The global impact of the COVID-19 pandemic on the management and course of chronic urticaria

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Giriş: Pandemi Döneminde Kronik Ürtiker Yönetimi
Kronik ürtiker (KÜ), dünya genelinde 50 milyondan fazla insanı etkileyen, deri mast hücrelerinin aktivasyonuyla karakterize yaygın bir hastalıktır. Bu aktivasyon sonucunda salınan histamin ve diğer mediyatörler; vazodilatasyon, plazma ekstravazasyonu ve duyusal sinir uyarımı gibi semptomlara yol açar. 2020 yılının başından itibaren tüm dünyayı etkisi altına alan SARS-CoV-2 (COVID-19) pandemisi, sağlık sistemlerini ve kronik hastalıkların yönetimini kökten değiştirmiştir.
KÜ hastaları ve hekimleri, pandemi sürecinde enfeksiyon riski nedeniyle tedavi protokollerinde ve takip süreçlerinde önemli değişikliklerle karşı karşıya kalmıştır. Bu süreçte özellikle biyolojik ajanların ve immünosüpresif tedavilerin kullanımı, COVID-19'un seyri üzerindeki etkileri ve hastalığın alevlenme riski en çok merak edilen konular arasında yer almıştır.
COVID-19 Pandemisinin Hasta Bakımı Üzerindeki Etkileri
Pandemi süreci, KÜ hastalarının uzman merkezlere erişimini ciddi şekilde kısıtlamıştır. Araştırmalar, ürtiker referans merkezlerinde (UCARE) takip edilen haftalık hasta sayısının %50'den fazla azaldığını göstermektedir. Bu düşüşün temel nedenleri şunlardır:
- Hasta sevklerinin azalması
- Ürtiker klinik çalışma saatlerinin kısıtlanması
- Uzman hekimlerin COVID-19 servislerinde görevlendirilmesi
Danışmanlık Yöntemlerinde Dijital Dönüşüm
Pandemi öncesinde %90 seviyelerinde olan yüz yüze konsültasyonlar, süreç içerisinde %34'e gerilemiştir. Bu boşluk, modern iletişim teknolojileriyle doldurulmuştur. Telefon görüşmeleri, WhatsApp, e-posta ve video aramalar üzerinden gerçekleştirilen uzaktan konsültasyon oranlarında %600'ün üzerinde bir artış kaydedilmiştir.
Tedavi Protokollerindeki Değişiklikler
Pandemi sürecinde KÜ tedavisinde kullanılan ilaçlara yönelik yaklaşımlar, ilacın etki mekanizmasına göre farklılık göstermiştir. Uzman merkezlerin genel yaklaşımı aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Tedavi Yöntemi | Pandemi Dönemi Yaklaşımı | Devam Etme Oranı |
|---|---|---|
| Antihistaminikler | Doz değişikliği yapılmadan devam edildi | %98.9 |
| Omalizumab (Biyolojik) | Güvenle devam edildi | %87.2 |
| Sistemik Kortikosteroidler | Doz azaltıldı veya kesildi | %57.3 (Azaltma/Kesme) |
| Siklosporin | Kullanımı sınırlandırıldı | %55.7 (Azaltma/Kesme) |
Önemli Not: Uzmanların %92.6'sı COVID-19'a yakalanan KÜ hastalarında omalizumab tedavisine devam edilebileceğini belirtirken, immünosüpresif tedavilerin devamı konusunda sadece %24.2'si olumlu görüş bildirmiştir.
COVID-19 ve Kronik Ürtiker Arasındaki İlişki
Araştırma verileri, kronik ürtikerin COVID-19'un klinik seyrini ağırlaştırmadığını, ancak COVID-19 enfeksiyonunun ürtiker semptomlarını tetikleyebileceğini ortaya koymaktadır.
- Hastalık Seyri: COVID-19 tanısı alan KÜ hastalarının %96'sı hastalığı hafif seyirle atlatmıştır.
- Ürtiker Alevlenmesi: Hastaların yaklaşık %36.7'si COVID-19 enfeksiyonu sırasında ürtiker semptomlarının kötüleştiğini (alevlenme) bildirmiştir.
- Hastaneye Yatış Etkisi: Hastanede yatan COVID-19 hastalarında ürtiker alevlenme oranı (%73), ayakta tedavi görenlere (%31) göre anlamlı derecede daha yüksektir.
Mast Hücreleri ve Sitokin Fırtınası
SARS-CoV-2, KÜ'nün ana efektör hücreleri olan mast hücrelerini aktive edebilir. Bu aktivasyon; IL-6, IL-1β ve TNF-α gibi pro-inflamatuar sitokinlerin salınımına neden olarak hem COVID-19'un inflamatuar tablosuna katkıda bulunabilir hem de ürtiker lezyonlarının şiddetini artırabilir.
Sonuç ve Uzman Önerileri
KÜ hastalarının pandemi sürecinde hastalık kontrolünü sürdürmeleri kritik öneme sahiptir. Uzmanlar, antihistaminik ve omalizumab gibi biyolojik tedavilerin sürdürülmesini, ancak siklosporin gibi non-selektif immünosüpresiflerin kullanımında çok daha temkinli olunmasını önermektedir. COVID-19'un ürtikeri alevlendirme potansiyeli göz önünde bulundurularak, hastaların uzaktan takip sistemleri ve dijital sağlık araçlarıyla desteklenmesi gerekmektedir.


