Doktorsitesi.com

Bizi Rahatsız Eden Aslında Düşüncelerimizdir

Aile Danışmanı Yonca Sargın
Aile Danışmanı Yonca Sargın
19 Temmuz 2022190 görüntülenme
Randevu Al
Bilişlerimiz, düşüncelerimiz, çocukluklarımızda yaşadıklarımızla şekilleniyor. Örneğin kedi köpek korkusu da böyle. Çocukluğunda annesinin kediden korktuğunu gören bir çocuk, yetişkin olduğunda kediden anlam veremediği bir şekilde korkar. Ama orada asıl korktuğu kedi değildir. Çocukluğunda bilincine yerleşen düşünce ve algıdır. “Kediden korkulur”.
Bizi Rahatsız Eden Aslında Düşüncelerimizdir
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Olayların Ötesinde: Bizi Rahatsız Eden Gerçekten Nedir?

Hayatımızda karşılaştığımız durumlar karşısında verdiğimiz tepkiler, genellikle olayın kendisinden ziyade o olayı nasıl yorumladığımızla ilgilidir. Birçok kişi, yaşadığı mutsuzluğun kaynağını dışsal faktörlere bağlasa da, asıl belirleyici olan bilişsel süreçlerimiz ve sahip olduğumuz düşünce kalıplarıdır. Bu yazıda, bir danışan seansından yola çıkarak olaylara yüklediğimiz anlamların duygularımızı nasıl şekillendirdiğini inceleyeceğiz.

Bir Seans Notu: Mesajlaşma ve Değersizlik Algısı

Bir seans sırasında danışanım, erkek arkadaşıyla yaşadığı bir tartışmayı şu sözlerle dile getirdi: "Erkek arkadaşımla bugün tartıştık; artık bana değer vermediğini ve beni sevmediğini anladım." Bu düşünceye nasıl kapıldığını sorduğumda ise şu yanıtı aldım: "WhatsApp’tan mesaj yazdım, mesajı gördü ama bana saatler sonra cevap verdi."

Bu örnekte görüldüğü üzere, bir çift için hiçbir sorun teşkil etmeyecek bir durum, bir başkası için derin bir değersizlik hissi yaratabilmektedir. Burada asıl mesele mesajın geç gelmesi değil, kişinin bu durumu "değer görmüyorum" şeklinde etiketlemesidir.

Çocukluk Deneyimleri ve Bilinçaltı Kodlamaları

Bilişlerimiz ve düşüncelerimiz, özellikle çocukluk döneminde yaşadığımız tecrübelerle şekillenir. Örneğin, annesinin kediden korktuğunu gören bir çocuk, yetişkinliğinde bu korkunun nedenini bilmese de kedilerden uzak durur. Burada korkulan nesne kedi değil, zihne yerleşen "kediden korkulur" algısıdır.

Aynı durum ikili ilişkiler için de geçerlidir. Eğer bir birey, çocukluk döneminde ihtiyaç duyduğu ilgiye anında ulaşamadıysa, yetişkinlikte mesajına geç cevap verilmesini bir terk edilme veya değersizlik belirtisi olarak algılayabilir.

Bilişsel Çarpıtmaları Sorgulamak: Beyin Fırtınası

Danışanımla yaptığımız çalışmada, bu olumsuz düşünceyi rasyonel bir süzgeçten geçirdik. Süreç şu şekilde ilerledi:

  • Duygu Analizi: Mesajın geç gelmesi danışana 10 üzerinden 9 şiddetinde bir değersizlik hissi veriyordu.
  • Kanıt Sorgulama: İlişkide bu düşünceyi onaylamayan durumlar (ilgi, neşe, destek) gözden geçirildi.
  • Alternatif Açıklamalar: Kişinin o an toplantıda olması veya iş yoğunluğu gibi ihtimaller değerlendirildi.
  • Dış Bakış Açısı: Aynı durumu bir arkadaşı yaşasa ona ne tavsiye vereceği soruldu.

Bu sorgulama sonucunda, danışanımın hissettiği değersizlik puanı 9'dan 3'e geriledi. Bu, olay değişmese bile düşünce değiştiğinde duygunun da değişebileceğinin en somut kanıtıdır.

Neden Herkes Farklı Tepki Verir?

Bir olaya on farklı kişiden on farklı tepki geliyorsa, rahatsızlığın kaynağı olay değil, düşüncelerdir. Düşüncelerimizi ise şu faktörler oluşturur:

FaktörEtkisi
Erken ÇocuklukYaşamın ilk yıllarındaki tecrübeler bilinçaltına kodlanır.
Ara İnançlarDuygular nedeniyle olaylar karşısında otomatik kalıplar oluşur.
Bilinçaltı KayıtlarıÇocukken bastırılan duygular, yetişkinlikte benzer ortamlarda su yüzüne çıkar.

Sonuç: Ayşe ve Fatma Örneği

Sonuç olarak; aynı WhatsApp mesajı geç geldiğinde Ayşe, "İşi vardır, müsait olunca yazar" diyerek hayatına devam ederken; Fatma, kendi içsel yaraları nedeniyle "Beni sevmiyor" diyerek derin bir üzüntü yaşayabilir. Bizi yöneten olaylar değil, o olaylara dair zihnimizde taşıdığımız otomatik tepkilerdir.

Sevgiler.

Etiketler

Aile içi problemlerİletişimSosyal fobi belirtileriTakıntılarAile etkisiAile içi çatışmaBilinçaltıBilişsel terapiÖfke yönetimiAile danışmanlığıAile danışmanıDeğersizlik duygusuAnne çocuk iletişimi

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Yonca Sargın

Aile Danışmanı Yonca Sargın

1973 doğumlu olan Yonca Sargın 1995 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünden mezun olmuştur. 2010 yılında Akdeniz Üniversitesi’nde MBA yüksek lisansını yapmış, 2016 yılında Marmara Üniversitesi'nde, Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlayarak, uluslararası geçerliliği olan Aile Danışmanı sertifikasını almış ve bu danışmanlığı yapmaya hak kazanmıştır. Destekleyici olarak; Virginia International University onaylı Bilgelik Enstitüsü'nden Aile ve Çift terapisi, Pİ İstanbul’dan Gottman Çift Terapisi, Brainspotting Trainings INC.’den Brainspotting 1, İstanbul Kent Üniversitesi Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’nden BDT, Psikonet’ten
ve İstanbul Gedik Üniversitesi’nden Şema Terapi, Çevrimiçi Terapi Merkezi’nden EMDR, Başkent Psikoloji Nevin Dölek’ten Yas ve Travma eğitimleri almıştır. Ayrıca, ergen ve yetişkin testleri, bireysel ve çift vaka analizleri, çözüm odaklı danışmanlık, transaksiyonel analiz, kuantum, mindfulness alanlarında da eğitim ve seminerlere katılmıştır. 25 yıl Tekfen Holding tarımsal sanayi grubunda satış pazarlama departmanında yöneticilik yapmış, departman içi iletişim, zaman yönetimi, stres yönetimi, motivasyon, müşteri memnuniyeti, kurumsal iletişim konulu seminerler vermiştir. Azize Bek danışmanlık merkezinde kişisel gelişim seminerleri vermiş ve aile
danışmanlığı yapmıştır. Sosyal sorumluluk projesi kapsamında ODTÜ Gençlik merkezinde öğrenci ve ailelerine seminerler vermiştir.
Asıl çalışma alanı yetişkin ve çift olan Yonca Sargın, Antalya’da yüz yüze, Türkiye ve yurt dışında da online olarak danışmanlık vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.