Doktorsitesi.com

SKOLYOZ (OMURGA EĞRİLİĞİ)

Prof. Dr. H. Özgür ÖZDEMİR
Prof. Dr. H. Özgür ÖZDEMİR
14 Kasım 2017584 görüntülenme
Randevu Al
SKOLYOZ (OMURGA EĞRİLİĞİ)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Skolyoz Nedir? Omurga Eğriliği Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Skolyoz, omurganın göğüs veya bel bölgelerinde meydana gelen, omurların yana doğru eğilmesiyle karakterize bir sağlık durumudur. Sağlıklı bir omurga yapısında omurlar, arkadan bakıldığında boyun, sırt ve bel bölgeleri boyunca düz bir hat şeklinde uzanır. Ancak skolyoz vakalarında omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirirken, aynı zamanda kendi eksenleri etrafında da dönerler.

Bu yapısal bozukluk, bazı durumlarda kişi düz durduğunda dışarıdan net bir şekilde fark edilebilir. Bazı vakalarda ise eğrilik bu denli belirgin değildir; ancak öne eğilme testi, uzman kontrolleri ve röntgen filmleri aracılığıyla teşhis edilebilir.

Skolyoz Belirtileri: Hastalık Nasıl Anlaşılır?

Genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkan skolyoz, erken evrede müdahale edilmediğinde hem estetik sorunlara hem de kalp ve solunum sistemi üzerinde kalıcı hasarlara yol açabilir. Hastalığın erken teşhisinde, kişinin kendi vücut yapısındaki değişimleri gözlemlemesi kritik bir rol oynar.

Skolyozun en yaygın belirtileri şunlardır:

  • Omuz seviyeleri arasında belirgin eşitsizlik,
  • Bel çukurlarında gözlemlenen asimetrik görünüm,
  • Bel kemiğinin bir tarafının dışa doğru çıkıntı yapması,
  • Sırtta, özellikle kürek kemiği bölgesinde oluşan kemik kabarıklığı (tümsek görünümü),
  • Vücut dengesinin sağa veya sola doğru kayması.

Skolyoz Teşhisi ve Cobb Açısı Ölçümü

Skolyoz tanısı, uzman bir hekim tarafından yapılan klinik muayene ve ayakta çekilen, tüm omurgayı kapsayan röntgen filmleri ile konulmaktadır. Muayene sırasında yukarıda belirtilen fiziksel bulguların varlığı incelenir. Tanı kesinleştiğinde, eğriliğin altında yatan temel sebepleri belirlemek amacıyla MR incelemesi yapılması gereklidir.

Teşhis sürecinde, ayakta çekilen ön, arka ve yan radyografiler üzerinden eğriliğin başladığı ve bittiği omurlar arasındaki açı hesaplanır. Literatürde Cobb açısı olarak adlandırılan bu değer, hastalığın ilerleme seyrinin takibinde en önemli kriterdir.

Skolyoz Tedavisi ve Cerrahi Müdahale

Eğriliğin 40 derecenin üzerinde olduğu ve büyüme potansiyelinin devam ettiği hastalarda cerrahi tedavi en etkili seçenek olarak değerlendirilir. Günümüzde cerrahi işlemler, sırt ve bel bölgesine yerleştirilen özel implantlar (vida ve çubuklar) yardımıyla yüksek başarı oranıyla gerçekleştirilmektedir.

Operasyon sırasında omurilik fonksiyonlarının anlık olarak takip edilmesini sağlayan nöromonitorizasyon yöntemi, işlem güvenilirliğini artıran kritik bir teknolojidir. Bu yöntem, hem hasta hem de cerrah açısından riskleri minimize etmek amacıyla rutin olarak uygulanmaktadır.

Ameliyat Sonrası İyileşme ve Günlük Hayata Dönüş

Skolyoz ameliyatları, hastaların konforunu ön planda tutan profesyonel bir planlama ile yönetilir. Cerrahi metodun türü, skolyozun tipine göre uzman doktor tarafından belirlenir. Hastaların %90'ında tek bir cerrahi müdahale ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

İyileşme süreci genel olarak şu şekilde ilerlemektedir:

SüreçGelişme
Ameliyat Sonrası 1. GünHasta ayağa kaldırılarak yürütülür.
Hastanede Yatış SüresiOrtalama 5 gündür.
3. Haftadan İtibarenGenellikle günlük aktivitelere dönüş mümkündür.

Etiketler

Bel kayması ameliyatıSkolyoz nasıl anlaşılırBel ağrısı tedavisiSkolyoz ameliyatı yaşıSkolyoz ameliyatıSkolyoz deformitesiSkolyoz nedir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. H. Özgür ÖZDEMİR

Prof. Dr. H. Özgür ÖZDEMİR

Prof. Dr. Hasan Özgür ÖZDEMİR, 1970 yılında Antalya / Gazipaşa'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi'nde (ingilizce) başladığı tıp eğitimini 1995 yılında başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Akdeniz Üniversitesi'nde yaparak 2002 yılında Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.