Şişmanlık; genetik mi, yaşam tarzı mı?
Şişmanlık; genetik mi, yaşam tarzı mı?

Şişmanlıktan Zayıflık Yolunda Yaşananlar Adım Adım **5

Neden hala kilolu insanlar var?

Neden bunca harcanan efora, gidip gelinen merkezlere rağmen bireyler hala kilo veremiyor?

Değişen hayat koşulları ile birlikte besinlere ulaşım kolaylaşmıştır. Bireyler canlarının istediği her şeye nerede olursa olsun ulaşmakta hiç zorluk çekmemektedir. Devir artık canının çektiği besine ulaşabilmek için 30 dakika tutulan bir devir haline gelmiştir. Yemek sektöründeki rekabet sebebi ile bu hizmetler giderek daha da konforlu hale gelmektedir.

Düşünsenize…

Aklınızdan geçen bir yemeğin daha siparişini oluşturmadan kapınızda olduğunu…..

Ne kadar korkunç değil mi ??

Sizler düşündünüz, ‘bizler inandık ve kapınıza dayandık’ gibi de bir sloganla çıkış yaptıklarını…

Bir başka deyişle besin maddesi bulmak için fazla bir çapa göstermeye gerek yok. Alınan kalori miktari ise geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğine göre karşılaştırıldığında günlük ortalama 500 kalori daha fazla.

!!!

(Her gün hanenize eklenen +500 kalorinin bir yılda (365 günde) fazladan alınan 182,500 kalori olduğunun farkında mısınız?

1 kilo vermek içinse toplamda 70.000 kalori yakmanız gerektiğinin farkında mısınız?)

!!!

Yüksek enerji verici besin maddeleri, fast food tüketiminin artması ve enerji verici meşrubat tüketimi günlük kalori ortalamasını yükselten nedenler olarak sayılabilir. Bir başka faktör ise, geçmişe göre daha az hareket ediyor olmamız.

Tüm bu nedenleri dikkate aldığımızda şişmanlığın yaşam tarzı ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Yukarıda da bahsi geçtiği gibi refah seviyesinin artması, isteklere ulaşımın kolaylaşması kilo kaybı ile aramıza giren kara kedi olarak düşünülmektedir…

Peki bazı şişmanların dediği ‘su içsem yarıyor, benim bünyem kilo almaya müsait veya ne yese fayda etmiyor kilo alamıyor’ gibi söylemlerini gözardı mı etmek gerek? Şişmanlığın kalıtım ile ilgili bağlantısı var mıdır?

Bu soruların cevabı evet olacaktır.

Daha önce de anlatıldığı gibi, insanın beden ağırlığının belirlen­mesinde, özellikle de şişmanlık konusunda kalıtsal faktörlerin çok önemli ölçüde rol oynadığı bilimsel araştırmalar tarafından gösterilmiştir.

Kalıtsal faktörlerin hangi mekanizma ile şişmanlığa sebep ol­duğu bugün henüz tam olarak açık olmasa bile, istirahat sırasın­daki metabolizmanın farklılığının bu konudaki belirleyicilerden biri olduğu düşünülmektedir.

Yakın zamanda yapılan araştırmalar şişmanların, yemekle il­gili dış uyaranlara daha açık ve duyarlı olduklarını ortaya koy­muştur. Bu duyarlılık farkının da genetik yatkınlıkla ilişkili oldu­ğu düşünülmektedir.

Şişmanlama riski olanların fizyolojik duyarlık eşiği diğer in­sanlara kıyasla daha düşüktür. Bu nedenle bu insanlar hem dış uyaranlara karşı, hem de kendi iç zihinsel uyaranlarına karşı tep­ki vermeye daha çok hazır bir durumdadırlar. Tepki verme ko­nusundaki bu duyarlılık ve hazırlık ağrı, stres ve farklı duygusal değeri olan uyaranlar konusunda da geçerlidir. Yapılan araştır­malar şişmanların, normal kilolulara kıyasla bu tür uyaranlara daha kolay ve daha büyük tepkiler verdiklerini ortaya koymuş­tur.

Tepki vermeye yatkın olmakla dış uyaran arasındaki ilişki ye­me davranışını nasıl etkilemektedir? Dış uyaran tepki vermeye yatkınlığı tetiklediği gibi, tepki vermeye yatkınlık dış uyaranın algılanışındaki yoğunluğu da artırıyor olabilir. Heyecan uyandı­ran durumlara verilen tepki çok önemli ölçüde kalıtsal faktörler tarafından belirlenir. Tepki vermeye yatkın olmanın bu iki cephe­si, şişmanlığın geliştirilmesinde büyük ölçüde kolaylık sağlar.

Düşük bir tepki eşiği, yemekle ilgili bir uyarana kolayca tepki vermeye sebep olur. Ayrıca yapılan araştırmalar bu tür bir hazır olma durumunun metabolizmanın verdiği cevabı etkilediğini or­taya koymuştur. İnsanlarda ve hayvanlarda yemeğin ortaya çık­masının insülin salgısını (karbonhidrat metabolizmasında önemli bir rol oynayan hormon) artırdığı görülmüştür. Yapılan araştır­malarda, daha da ilginç olan, insülin salgısının yemeğin lezzetlili­ği ile orantılı olarak artmasıdır.

Dış uyaranların tetiklediği metabolik değişiklikler, bir sonraki adımda beden kimyasında daha ileri değişikliklere yol açar. Ye­me davranışına yol açan kuvvetli istek, önüne geçilemez noktaya gelecek şekilde tırmanmaktadır. Bu sebeple yemeği hatırlatan ipuçlarının varlığı dış uyaranlara tepki verme düzeyi düşük bi­reylerde açlık duygusunun ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Benzer şekilde yemeğin her zaman hazır ve el altında bulunması da kişinin daha sık açlık duygusu hissetmesine yol açar.

Yediği yemeği işletmesine fatura ettirerek vergiden düşen, bu arada misafirlerini ağırlayan, yediği yemeğe “iş”le ilgili bir an­lam yükleyen ve öğlenleri sık sık lezzetli bir yemek yemek imkâ­nına sahip işadamlarının kilo almaları son derece kolaylaşmakta­dır. Benzer şekilde bürokrasinin üst kademesindeki kişilerin veya politikacıların kendilerine sunulan yemeklerdeki sınırsız lezzet ve seçim imkânı karşısında temel dürtülerini bastırıp kilolarını korumaları kolay değildir.

Uzm. Klinik Psikolog- Bariatrik Psikolog

Merve PEHLİVAN


İstanbul Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!