Ayak hastalıklarının doktora başvuru nedenleri ağrısında ilk sıralarda gelen topuk ağrısı insanın hayat kalitesini düşüren çok önemli bir sağlık sorunudur. Etrafınızdaki insanlara sorduğunuzda orta yaşı geçen insanların çoğunun hayatının bir döneminde bu dertten muzdarip olduğunu görürsünüz.

Sanılanın aksine topuk dikeni (epin kalkanei) topuk ağrılarının tümünden sorumlu değildir. Topuk ağrısı nedenlerinin başında planter fasciitis denilen ve tabanda yürürken yaylanma mekanizmasının bir parçası olan plantar fascia dokusunun zorlanması gelir. Bu dokunun zorlanması sonucunda doku içi ufak yırtıklar oluşur. Vücut eğer bu yırtıkları iyileştiremez ise hastanın ağrısı başlar ve ilerleyen dönemde bu yapının topuk kemiğine yakın bölgesinde röntgen filmlerinde diken görünümü veren taşlaşma (kalsifikasyon) görünür.

Hastalar özellikle sabah ilk adım attıklarında ayaklarına adeta bir diken batıyor hissi veren bu durumu topuk dikeni olarak adlandırır, ancak sanılanın aksine ağrıyı yapan somut bir diken yoktur. Ağrının nedeni ilk basma ile beraber hastalıklı dokunun gerilmesidir. Birkaç adım atma sonrasında genelde bu gerilme rahatlar ve hastaların ağrısı hafifler. Ancak kişi çok uzun süre yürür veya uzun süre ayakta kalırsa ağrısı yeniden başlar ve bazen gece dinlenme anında bile ağrısı devam eder.

Topuk dikeni ile en çok karışan durumlar ayak bileği seviyesinde veya belde sinir sıkışmaları, aşil tendon problemleri, osteoporoz ve stres kırıkları olarak sıralanabilir. Doktorunuzun ağrının nedenine göre tedaviye başlayabilir veya başka bir doktora yönlendirebilir.

Eğer bir aydan fazla bir süredir topunuz ağrıyor ve ilk adımda ağrı fazla ise doktora gitmenizde fayda vardır. Her ne kadar halk arasında bir şey yapmadan kendi kendine ağrısı geçen durumlar gözlense de kronik ağrı çeken hastalar çoğunluktadır. Unutulmamalıdır ki, erken teşhis edilen durumlarda tedavi çok daha başarılı olabilmektedir. Doğru bir fizik muayene tanıda en önemli unsurdur. Topuk ağrısı ile doktora başvuran bir hastada film çekilmesi ve mutlaka gerekli değildir. Bunun yanında gerekli durumlarda normal röntgen filmi, doppler USG, EMG veya MRI gibi tanı araçlarına başvurulabilir.

Topuk dikeni (plantar fasciitis) tanınız konduktan sonra tedavi için erken veya kronik dönemlerde değişik tedavi alternatifleri uygulanabilir. Topuk ağrılarının yüzde 95’i herhangi bir cerrahi müdahaleye gerek olmadan tedavi edilebilmektedir. Erken dönemde (ilk 1-1,5 ay) kullanılacak basit bir slikon topukluk, plantar fasia germe egzersizleri, ayakkabı değişiklikleri ve ilaçlar ile genelde iyileşme sağlanır. Daha geç dönemde veya erken dönem tedaviden başarı alınamayan durumlarda ise size özel yapılacak ve ayak tabanındaki basınçları dengeleyen bir tabanlık ve tekniğe uygun yapılacak bir kortizon iğnesi ile başarı sağlanma oranı %80’lere yakındır.

Bu tedavilere rağmen başarı sağlanamaz ise veya 3 aydan uzun süredir probleminiz devam ediyor ise dünyada son yıllarda uygulanmaya başlanan ESWT tedavisi ameliyat öncesi son seçenek olarak karşımıza çıkar. Hatta bazı yazarlara göre ESWT tedavisi girişimsel bir yöntem olmaması dolayısı ile topuğa yapılan kortizon iğnelerinden önce bir seçenek olarak sunulmalıdır.

ESWT tedavisi prensip olarak böbrek taşı kırma makinelerine (lithotripsi) benzer çalışır. Toplumdaki yanlış görüş bu tedavinin bir diken kırma tedavisi olduğu yönündedir. Makine tarafından oluşturulan ses dalgaları bir noktada odaklanır ve doku üzerinde ufak hasarlar yaratır. Bu durum vücudun iyileştirme mekanizmalarını uyarır ve hasarlı bölgenin hızla iyileşmesini sağlar. Tedavi haftada bir gerçekleştirilen 3 seansta ve hastayı rahatsız etmeyecek bir ağrı düzeyinde tamamlanır. İyileşme tedavinin bitiminden sonraki 1-2 ay içinde artan düzeyde devam eder ve ağrının bu sürenin sonunda sıfıra inmesi beklenir. Yapılan çalışmalar ESWT tedavisinin yüzde 80 oranında başarı sağladığını göstermektedir.

Eğer bu tedavilerin hiçbirinden sonuç alınamaz ise ve ağrı hastanın günlük hayatını etki eder veya aktivitesini düşürür düzeyde ise cerrahi tedavi yöntemlerine geçilir. Cerrahide yapılan şey hastalıklı dokuyu çıkarmaktır ve günübirlik (hastanede yatmadan) cerrahi olarak uygulanır. Cerrahi sonrasında 3-6 hafta arasında bir iyileşme periyodu vardır ve %95 oranında bir iyileşme oranına sahiptir.

Bu bilgiler ışığında topuk ağrısının değişik nedenleri olduğunu ve her nedene göre değişen tedavi yöntemleri olduğunu bilmemiz gerekir. Topuk ağrısı kişi tarafından ciddiye alınmalı ve nasıl olsa kendi kendine geçer diye bir kenara bırakılmamalıdır. Erken teşhis ve basit tedavi yöntemleri ile yüksek oranda ağrısız hale gelinebildiği akıldan çıkarılmamalıdır.


İstanbul Ortopedi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!