulunmaktadır. Bu yüzden de doğru bilinen yanlışlar, yanlış bilinen doğrular birbirine karışmış durumdadır.

Toplum olarak diyetle alakalı yanlış bildiğimiz, yanlış yaptığımız veya yanlış algıladığımız bilgilere değinmek istiyorum ben bu yazımda..

- Öncelikle en büyük yanlış bence ‘diyet yapma algısı’. Herkes diyet yapmaktan korkuyor, çekiniyor, diyete başlamayı erteliyor her seferinde. Çünkü diyete bakış açısı yanlış aslında. Diyet yapmak demek aç kalmak demek değildir. Hatta aksine diyet yapmak demek hep tok olmak, ama şiş hissetmemek, sağlığı kontrol altında tutmak demek.

- Diyet konusunda bir diğer algı yanlışımız ise diyette olmayı her türlü lezzetli yiyecekleri ‘kendimize yasak kılmak’ sanmak. Halbuki doğru miktarlarla doğru eşleştirmelerle çok sağlıklı ve bir o kadar da lezzetli öğünler yapılabilir. Üstelik diyeti bozmadan! Alternatiflere her daim açık olmalıyız, üretken olmalıyız bu konuda…

- En sık karşılaştığım diyet yanlışlarından biri de ‘ekmek düşmanlığı’. Ekmeği düşman ilan etmiş durumdayız. “Diyet yapmıyorum ama; ekmek hiç yemiyorum.” “Hiç ekmek yemiyorum, ama kilo veremiyorum.” Bunlar sizden duyduğum cümleler. Halbuki inanın bana ekmek aslında en masum tahıl grubu. Elbette miktarı önemli bu konuda. Miktarına uygun olarak tüketilen ekmek, hem enerji ihitiyacımızı, hem B vitaminleri ve mineral ihtiyacımızı hem de farketmesek bile tatlı ihtiyacımızı karşılamamızı sağlar. Bunların yanında da tabi ki ekmeğin pek çok besine göre karnımızın doymasına etkisi büyüktür.

- Bir diğer yanlış düşünceye gelirsek: ‘Meyve faktörü’. Evet, meyveler sağlıklı atıştırmalıklar, vitamin deposu ve her gün öğünlerimizde yer alması gereken besinler ancak atladığımız bir şey var! Meyvenin içerisindeki şeker. Belki beyaz şeker kadar tehlikeli değil ancak, fazla miktarları, özellikle gece öğünlerinde zaten masum canıım bişey olmaz diyerek tükettiğimiz meyveler maalesef ki yağa dönüşebilmekte. Kişinin boyuna, kilosuna göre planlanacak beslenme programlarında 3 porsiyondan fazla meyveye çok da yer vermemek gerekiyor aslında. Ancak yanlış anlaşılmasın, çeşit ile alakalı hiçbir problem yok, miktara sadık kalarak çeşidi elbette ki arttırabilirsiniz.

- Gelelim ‘yeşil çay efsanesi’ne. Yeşil çayı mucizevi bir besin ilan ettik. Tamam, kabul ediyorum bu konuda biz diyetisyenlerin de suçu büyük. Yeşil çayı diyetisyenler listelerine yazdıkça yeşil çay devleşti. Yeşil çayın ara öğünler için mükemmel bir tercih olduğunu kabul ediyorum, meyvenin yanında, peynir-galetanın yanında, bisküvi yanında kısacası her türlü besin yanında kullanılabiliyor sevenler için. Ama maalesef ki sanıldığı gibi yeşil çay içersek zayıflarız mantığı yanlış. Düzenli kullanımda metabolizma hızına etkisi var, evet, ancak bir hafta günde 4-5 fincan yeşil çay içerek hızlı zayıflamak pek de mümkün olmuyor.

- Şok diyetler, 3 güne 5 kilo verdiren diyetler, detox diyetleri, zayıflama hapları vs., vs… bu tarz ‘kısa yoldan zayıflama vaatleri’yle kandıran diyetler yalnızca metabolizmanızı yavaşlamasıyla sonuçlanabilir. Bu tarz diyetlerin kesinlikle bir uzman kontrolünde –yani diyetisyenlerin- sayılı gün halinde yapılması uygun olabilir.

- ‘Diyetin kişiye özel olması’ da atlanılan ama aslında kesinlikle atlanılmaması gereken bir diğer başlık. Diyetler diyetisyen tarafından, danışanlarla beraber hazırlanan listelerdir. Kişilerin vücut analizlerine, yaşam tarzlarına ve beslenme alışkanlıklarına göre planlanmalıdır. Herkesin ihtiyacı birbirinden farklıdır. Aynı boy-kiloda olan insanların bile aynı diyeti uygulamaları aynı sonuca götürmeyebilir.

- 'Spor yanılgısı'. Evet, spor herkesin hayatında en başta sağlık için olması gereken bir durumdur. Ama maalesef ki bizim toplumumuzda spor yalnızca zayıflamak için yapılır algısı mevcut. Bu sebeple de diyet yapılırken çok yoğun spor yapılıyor ancak diyet bırakıldığında spor d bırakılıyor ve ciddi anlamda fazla bir şekilde kilo artışı görülüyor. Spor yapmaktan ziyade düzenli fiziksel aktivite yapılması gerekmektedir. Yani düzenli aralıklarla gün içerisinde aktifliğe ve kişinin kendisini tanıyarak, kendisine en uygun, en zorlanmayacağı ve severek hayatı boyunca devam edebileceği bir fiziksel aktiviteye tutunması gerekmektedir.

- Son olarak diyet konusundaki en önemli yanlış; diyete yaklaşım. Diyeti sadece bir süreç olarak görmek. Sadece zayıflayana kadar geçerli olarak düşünmek. Çünkü bu şekilde bi düşünce şartlama tipli bir düşüncedir. Ve kilo verdikçe özlem duyulan besinler artmaktadır. Halbuki ‘diyet’ dediğimiz beslenme programı yaşam prensibimiz olmalı, beslenme alışkanlığımız halinegelmelidir. Bu yanlışı düzeltmedikçe, diyet kalitemiz düşmektedir, kilolardan kurtulsak bile geri almamız çok uzun sürmeyecektir. Bu sebeple diyete zayıflatma listesi olarak bakmamalı, sağlıklı beslenme programı olarak düşünmeli, listelerimizi mümkün olduğunca alternatiflendirmeli, diyeti kendimize külfet haline getirmemeliyiz. Doğru beslenme alışkanlıkları kazanarak, aç kalmadan sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam etmeli, hiçbir şeyden geri kalmamıza gerek olmadığını başta kendimize sonra da çevremize göstermeliyiz.

Dyt. Zeynep SEÇKİN


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!