Doktorsitesi.com

Sigara Kullanımının Ürolojik Hastalıklara Etkisi

Prof. Dr. Mehmet Fatih Akbulut
Prof. Dr. Mehmet Fatih Akbulut
19 Aralık 2022151 görüntülenme
Randevu Al
Sigara kullanımı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde artmakla beraber insan sağlığına en çok zarar veren zararlı alışkanlıklardandır. Gelişmiş ülkelerde sigara kullanım oranı sabit seyretmektedir. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı Dünya’daki en ciddi halk sağlığı sorunu olup yılda 8 milyondan fazla insan hayatını kaybetmektedir. İnsan sağlığına hiçbir yararı olmayıp kanser gelişimi, kalp damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları, inme ve damar tıkanıklarına neden olarak insan ömrünün kısalmasına ve yaşanılan ömür süresinin kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır.
Sigara Kullanımının Ürolojik Hastalıklara Etkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sigara Kullanımının Genel Sağlık ve Toplum Üzerindeki Etkileri

Sigara kullanımı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde artış gösteren ve insan sağlığına en çok zarar veren alışkanlıkların başında gelmektedir. Gelişmiş ülkelerde kullanım oranları sabit seyretse de, tütün ürünleri dünya genelinde en ciddi halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Her yıl 8 milyondan fazla insan, sigaraya bağlı nedenlerle hayatını kaybetmektedir.

Sigara ve tütün ürünlerinin insan sağlığına hiçbir yararı bulunmadığı gibi, vücut üzerinde yıkıcı etkileri mevcuttur. Bu alışkanlık, yaşam süresini kısaltmakta ve yaşam kalitesini ciddi şekilde bozmaktadır. Sigara kullanımının tetiklediği başlıca sağlık sorunları şunlardır:

  • Kanser gelişimi (özellikle akciğer ve ürolojik kanserler)
  • Kalp ve damar hastalıkları
  • Kronik akciğer hastalıkları
  • İnme ve damar tıkanıklıkları

Ürolojik Kanserlerde Sigara Faktörü: Mesane Kanseri

Üroloji pratiğinde mesane kanserinin en yaygın nedeni olarak sigara ve tütün ürünleri kullanımı tespit edilmektedir. Sigara kullanım süresi ve tüketilen miktar arttıkça, mesane kanserinin görülme sıklığı ve hastalığın evresi de doğru orantılı olarak artmaktadır. İlk tanı anındaki vakaların %75’i kasa invazif olmayan mesane kanseri grubunda yer almaktadır.

Tanı aldıktan sonra sigara kullanımına devam edilmesi, kanserin tekrarlama riskini ve hastalığın kas tabakasına yayılma (invazif hale gelme) ihtimalini artırır. Kasa ulaşmış mesane kanserlerinde, mesanenin ameliyatla alınmasına rağmen hastaların %50’sinde ilerleyen dönemlerde vücuda yayılım görülebilmektedir. Aktif sigara içiciliğine devam eden hastaların tedavi başarıları, sigarayı bırakanlara oranla daha düşüktür.

Böbrek Kanseri ve Böbrek Yetmezliği Riski

Böbrek kanseri, sigara kullanımıyla doğrudan ilişkili olan bir diğer önemli ürolojik kanser türüdür. Böbrek kanseri tanısı alan hastalarda, kitlenin boyutuna ve evresine göre böbreğin bir kısmının veya tamamının alınması gerekebilir. Özellikle eşlik eden şeker ve tansiyon hastalığı olan bireylerde, sigara kullanımı ameliyat sonrası böbrek yetmezliğine gidiş sürecini hızlandırmaktadır.

Hastalık TürüSigaranın EtkisiRisk Durumu
Mesane KanseriEn sık nedenTekrarlama ve yayılma riski yüksek
Böbrek KanseriTemel risk faktörüTedavi başarısında düşüş ve yaşam süresinde kısalma
Sertleşme BozukluğuDamar hasarı50 yaş üstü erkeklerde %50 görülme oranı

Sigara ve Erkek Sağlığı: Sertleşme Bozukluğu (Erektil Disfonksiyon)

Ürolojik bir sorun olan sertleşme bozukluğunun en yaygın sebeplerinden biri sigara kullanımıdır. Sigara, tıpkı kalp damarlarında olduğu gibi penis damarlarında da hasar oluşturarak kan akışını bozar. Bu durum, sertleşmeyi başlatamama veya sürdürememe ile sonuçlanır.

Araştırmalar, hiç sigara içmeyen erkeklerde sertleşme bozukluğunun çok daha az görüldüğünü kanıtlamıştır. 2022 yılında British Journal of Urology’de yayımlanan bir çalışma, sigarayı bırakanların, aktif kullanıcılara göre çok daha sağlıklı bir cinsel yaşam sürdüğünü ortaya koymuştur.

Küresel Mücadele ve Gelecek Hedefleri

Sigara ile mücadelede radikal adımlar atan ülkelerden biri olan Yeni Zelanda, 2023 yılında yürürlüğe girecek yasa ile 14 yaş ve altındakilere ömür boyu sigara satışını yasaklamıştır. Bu tür uygulamalarla, sigara kaynaklı hastalıkların minimize edilmesi ve sağlık sistemindeki maddi yükün azaltılması hedeflenmektedir.

Toplum sağlığı için sigara bırakma merkezlerinin sayısının artırılması ve bu merkezlere yönlendirmenin teşvik edilmesi, dünya genelinde kaliteli bir yaşamın anahtarıdır. Yapılan çalışmalar, sigaranın erken dönemde bırakılmasının mesane kanseri insidansını ve diğer ürolojik riskleri belirgin şekilde azalttığını göstermektedir.

Etiketler

Sertleşme bozukluğuÜrolojik kansersigara

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Mehmet Fatih Akbulut

Prof. Dr. Mehmet Fatih Akbulut

Prof.Dr. Mehmet Fatih Akbulut, Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Üroloji Uzmanı olarak hizmet vermektedir. 1997 senesinde Konya Meram Fen Lisesi, 2004 senesinde İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. 2010 senesinde İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda ihtisasını bitirdi. 2008 senesinde Laparoskopik, Robotik ve Endoürolojik Cerrahi öğrenimi için Amerika Birleşik Devletleri Michigan Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda bulundu. 2010-2013 senelerinde Silivri Devlet Hastanesi’nde mecburi görevini tamamladı. 2013-2017 senelerinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Başasistan olarak görev aldı. 2017 senesinde Doçentlik unvanı aldı. 2022 yılında Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabil Dalı'nda Profesörlük kadrosuna atandı. Prof.Dr. Mehmet Fatih Akbulut, Üriner Sistem Kanserlerinin (Mesane Kanseri, Prostat Kanseri, Böbrek ve Böbrek Üstü Bezi Kanserleri, Testis Kanseri) cerrahi tedavi ve takiplerinde; özellikle laparoskopik ve robotik cerrahilerde ciddi deneyim ve bilgi birikimine sahiptir. Prof.Dr. Mehmet Fatih Akbulut'un diğer ilgi alanları erkek cinsel sağlığı ( Penil Protez, Peyronie Hastalığı Cerrahileri, Mikroskopik Varikoselektomi) ve böbrek taşı kapalı ameliyatlarıdır. ( Perkütan Nefrolitotomi, Flexible Ureterorenoskopi)

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.