Doktorsitesi.com

Talasemi

Prof. Dr. Duran Canatan
Prof. Dr. Duran Canatan
4 Mart 2016261 görüntülenme
Randevu Al
Talasemi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Talasemi (Akdeniz Anemisi) ve Toplum Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Halk arasında Akdeniz Anemisi olarak bilinen Talasemi, hem dünyada hem de ülkemizde kritik bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, dünya genelindeki 229 ülkenin %60’ında bu hastalık yaygın olarak görülmektedir. Türkiye genelinde görülme sıklığı %2.1 seviyesindeyken, belirli bölgelerimizde bu oran %10’un üzerine çıkabilmektedir.

Talasemi tedavisi oldukça maliyetli ve hasta için zorlu bir süreci kapsasa da, hastalığın önlenmesi hem daha kolay hem de çok daha düşük maliyetlidir. Bu durum, toplum bilincinin ve genetik taramaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Talaseminin Moleküler Düzeyde Sınıflandırılması

Kanın kırmızı rengini veren ve dokulara hayati öneme sahip oksijeni taşıyan alyuvarlar, içlerinde Hemoglobin molekülünü barındırır. Sağlıklı bir hemoglobin molekülü iki alfa ve iki beta zincirinden oluşur. Moleküler düzeyde (DNA) yapılan incelemelerde hastalık; alfa-talasemi, beta-talasemi ve anormal hemoglobinler olarak üç ana gruba ayrılmaktadır.

Talasemiler, hemoglobin genlerinde meydana gelen mutasyonlar sonucunda ortaya çıkar. Bilimsel veriler ışığında bu mutasyonların dağılımı şu şekildedir:

  • Alfa globin genlerinde: Yaklaşık 80 farklı mutasyon tipi,
  • Beta globin genlerinde: Yaklaşık 200 farklı mutasyon tipi,
  • Anormal hemoglobinlerde: Yaklaşık 850 farklı mutasyon tipi tanımlanmıştır.

Klinik Düzeyde Talasemi Tipleri ve Belirtileri

Talasemi hastalığı, klinik seyri ve genetik özelliklerine göre üç temel kategoride incelenir: Talasemi Majör, Talasemi Minör ve Talasemi İntermedia.

1. Talasemi Majör (Ağır Seyreden Tip)

Hasta çocuklar, hem anneden hem de babadan mutasyonlu genleri alarak dünyaya gelirler. Bu durumda kemik iliği, sürekli çalışan ancak kısa ömürlü, oksijen ve demir bağlama kapasitesi düşük alyuvarlar üreten bir fabrikaya dönüşür. Kansızlık bulguları doğumdan hemen sonra kendini gösterir.

Bu çocuklarda yeterli hemoglobin üretilemediği için şu klinik tablolar gelişebilir:

  • Gelişme geriliği ve halsizlik,
  • Belirgin solukluk ve sık ateşlenme,
  • Karaciğer ve dalak büyümesi,
  • İlerleyen dönemlerde kalp yetmezliği bulguları.

2. Talasemi Minör (Taşıyıcılık)

Talasemi taşıyıcısı olarak tanımlanan bu bireyler tamamen sağlıklıdır ve hastalık belirtisi göstermezler. Taşıyıcılık, nesilden nesile aktarılan genetik bir özelliktir. Ancak iki taşıyıcı bireyin evlenmesi durumunda, çocuklarının hasta doğma riski bulunmaktadır.

Ebeveyn DurumuÇocukta Görülme Olasılığı
İki Taşıyıcı Ebeveyn%25 Hasta, %25 Sağlam, %50 Taşıyıcı
Bir Taşıyıcı + Bir Sağlıklı Ebeveyn%50 Taşıyıcı, %50 Sağlam (Hasta çocuk doğmaz)

3. Talasemi İntermedia

Bu tipte, birey anne ve babasından hastalık genlerini almış olmasına rağmen, genetik yapının nispeten daha hafif seyretmesi nedeniyle klinik tablo Talasemi Majör kadar ağır değildir. Hastalar yaşamlarını daha hafif semptomlarla sürdürebilirler.

Anormal Hemoglobinler

Moleküler düzeyde 850’den fazla farklı mutasyon tanımlanmış olsa da, klinik açıdan en büyük öneme sahip olan anormal hemoglobinler şunlardır: Hb S, C, D, E ve O-Arap. Bu varyasyonlar, hastalığın seyri ve genetik danışmanlık süreçlerinde titizlikle takip edilmelidir.

Etiketler

AkdenizanemisiTalasemiTalasemi tedavisiTalasemi tedavisi var mıdır?KansizlikTalasemi tedavisi nasıl yapılır

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Duran Canatan

Prof. Dr. Duran Canatan

Prof. Dr. Duran Canatan, 1979 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olmuştur. Görevine Gençlik ve Spor Bakanlığı'nda kurum doktoru olarak başlamıştır. 1980 yılında Ankara Üniversitesi  Antalya Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda asistan olarak başladığı görevini, kurucu olarak gittiği Antalya’da 1984 yılında  Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak tamamlamıştır. Askerlik görevini Foça Üs Komutanlığı'nda ve zorunlu hizmet görevini Elbistan Devlet Hastanesi'nde tamamladıktan sonra, 1990 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı'nda yan dal ihtisasına başlamıştır. 1992 yılında moleküler genetik tekniklerini öğrenmek için, İsviçre Basel Üniversitesi Moleküler Genetik Merkezi'nde 6 ay süreyle çalışmıştır.  

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.