Kekemelik sorununu çözmek için çalışmaya başlayan kişilerin en önemli sorunu iki gün içinde düzelmeyi beklemeleridir. Bir ağaç iki günde meyve vermez. 2-3 belki 15-20 yılda meyve verir. Uygulayacağınız tedavi tekniğini bıkmadan usanmadan günlük yapmalısınız. Egzersizler her gün düzenli yapılmalı. Acele etmeden, sabırla. Çünkü kekemelik bir alışkanlıktır ve siz bu alışkanlığı değiştiriyorsunuz. Bir davranış kalıbının değişmesi için yerine yenisini koymanız gerekir. İşte her davranışınızın defalarca yapılarak pekiştirilmesi gerekir. Karate, judo, tekvandoda olduğu gibi…Siz bu sorunu çalışarak çözeceksiniz.

Tek Kollu Judocu

Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarındayken bir trafik kazası geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş. Oysa çocuğun büyük bir ideali varmış. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş. Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılmış çocuğun. Çocuk büyük bir depresyona girmiş. Bu durumu gören babası, Japonya'nın ünlü bir Judo ustasına gidip yapılacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..Hoca:

-Getir çocuğu bir bakalım, demiş.

Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüş ve:

-Tamam, demiş. Yarın eşyalarını getir, çalışmalara başlıyoruz.

Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve:

- Bu hareketi çalış, demiş.

Çocuk bir hafta aynı hareketi çalışmış.. Sonra hocasının yanına gitmiş.

-Bu hareketi öğrendim başka hareket göstermeyecek misiniz? diye

sormuş.Hocanın cevabı:

- Çalışmaya devam et, olmuş.

2 ay, 3 ay, 6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş. Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış. Hocanın yanına tekrar gitmiş:

-Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana başka hareket göstermeyecek misiniz?

- Sen aynı hareketi çalış oğlum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz.

2 yıl, 3 yıl, 5 yıl derken delikanlı judodaki 10. yılını doldurmuş.

Bir gün hocası yanına gelip;

-Hazır ol! demiş, Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!

Delikanlı şok olmuş. Hem sol kolu yok, hem de judo da bildiği tek hareket var. Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış. Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmış. Derken.. ikinci ,üçüncü maç....çeyrek, yarı final ve final...

Finalde delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. Tam bir üstad… Delikanlı dayanamayıp hocasının yanına koşmuş.

-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik…Geldik ama rakibime bir bakın hele. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var. Bu kadar bana yeter. Bari çıkıp da rezil olmayayım, izin verin turnuvadan çekileyim.

- Olmaz, demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.

Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç başlamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak!... Yenmiş rakibini, şampiyon olmuş. Kupayı aldıktan sonra hocasının yanına koşmuş:

-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var. Nasıl oldu da ben kazandım?

-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok. Bu bir…

İkincisi de o hareketin tek bir karşı hareketi vardır. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir!

" İnsanların eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarında olmasın!...

Bakış Açısı Ve Önyargılar...

Önyargılarımız olmasaydı hayat daha farklı olurdu sanırım. Daha güzel, daha huzurlu. Başarılarımızın da önündeki en önemli engellerden birisi kendimize karşı hissettiğimiz önyargılarımızdır. ‘Benden adam olmaz, ben aptalım vb’.

Dr. Paul Ruskin, öğrencilerine yaşlanmanın doktorsitesi.com/psikoloji" class="articleCrossLink">psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı okudu: ‘Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba harcıyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalardan dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor. Uykusu sürekli düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir neden yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana dek de feryat figan bağırıyor.’ Bu olayı okuduktan sonra, Dr. Ruskin öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemeyeceklerini sordu. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylediler. Dr. Ruskin, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onlarında yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırdılar. Daha sonra Dr. Ruskin hastanın fotoğrafını dolaştırmaya başladı. Fotoğraftaki doktorun altı aylık kızıydı.


Kocaeli Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!