Sjögren sendromu nasıl seyreder? Tanı nasıl konur ?
- Sjögren Sendromu temel olarak gözyaşı ve tükürük bezlerini etkileyerek yaşam kalitesini düşürürken, nadiren eklem, karaciğer, böbrek tutulumu ve lenfoma riskine yol açabilir.
- Göz ve ağız kuruluğu şikayetleri her zaman bu sendroma işaret etmez; yaşlanma, ilaç yan etkileri veya farklı hastalıklar da benzer semptomlara neden olabilir.
- Teşhis sürecinde Schirmer testi, tükürük bezi ultrasonu, anti-Ro/anti-La antikorlarını içeren kan tahlilleri ve gerekli durumlarda dudak biyopsisi gibi multidisipliner yöntemler kullanılır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sjögren Sendromu ve Günlük Yaşama Etkileri
Sjögren Sendromu, hastayı doğrudan sakat bırakan bir rahatsızlık olmasa da, semptomları günlük yaşam kalitesini ciddi oranda bozabilir ve uzun süreli rahatsızlık hissi yaratabilir. Hastalık genellikle sadece gözyaşı ve tükürük bezlerini etkilemekle sınırlı kalsa da, az sayıda hastada eklem iltihabı (artrit), karaciğer veya böbrek tutulumları gözlenebilir.
Bazı vakalarda nadiren lenfatik doku kanseri olan lenfoma riski artış gösterebilir. Çoğu hastada bu risk oluşmasa da, hastaların ve hekimlerin; boyun, koltuk altı veya kasıklardaki büyümüş lenf bezleri ile tükürük bezlerindeki inatçı büyümeler konusunda dikkatli olması gerekir. Günümüzde lenfoma tedavilerinin oldukça etkili olduğu ve yüz güldürücü sonuçlar verdiği unutulmamalıdır.
Göz ve Ağız Kuruluğunun Diğer Nedenleri
Her göz ve ağız kuruluğu doğrudan Sjögren Sendromu işareti olmayabilir. Bu şikayetlerin altında yatan diğer olası nedenler şunlardır:
- Sicca Sendromu: Özellikle yaşlanmaya bağlı olarak bezlerin daha az salgı üretmesi durumudur.
- Sarkoidoz: Gözyaşı ve tükürük bezlerinde hasar bırakabilen sistemik bir hastalıktır.
- İlaç Yan Etkileri: Alerji ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kuruluk yapma potansiyeli vardır.
- Blefarit: Göz kapaklarındaki yağ bezlerinin iltihaplanması sonucu koruyucu film tabakasının buharlaşmasıdır.
Doğru teşhis için uzman bir doktorun değerlendirmesi esastır. Şikayetlerin çeşitliliği nedeniyle; romatoloji uzmanı, göz doktoru ve kulak burun boğaz (KBB) uzmanının multidisipliner bir yaklaşım sergilemesi gerekebilir.
Sjögren Sendromu Teşhisinde Kullanılan Temel Testler
Doktorunuz, kuruluğun derecesini ve nedenini belirlemek amacıyla aşağıdaki tetkikleri isteyebilir:
Gözyaşı Üretimi ve Göz Muayenesi
- Schirmer Testi: Alt göz kapağına yerleştirilen steril kağıt şeritler yardımıyla 5 dakika boyunca gözyaşı üretimi ölçülür. Bu test, gözdeki ıslanma miktarını objektif olarak değerlendirir.
- Göz Boyama Testi: Göz yüzeyine damlatılan özel boyalar (floresan veya lissamin yeşili) ve slit lambası cihazı ile sıvı film tabakası incelenir. Film tabakasındaki azalma, hastalığın önemli bir işaretidir.
Tükürük Bezi Değerlendirmeleri
- Tükürük Üretim Testi: 5 dakika boyunca biriken tükürük miktarı ölçülerek bezlerin fonksiyonu değerlendirilir.
- Ultrasonografi: Tükürük bezlerinin yapısı incelenir; Sjögren Sendromu varlığında bezlerde siyah renkli yuvarlak alanlar görülebilir.
- Siyalografi: Tükürük bezlerine kontrast madde verilerek çekilen röntgen filmidir. Genellikle kanal tıkanıklıklarını ayırt etmek için nadiren kullanılır.
- MRG: Gerektiği durumlarda daha detaylı görüntüleme için Manyetik Rezonans Görüntüleme istenebilir.
Kan Tahlilleri ve Antikorlar
Sjögren Sendromu tanısında kan tahlilleri kritik rol oynar. Hastaların büyük bir kısmında anti-Ro (%75) ve anti-La (%40-50) antikorları pozitif saptanır. Ayrıca kanda artan antikor yoğunluğu, Eritrosit Sedimantasyon Hızı (ESR) değerini yükseltir.
| Parametre | Sjögren Sendromu'ndaki Durumu |
|---|---|
| Anti-Ro Antikoru | Hastaların %75'inde pozitiftir. |
| Anti-La Antikoru | Hastaların %40-50'sinde pozitiftir. |
| ESR (Sedimantasyon) | Genellikle yüksek seyreder ancak hastalık aktivitesini göstermez. |
| CRP | Hastalık alevlenmesini değerlendirmede etkisi kısıtlıdır. |
Dudak Biyopsisi ve İleri Tetkikler
Lokal anestezi altında alt dudaktan alınan küçük tükürük bezi örnekleri mikroskop altında incelenir. Bu işlem, özellikle lenfoma riskini ve ileri değerlendirme ihtiyacını belirlemek için giderek daha sık uygulanmaktadır. Eğer vücudun diğer sistemlerinde (sinir sistemi, böbrek, karaciğer vb.) tutulum şüphesi varsa, daha kapsamlı ileri tetkikler planlanır.







