Mevsimler değişirken genellikle kendimizi yorgun, halsiz ve isteksiz hissedebiliriz. Yazın bitmesiyle; havaların soğuması, günlerin kısalmasıyla hareketin azalması, iştahımızı, hayat kalitemizi ve çalışma tempomuzu da olumsuz etkiler. Havaların gün içinde bile hızla değişkenlik göstermesi grip soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskimizi arttırır. Son bahardan kışa geçerken beslenme bağışıklık sistemimizi güçlendirerek yeni mevsime hazırlanmamızda önemli bir faktördür.

Mevsim değişiklerinde yaşanan yorgunluk ve halsizlik gün içerisinde hem konsantrasyon ve performans düşüklüğü gibi zorluklar çıkarır hem de stres artırır.

Magnezyum eksikliğinde vücutta yorgunluk görülür. Bunun için özellikle sonbahar aylarında; küçük bir avuç fındık, badem, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kepekli tahıllar gibi magnezyumdan zengin besinler tüketin. Omega-3 kaynağı balık, keten tohumu, omega-9 kaynağı fındık ve zeytinyağı düşen performansınızı artıracaktır.

Son bahardan kışa geçiş döneminde; depresyon eğilimi bireyler mutluluk hormonu olarak adlandırılan seratonin düzeyini arttırdığı bilinen karbonhidratlı besinlere yönelirler. Bu da ağırlık artışıyla sonuçlanır. Beslenme öğünlerini düzenli yapmak, tam tahıllı, posa değeri yüksek karbonhidrat içeren bir besin tüketmek kan şekerini dengeli bir seviyede seyretmesini sağlayıp kilo almanızı engeller.

Enerjinizi artırmak ve depresyon eğilimini azaltmak için ara öğünler de 2-3 tane ceviz veya 6-8 tane fındık veya 5-6 tane badem gibi magnezyum kaynağı ve yanında 1 porsiyon meyve ve ana öğünlerinizde tükettiğiniz 1 kase yeşil salata gibi potasyum kaynağı alarak gün içindeki yorgunluğu, halsizliği, kan şekerini dengeleyerek kilo almanızı önler ve stresi kontrol altına alırsınız.

Sonbaharda ayrı bir önem kazanan bağışıklık sistemini güçlendirmede probiyotik besinlerin büyük desteği vardır. Günlük besin düzeninize probiyotik yoğurt veya kefiri; süt veya yoğurt yerine koyabilir, bu besinlerin olumlu etkilerinden yaralanabilirsiniz.

Bağışıklığı güçlendirmek önemli; ama bunun yanında güneş ışınlarından yararlanma süremiz de azalıyor! Bu nedenle mutlaka D vitamini ve kalsiyum kaynaklarımıza özen göstermek ve bunların vücutta kullanılmasını sağlayabilmek için de 15 – 20 dakika da olsa güneş ışığından faydalanmak lazım. Kalsiyum kaynakları; süt ve süt ürünleri, peynir, kullanılabilir.

Bu dönemde antioksidan etkiye sahip A, C ve E vitaminleri açısından zengin besinleri tüketmeliyiz.

Enfeksiyona karşı koruyucu olarak bilinen A vitamini balık yağı, yumurta, havuç, brokoli ve sarı sebzelerde bulunmaktadır. Güçlü bir antioksidan olan C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, toksinlerin atılmasını sağlar. Maydanoz, ıspanak, yeşil biber, portakal, mandalina, limon, karnabahar bol miktarda C vitamini içerir. Suda eriyen vitamin olduğu için vücutta deposu yoktur. Bu yüzden. Günlük olarak alınmalıdır. Örneğin ortalama olarak Günde 3 porsiyon portakal veya mandalina tüketmeniz yeterlidir

Sonbaharda hava sıcaklığının azalması ile birlikte susuzluk hissi yaşanmasa da su içmeye özen gösterin. Yaşa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte günde 8–15 bardak su kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Mevsim değişikliklerine bağlı kabızlık sorununuz böyle çözülür.
Susamadan su içmeyi alışkanlık haline getirin. Bu mevsimde özellikle sıcak içecek tüketiminde artış görülür unutulmamalıdır ki çay ve kahve günlük sıvı tüketiminizde su olarak kabul edilmez. Yüksek kafein içeriği olan çay ve kahve tüketimini sınırlandırmak; bunlara alternatif olarak ıhlamur kuşburnu papatya rezene melisa gibi bitki çaylarını da günlük tüketiminize ekleyebilirsiniz.


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!