Doktorsitesi.com

Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler? (diabetik retinopati)

Op. Dr. Ahmet Umay
Op. Dr. Ahmet Umay
5 Ocak 20151796 görüntülenme
Randevu Al
  • Şeker hastalığına bağlı gelişen diabetik retinopati, erken evrelerde belirti vermeyebileceği için hastaların görme şikayeti olmasa bile yılda en az bir kez detaylı retina muayenesi yaptırması hayati önem taşır.
  • Hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için kan şekeri, kolesterol ve lipid düzeylerinin kontrol altında tutulması ile sigaranın bırakılması kritik faktörlerdir.
  • Tedavide erken evrelerde lazer ışık koagülasyonu ve göz içi enjeksiyonlar ile görme kaybı büyük oranda engellenebilirken, ileri evrelerde vitrektomi ameliyatı gibi cerrahi yöntemlere başvurulmaktadır.
Şeker hastalığı gözü nasıl etkiler? (diabetik retinopati)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Şeker Hastalığı ve Göz Sağlığı: Temel Bilgiler

Şeker hastalığı (diyabet), pankreas dokusundan salgılanan insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu kan şekerinin yükselmesiyle karakterize bir küçük damar hastalığıdır. Bu hastalık genel olarak iki ana gruba ayrılır: Tip 1 diyabet, genellikle 30 yaşından önce başlayan ve mutlak insülin eksikliği nedeniyle enjeksiyon gerektiren türdür. Tip 2 diyabet ise genellikle 40 yaşından sonra görülür; vücutta insülinin yetersizliği veya kullanım bozukluğu söz konusudur ve diyet, ilaç veya insülin ile kontrol edilir.

Diabetik retinopati, şeker hastalığına bağlı olarak gözün arka bölümünde yer alan, ışığa hassas retina (ağ tabaka) damarlarının hasar görmesiyle ortaya çıkar. Bu durum, diyabetin tedavi edilebilir tek komplikasyonu olmasına rağmen, ihmal edildiğinde körlüğe yol açabilen ciddi bir tablodur. Genellikle her iki gözü de etkileyen bu hastalıkta, başlangıç evrelerinde hiçbir şikayet görülmeyebilir.

Diabetik Retinopati Belirtileri ve Muayene Sıklığı

Diyabet hastalarında retinopati görülme oranı yaklaşık %40-45 civarındadır ve bu oran hastalığın süresi uzadıkça artış gösterir. Erken safhada teşhis edilen vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksektir. Bu nedenle, hiçbir görme şikayeti olmasa dahi şeker hastalarının yılda en az bir kez detaylı retina muayenesi yaptırması hayati önem taşır.

Özellikle aşağıdaki dönemlerde muayene sıklığı artırılmalıdır:

  • Buluğ çağı ve gebelik süreci
  • Katarakt ameliyatı sonrası
  • İnsülin tedavisine yeni geçiş yapılan dönemler

Kan şekerinin sıkı kontrolü, kolesterol ve lipid düzeylerinin dengelenmesi ve sigaranın bırakılması hastalığın ilerlemesini yavaşlatır. Ancak unutulmamalıdır ki, kan şekeri çok iyi kontrol edilse bile retina muayeneleri asla ihmal edilmemelidir.

Diabetik Retinopatinin Evreleri

Hastalık, damarlardaki hasarın boyutuna göre üç ana evrede incelenir:

  1. Zemin Diabetik Retinopati: Damar duvarlarının bozulmasıyla mikroanevrizma (küçük genişlemeler), retina içi kanamalar ve sert eksuda denilen sarı birikintiler oluşur. Görme merkezi (makula) etkilenmedikçe hasta durumun farkına varmaz.
  2. Makulopati: En hassas görme bölgesi olan makula bölgesinde sıvı sızması (ödem), beslenme bozukluğu (iskemi) ve kanamalar başlar. Bu evrede hasta bulanık görmeden şikayet eder.
  3. Proliferatif Diabetik Retinopati: Beslenme bozukluğuna yanıt olarak retinada istenmeyen yeni damarlar gelişir. Bu damarlar göz içine kanamaya (vitreus hemorajisi), retina dekolmanına ve göz tansiyonuna (glokom) neden olarak körlükle sonuçlanabilir.

Tanı Yöntemi: Retina Anjiografisi (FFA)

Retina anjiografisi, kol damarından verilen flöresein adlı özel bir boyanın retina damarlarındaki dolaşımının fotoğraflanması işlemidir. Bu yöntem bir tedavi değil, tanı ve tedavi bölgelerini belirleme aracıdır. İşlem hakkında bilinmesi gerekenler şunlardır:

ÖzellikAçıklama
SüreBoya verildikten 8-10 saniye sonra göze ulaşır.
Yan EtkilerGeçici bulantı, 2 gün boyunca ciltte sararma ve idrar renginde koyulaşma.
RisklerNadiren alerjik reaksiyon gelişebilir.
KontrendikasyonAğır karaciğer/böbrek hastaları ve hamilelerde önerilmez.

Tedavi Yöntemleri ve Uygulamalar

Laser Işık Koagülasyonu

Erken evrede uygulanan Laser tedavisi, hastaların %80-90'ında körlüğü engellemektedir. Tedavide amaç, mevcut görme seviyesini korumaktır. İşlem sırasında göze bir kontakt lens yerleştirilir ve lazer ışığıyla sorunlu bölgelerde kontrollü yanıklar oluşturulur. Lazer, tıkanmış damarları açmaz; sadece sızıntıları ve yeni damar oluşumlarını durdurur.

Vitrektomi Ameliyatı

İleri evrelerde veya lazerin yetersiz kaldığı durumlarda uygulanan cerrahi bir işlemdir. Göz içindeki kanamalar ve çekinti yapan bantlar temizlenerek retinanın anatomik yapısı korunmaya çalışılır. Ameliyat sırasında göz içine hava, gaz veya silikon gibi tampon maddeler verilebilir. En sık görülen yan etkisi katarakt gelişimini hızlandırmasıdır.

Yeni Gelişmeler ve İlaç Tedavileri

Günümüzde doğru zamanlama ve modern tedavilerle diyabete bağlı körlük oranları %5 seviyelerine düşmüştür. Özellikle makula ödemini tedavi etmek için göz içine kortikosteroid veya Anti-VEGF (yeni damar oluşumunu engelleyici) ilaç enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu tedaviler, görmeyi daha iyi hale getirmeyi hedeflerken, göz içi basınç artışı gibi yan etkiler açısından yakından takip edilmelidir.

Kaynak: Op. Dr. H. Şen / Ümit Hospital & Op. Dr. Ahmet Umay / Bristol University / UK. 2013

Etiketler

Şekere bağlı göz hastalıklarıDiyabete bağlı göz hastalıklarıVitrektomi ameliyatı nedir?Vitrektomi ameliyatı nasıl yapılırVitrektomi ameliyatı kimlere yapılırRetina anjiografisi nedirNasıl uygulanır?Diabetik retinopatinin evreleri nelerdir?

Yazar Hakkında

Op. Dr. Ahmet Umay

Op. Dr. Ahmet Umay

He was born in Ankara 20.11.1969.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.