Doktorsitesi.com

Üreter taşları ve tedavisi

Op. Dr. Ertürk Ergin
Op. Dr. Ertürk Ergin
10 Mayıs 2016586 görüntülenme
Randevu Al
Üreter taşları ve tedavisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Üreter Taşları Hangi Şikayetlere Yol Açar?

Üreter taşları, hastada başta şiddetli ağrı olmak üzere bulantı ve kusma gibi çeşitli şikayetlere yol açabilmektedir. Taşın bulunduğu konuma göre ağrının hissedildiği bölgeler değişkenlik gösterir. Üst üreter taşlarında ağrı genellikle yan bölgede (böğür) yoğunlaşırken; sırta, kasığa ve testislere doğru yayılım gösterebilir.

Alt üreter taşlarında ise klinik tabloya idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve acil işeme isteği gibi semptomlar eklenir. Bu bölgedeki taşların ağrısı penis köküne veya vaginaya vurabilir. Şikayetlerin şiddeti, taşın hareketine ve idrar akışını ne derece engellediğine bağlıdır.

Üreter Taşı Tanısı Nasıl Konulur?

Üreter taşlarının kesin teşhisi için modern görüntüleme yöntemlerinden ve laboratuvar tetkiklerinden faydalanılır. Tanı sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:

  • Direkt Grafi ve Ultrasonografi: Taşın varlığını ve konumunu belirlemek için kullanılan ilk basamak yöntemlerdir.
  • İntravenöz Pyelografi (IVP): İlaçlı böbrek filmi olarak da bilinen bu yöntemle idrar yolları ve böbreğin genel durumu detaylıca incelenir.
  • İdrar Tahlili: İdrarda kanama olup olmadığı veya eşlik eden bir enfeksiyon varlığı bu test ile tespit edilir.

Üreter Taşlarının Kendiliğinden Düşme Olasılığı

Her üreter taşı vakası cerrahi bir girişimi gerektirmeyebilir. Eğer üreterde dışarıdan bir baskı veya yapısal bir darlık söz konusu değilse, özellikle 4-5 mm çapındaki taşların kendiliğinden düşme olasılığı oldukça yüksektir. Daha önce taş düşürmüş bireylerde, yeni oluşan taşların vücuttan atılması daha kolay olabilmektedir.

Taşın KonumuKendiliğinden Düşme Olasılığı
Üst Üreter Taşları%29 - %98
Distal (Alt) Üreter Taşları%78 - %98

Hangi Durumlarda Girişim Gereklidir?

Üreter taşlarına müdahale kararı verilirken en kritik ölçüt böbreğin gördüğü hasar durumudur. Böbrekte çalışma bozukluğu, enfeksiyon veya ciddi derecede böbrek genişlemesi (şişmesi) saptandığında zaman kaybedilmeden girişim yapılmalıdır. Ayrıca tek böbrekli hastalarda veya diğer böbreği fonksiyonel olmayan kişilerde acil müdahale hayati önem taşır.

Tam üreteral tıkanıklık durumlarında girişim süreciyle ilgili şu zaman sınırları hayati önem taşır:

  1. İki Hafta İçinde: Tam tıkanıklık varsa müdahale edilmesi şarttır.
  2. Altı Hafta Sınırı: Tıkanıklık 6 haftayı geçerse böbrekte geri dönülmez hasar gelişir.
  3. Yaşam Kalitesi: Taşın düşürülemediği ve hastanın iş veriminin düştüğü durumlarda da cerrahi seçenekler değerlendirilir.

Ağrının Geçmesi Taşın Düştüğü Anlamına mı Gelir?

Ağrının aniden kaybolması hastalar tarafından genellikle iyileşme olarak algılansa da bu durum son derece yanıltıcı ve tehlikeli olabilir. Küçük taşlar hareketli oldukları için daha fazla ağrıya yol açarken, büyük taşlar hareketsiz kalmaları nedeniyle daha az ağrı yapabilir. Ağrının azalması, taşın idrar geçişini engellediği ve böbreğe zarar verdiği gerçeğini değiştirmez.

Üreter Taşı Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Üreter taşı tedavisi; taşın büyüklüğüne, konumuna, böbreklerin ve idrar kanallarının genel sağlık durumuna göre kişiye özel olarak planlanır. Günümüzde uygulanan temel tedavi yöntemleri şunlardır:

ESWL (Taş Kırma)

Vücut dışından gönderilen şok dalgaları ile taşın parçalanması hedeflenen cerrahi dışı bir yöntemdir.

Endoskopik (Kapalı) Cerrahi

İdrar kanalından girilerek gerçekleştirilen, taşın doğrudan müdahale ile çıkarıldığı veya lazerle kırıldığı kapalı yöntemdir.

Açık Cerrahi

Taşın konumu ve hastanın durumuna göre nadiren de olsa tercih edilebilen geleneksel cerrahi yöntemdir.

Etiketler

Üreter taşları hangi şikayetlere yol açar?Üreter taşlarının düşme olasılığı var mıdır?Üreter taşlar tedavisiÜreter taşların tanısı nasıl konur

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ertürk Ergin

Op. Dr. Ertürk Ergin

Op. Dr. Ertürk ERGİN, lise öğrenimini Konya Anadolu Lisesi'nde bitirdikten sonra Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini de başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise  Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapmış ve Üroloji Uzmanı olmuştur. Aynı süre zarfında Chicago Loyola Üniversitesi Tıp Merkezi Üroloji Kliniği'nde de bulunmuş olup Üroloji Klinik şefi Prof. Dr. Robert C Flanigan ile Ürolojik Onkoloji ve Ass. Prof. Dr. John P Mulhall ile Androloji, İnfertilitede Mikrocerrahi Teknikler alanlarında klinik çalışmalar yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.