Doktorsitesi.com

Transaksiyonların Analizi

Aile Danışmanı Yonca Sargın
Aile Danışmanı Yonca Sargın
6 Temmuz 2022137 görüntülenme
Randevu Al
Ben yeterliyim ama sen yetersizsin… Kendisine bakım veren kişiler tarafından -ağırlıklı ebeveynleri tarafından- uzun süre kötü muameleye maruz kalan çocuk, yaşam pozisyonunu bir süre sonra -ben yeterliyim ama sen yetersizsin- diye adlandırdığımız yaşam pozisyonuna çevirir. Bu çocuklar doğdukları andan itibaren şiddet ortamına doğarlar ve iletişim dilleri şiddet olur. Anne ve baba sadece şiddet gösterdiklerinde çocukla iletişime geçerler. Çocuk da, henüz konuşmaya başlamadığı sözsüz dönemde, şiddeti içselleştirir ve iletişim dili şiddet olur.
Transaksiyonların Analizi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Erken Çocukluk Döneminde Şiddet ve Yaşam Pozisyonları

Bireyin karakter yapısı ve toplumsal etkileşim biçimi, erken çocukluk döneminde bakım verenlerle kurduğu bağ ile şekillenir. Özellikle ebeveynleri tarafından uzun süre kötü muameleye ve şiddete maruz kalan çocuklar, hayatta kalabilmek adına savunmacı bir mekanizma geliştirirler. Bu mekanizma, Transaksiyonel Analiz kuramında "Ben yeterliyim ama sen yetersizsin" olarak adlandırılan yaşam pozisyonuna dönüşür. Şiddet ortamına doğan bu çocuklar için iletişim dili, henüz sözsüz dönemdeyken içselleştirilen şiddet olmaktadır.

Kriminal Pozisyon: Şiddetin İçselleştirilmesi

Fiziksel istismarın ağır sonuçları olan kırılmış kaburgalar veya kafatası çatlakları, çocukta derin bir dehşet uyandırır. Çocuk, şiddete maruz kalmadığı anlarda kendiyle baş başayken bir nebze iyi hissederken, ebeveyni ile karşılaşma düşüncesiyle sarsılır. Bu durum şu duygusal çatışmayı doğurur:

  • Ben Yeterliyim: Kendiyle baş başayken hissettiği geçici iyilik hali.
  • Sen Yetersizsin: Şiddet uygulayan ebeveyne karşı duyulan güvensizlik ve dehşet.

Bu iki duygunun birleşimi, literatürde kriminal pozisyon olarak tanımlanır. Vicdan yoksunluğu, cinayet, taciz ve işkence gibi dışa vurumlara sahip bireylerin geçmişinde genellikle bu temel taşlar yer almaktadır.

Yetişkinlikte Öç Alma ve Tedavi Zorlukları

Çocuklukta fiziksel tacizi deneyimleyen ve bu süreçten sağ çıkan birey, yetişkinlik dönemine ulaştığında toplumdan ve çevresinden öç almaya başlar. Bu bireylerde vicdan gelişimi, erken çocukluk dönemindeki hasarlar nedeniyle tamamlanamamıştır. Kendi eylemlerini haklı, karşı tarafı ise her zaman haksız ve hatalı görürler.

Özellik"Ben Yeterliyim, Sen Yetersizsin" Pozisyonundaki Birey
Vicdan AlgısıGelişmemiştir veya yoksunluk düzeyindedir.
Hata KabulüKendisini daima haklı, karşı tarafı suçlu görür.
Tedavi SüreciTerapisti de "yetersiz" gördüğü için tedaviye dirençlidir.
En Uç DavranışCinayet işleme eğilimi ve bunu kendince meşrulaştırma.

Piaget ve Gelişimsel Süreç

Ünlü psikolog Piaget, çocukluğun ilk iki yılındaki duyuşsal hareket döneminin, zekanın ve mantıksal düşüncenin temelini oluşturduğunu belirtir. Normal şartlarda bebek yetersiz, bakım veren ise yeterlidir; bu durum sevgi ve şefkatle desteklendiğinde sağlıklı bir gelişim izler. Ancak fiziksel ve duygusal ihtiyaçlar karşılanmadığında, toplumun genel sağlığını tehdit eden patolojik bireyler ortaya çıkar.

Transaksiyonel Analiz ve Toplumsal Çözüm Önerileri

Dr. Eric Berne tarafından geliştirilen Transaksiyonel Analiz, bu patolojik süreçlerin yönetilmesinde uzmanlara ışık tutmaktadır. Ancak temel hedef, bu patolojilerin oluşmasını engellemek olmalıdır. Cezalandırma yöntemlerinden ziyade, sorunu kökten çözecek toplumsal stratejiler geliştirilmelidir.

Koruyucu Ruh Sağlığı Adımları

  1. Aile Ruh Sağlığı Merkezleri: Devlet eliyle bu kurumların sayısı artırılmalıdır.
  2. Anne-Baba Okulları: Ebeveynler çocuk sahibi olmadan önce kapsamlı bir eğitime tabi tutulmalıdır.
  3. Sürekli Denetim: Doğumdan itibaren çocuğun sadece fiziksel sağlığı değil, ruhsal gelişimi ve yetiştiği ortam da kontrol altında tutulmalıdır.

Bu önleyici faaliyetler, toplumdaki şiddet sarmalını kırmak ve sağlıklı nesiller yetiştirmek adına hayati önem taşımaktadır.

Etiketler

Aile içi problemlerİletişimAileAile içi çatışmaÇocukla iletişimEbeveynAile ve iletişimİletişim engelleriAile içi şiddetEmpatiYaşlara göre çocuk gelişimiÇocukların zeka gelişimiİletişim engelleri çocuğu olumsuz etkilerAile ve ruh sağlığı hangi durumlarda sorundurbeş sevgi dilitransaksiyonel analiz

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Yonca Sargın

Aile Danışmanı Yonca Sargın

1973 doğumlu olan Yonca Sargın 1995 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2010 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde MBA yüksek lisansını yapmış, 2016 yılında Marmara Üniversitesi'nde, Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlayarak, uluslararası geçerliliği olan Aile Danışmanı sertifikasını almış ve bu danışmanlığı yapmaya hak kazanmıştır. Destekleyici olarak; Virginia International University onaylı Bilgelik Enstitüsü'nden Aile ve Çift terapisi, Pİ İstanbul’dan Gottman Çift Terapisi, Brainspotting Trainings INC.’den Brainspotting 1, İstanbul Kent Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nden BDT, Psikonet’ten
ve İstanbul Gedik Üniversitesi’nden Şema Terapi, Çevrimiçi Terapi Merkezi’nden EMDR, Başkent Psikoloji Nevin Dölek’ten Yas ve Travma eğitimleri almıştır. Ayrıca, ergen ve yetişkin testleri, bireysel ve çift vaka analizleri, çözüm odaklı danışmanlık, transaksiyonel analiz, kuantum, mindfulness alanlarında da eğitim ve seminerlere katılmıştır. 25 yıl Tekfen Holding tarımsal sanayi grubunda satış pazarlama departmanında yöneticilik yapmış, departman içi iletişim, zaman yönetimi, stres yönetimi, motivasyon, müşteri memnuniyeti, kurumsal iletişim konulu seminerler vermiştir. Azize Bek danışmanlık merkezinde kişisel gelişim seminerleri vermiş ve aile
danışmanlığı yapmıştır. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında ODTÜ Gençlik merkezinde öğrenci ve ailelerine seminerler vermiştir.
Asıl çalışma alanı yetişkin ve çift olan Yonca Sargın, Antalya’da yüz yüze, Türkiye ve yurt dışında da online olarak danışmanlık vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.