Yeme bozukluğu, özellikle son yıllarda sosyal medya kullanımı ile doğru orantıda artan psikiyatrik bir bozukluktur. Yeme bozukluğu kişinin yeme alışkanlıklarının duygusal ve düşünsel süreçlerle birlikte deforme olmasıyla ortaya çıkar.

-Anoreksiya Nevroza: Kelime anlamı sinirsel iştah kaybıdır. Kişinin patolojisinde şişmanlıktan aşırı korkma düşüncesi vardır. Kişi bedeninin iri olduğu düşüncesiyle sürekli zayıflamaya çalışır. Kişi aldığı besinleri kısıtlama veya kusma davranışı ile dışa atma davranışını gösterir. Kişi ne kadar zayıflasa da zayıf olduğunu inkar eder. Anoreksiya Nevroza özellikle ergenlerde ve kadınlarda görülme oranı çok yüksektir.

-Bulimiya Nevroza: Yineleyen aşırı yeme nöbetleri ve kişinin beden ağırlığını kontrol etmekte aşırı uğraşması bu nedenle yediği yiyeceklerin şişmanlatıcı etkilerini azaltmak için aşırı çaba harcaması sendromudur. Aşırı yiyip ardından kusma davranışı çok sık görülür. Anne çocuk ilişkisinin bozulması, cinsel yetersizlik, yeme alışkanlıkları, beden algısı, norepinefrin ve serotonin düşüklüğü de rahatsızlığa yol açmaktadır.

-Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu: Kişinin gelen yeme atağıyla birlikte kontrolünü tamamen kaybetmesidir. Bulimiya hastasından farklı olarak kişi bunu kusma, diyet ve egzersiz davranışı yapmadan sürdürür. Bu rahatsızlığı olan bireyler genel olarak obezite hastasıdır ve kiloları normalin üstündedir.

Yeme bozukluklarına neden olan üç önemli faktörden bahsedebiliriz

Bunlar ailesel faktörler, psikolojik faktörler ve sosyolojik faktörlerdir.

Bireyin ailesinde depresif bozukluk, alkolizm, obezite veya yeme bozukluğu bulunan bireylerin olması kişide yeme bozukluğunu arttıran önemli bir kavramdır. Bunun yanı sıra ailenin diyete karşı olan tutumu, kilo ve dış görünüşe karşı olan bakış açısı ve bireyin kendi beden algısına çok daha fazla odaklanmasını ve bunu bir takıntı haline getirmesi konusunda oldukça etkilidir.

Kişi yetersiz bir benlik geliştirmeye başladığında, kişisel bir çaresizlik duygusu içerisine girer. Bununla birlikte yetersiz benliğini yeme davranışı üzerinden var edeceğine dair bozuk bir algı oluşturur. Bir diğer önemli nokta ise kontrolcülüktür. Kişi hayatındaki olumsuzlukları kontrol edemediği durumlarda bunu kendi beden algısı üzerine çevirerek “zaten hayatımı kontrol edemiyorum en azından bedenimi edebilirim” noktasında bir inanca dönüştürür. Bunun sonucunda yeme rutinlerini kontrol etmeye başlar. Psikoanalitik kuramlara göre bu davranış oral fantezilere karşı bir defans veya oral döneme dair bir regresyon olarak gelişmektedir.

Özellikle batılı kültürlerde incelik ve çekiciliğin dışa vurumunun öneminin artması sonucu yeme bozuklukları noktasında aşırı bir artışa sebep olmuştur. Güzel ve zayıf görünmeliyim arzusuyla kişi yemeyi durdurma ve yediğini çıkarma noktasında bedenindeki değişimle baş etmeye çalışır. Bunun sonucunda beden algısında çok ciddi algısal bozukluklar oluşmaya başlar.

Eğer sizde yeme davranışlarıyla ilgili bu benzeri sorunları yaşıyorsanız lütfen en yakın zamanda bir uzmana başvurun.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!