Yeme bozuklukları: bulimia nervoza nedir?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Bulimiya Nervoza: Patolojik Açlık ve Modern Çağın Yeme Bozukluğu
Bulimiya nervoza, son yıllarda görülme sıklığı artan ve temelinde tıkınırcasına yeme krizleri ile bu durumu telafi etme çabalarının yattığı ciddi bir psikiyatrik bozukluktur. Kelime kökeni Yunanca "bous" (öküz) ve "limos" (açlık) sözcüklerinden türetilen bu hastalık, "bir öküzü yiyebilecek kadar büyük bir açlık" hissini ifade eder. İlk kez 1979 yılında Russell tarafından tanımlanan bu tablo; karşı konulamaz yeme krizleri, ardından gelen kusma davranışları ve aşırı şişmanlama korkusuyla karakterizedir.
İstatistiksel verilere göre bulimiya nervozanın yaşam boyu yaygınlığı kadınlarda %1.5, erkeklerde ise %0.5 civarındadır. Kadınlarda erkeklere oranla 10 kat daha fazla görülen bu hastalık, genellikle geç ergenlik veya erken erişkinlik döneminde ortaya çıkmaktadır.
Bulimiya Nervoza Belirtileri ve Tanı Kriterleri
DSM (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) kriterlerine göre bir bireye bulimiya nervoza tanısı konulabilmesi için belirli semptomların varlığı şarttır. Bu belirtiler şu şekilde özetlenebilir:
- Tıkınırcasına Yeme Atakları: İki saatten kısa bir sürede, normal bir insanın yiyebileceğinden çok daha fazla gıdanın (genellikle yüksek şeker ve karbonhidratlı) kontrol kaybı hissiyle tüketilmesidir.
- Uygunsuz Telafi Davranışları: Kilo alımını engellemek amacıyla kendi kendini kusturma, laksatif (ishal yapıcı), diüretik (idrar söktürücü) veya tiroid ilaçlarının suistimal edilmesi.
- Sıklık ve Süre: Bu davranışların en az üç ay boyunca haftada en az iki kez tekrarlanması gerekir.
- Psikolojik Döngü: Kişi genellikle yeme eyleminden utanır ve bunu gizli yapar. Yemek sonrası geçici bir rahatlama yaşansa da, bunu ağır bir öz eleştiri ve depresif ruh hali takip eder.
Bulimiya Nervozanın Risk Faktörleri ve Nedenleri
Hastalığın gelişiminde tek bir nedenden ziyade biyolojik, psikolojik ve sosyal etmenlerin birleşimi rol oynar. Başlıca risk faktörleri şunlardır:
- Sosyokültürel Etmenler: Batı toplumlarında zayıflığın ve diyet yapmanın bir başarı göstergesi olarak onaylanması.
- Cinsiyet ve Yaş: Kadınlarda görülme riski çok daha yüksektir; başlangıç genellikle ergenlik dönemidir.
- Psikolojik Etkenler: Beden algısı bozukluğu, düşük benlik saygısı ve duygulanım bozuklukları.
- Genetik Faktörler: Birinci derece akrabasında bulimiya öyküsü olanlarda risk 10 kat daha fazladır.
- Biyolojik Faktörler: Serotonin, dopamin ve enerji metabolizmasını düzenleyen hormonlardaki (leptin, CRH vb.) düzensizlikler.
Hastalığın Şiddeti ve Alt Tipleri
Bulimiya nervoza, telafi edici davranışların sıklığına göre dört farklı ağırlık düzeyinde sınıflandırılır:
| Şiddet Düzeyi | Haftalık Uygunsuz Ödünleyici Davranış Sayısı |
|---|---|
| Ağır Olmayan | Haftada 1-3 kez |
| Orta Derecede | Haftada 4-7 kez |
| Ağır | Haftada 8-13 kez |
| Aşırı Düzeyde | Haftada 14 veya daha fazla kez |
Belirgin Alt Tipler
- Çıkartma Olan Tip: Kişinin düzenli olarak kustuğu veya laksatif/diüretik kullandığı durumlar.
- Çıkartma Olmayan Tip: Kusma yerine aşırı egzersiz veya hiç yemek yememe (aç kalma) gibi yöntemlerin kullanıldığı durumlar.
Ayırıcı Tanı ve Eşlik Eden Hastalıklar
Bulimiya hastaları, anoreksiya hastalarının aksine genellikle normal vücut ağırlığına sahiptirler. Bu durum hastalığın dışarıdan fark edilmesini zorlaştırır. Tanı sürecinde anoreksiya nervoza ve diğer yeme bozuklukları mutlaka dışlanmalıdır. Ayrıca bulimiyaya sıklıkla şu psikiyatrik tablolar eşlik eder:
- Depresif ve Bipolar bozukluklar
- Anksiyete bozuklukları
- B küme kişilik bozuklukları (Borderline, Histrionik vb.)
- Alkol ve madde kullanım bozuklukları
Bulimiya Nervoza Tedavi Yöntemleri
Günümüzde bulimiya nervoza tedavisinde başarı oranları oldukça yüksektir. Araştırmalar, doğru tedavi planı ile %70'e varan iyileşme sağlandığını göstermektedir. Tedavi süreci şu bileşenlerden oluşur:
1. İlaç Tedavisi
- Antidepresanlar: Hem eşlik eden depresyonu tedavi etmek hem de tıkınırcasına yeme ataklarını azaltmak için kullanılır.
- Duygudurum Dengeleyiciler: Özellikle dürtü denetimi sağlamak amacıyla tercih edilebilir.
- Opiad Antagonistleri: Bağımlılık benzeri yeme davranışlarını kontrol altına almak için kullanılmaktadır.
2. Psikoterapi Yaklaşımları
- Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Sosyal baskı, katı yeme kuralları ve açlık döngüsünü kırmayı hedefler.
- Kişiler Arası İlişkiler Terapisi (KİT): Yeme ataklarından ziyade, bu atakları tetikleyen sosyal stres ve düşük benlik saygısı üzerine odaklanır.
- Diğer Yöntemler: Destekleyici psikoterapi, psikanaliz ve davranışçı terapiler de sürecin bir parçası olabilir.
Önemli Not: Tedavi sonrası ilk 12 ay, hastalığın tekrarlama riski açısından en kritik dönemdir. Erken tanı ve düzenli hekim kontrolü, kalıcı iyileşmenin anahtarıdır.


