Doktorsitesi.com

Reflü ne demektir, Tedavi için neler yapılmalıdır?

Prof. Dr. Fikret Kasapoğlu
Prof. Dr. Fikret Kasapoğlu
24 Kasım 20161559 görüntülenme
Randevu Al
Reflü ne demektir, Tedavi için neler yapılmalıdır?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Reflü Nedir? Mide ve Boğaz Reflüsü Arasındaki Farklar

Reflü, herhangi bir nedene bağlı olarak mide içeriğinin yukarı doğru, yani yemek borusuna veya boğaza kaçması durumudur. Günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bu durum, etkilediği bölgeye göre iki ana kategoriye ayrılmaktadır.

Gastroözofageal reflü (mide reflüsü), mide içeriğinin yemek borusunun alt kısmına kaçmasıyla karakterize edilir. Laringofaringeal reflü (boğaz reflüsü) ise mide içeriğinin boğaz, geniz ve ses tellerine kadar ulaşması durumudur. Her iki durum da vücudun farklı bölgelerinde çeşitli hassasiyetlere yol açar.

Mide Asidinin Boğaz ve Yemek Borusu Üzerindeki Etkileri

Yemek borusunun alt kısmı, mideden salgılanan asit ve sindirim enzimlerine karşı kısmen dayanıklı bir yapıya sahiptir. Bu nedenle, mide içeriğinin gün içinde 20-30 defaya kadar yemek borusunun alt kısmına kaçması tıp dünyasında neredeyse normal kabul edilir.

Ancak boğaz bölgesi, mide asidi ve sindirim enzimlerine karşı oldukça dayanaksızdır. Mide içeriğinin boğazla temas etmesi; ses tellerinde ödem, boğazda tahriş, yemek borusu girişinde şişlik ve salgıların artmasına neden olur. Bu durum, boğaz reflüsünün mide reflüsünden daha hassas bir şekilde yönetilmesini zorunlu kılar.

Reflü Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gereken Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Reflü semptomlarını kontrol altına almak ve tedaviyi desteklemek için günlük alışkanlıklarda belirli düzenlemeler yapılması şarttır. Aşağıdaki maddeler, mide asidinin yukarı kaçışını engellemek için kritik öneme sahiptir:

  • Öğün kontrolü: Mideyi tam dolduracak kadar fazla yemekten kaçınılmalı, az ve sık yeme düzeni benimsenmelidir.
  • Uyku düzeni: Uyumadan önceki son 2-3 saat içerisinde gıda tüketimi tamamen durdurulmalıdır.
  • Yatış pozisyonu: Boğaza asit kaçışını önlemek amacıyla yüksek yastık kullanılarak yatılmalıdır.
  • Kıyafet seçimi: Bel ve karın bölgesini aşırı sıkan dar kıyafetlerden uzak durulmalıdır.
  • Fiziksel aktivite: Tok karnına spor yapılmamalı, özellikle karın bölgesini zorlayan egzersizlerden kaçınılmalıdır.
  • Sıvı tüketimi: Gün içinde ortalama 1.5 - 2 litre su içmeye özen gösterilmelidir.

Reflü Hastalarının Kaçınması Gereken Yiyecek ve İçecekler

Beslenme alışkanlıkları, reflü yönetiminin en önemli ayağını oluşturur. Belirli gıdaların tüketimi, mide asidini artırarak şikayetlerin şiddetlenmesine yol açabilir.

Tüketilmemesi GerekenlerTercih Edilmesi Gerekenler
Acılı, baharatlı ve aşırı yağlı yiyeceklerIzgara ve haşlanmış yiyecekler
Asitli, gazlı içecekler ve hazır meyve sularıBol su tüketimi
Poğaça, börek gibi yağlı hamur işleriHafif ve az yağlı gıdalar
Ketçap, mayonez ve aşırı sirke/limonDoğal aromalı, sadesi pişirilmiş yemekler
Alkol ve sigara kullanımıSağlıklı yaşam alışkanlıkları

Yasaklı Gıdalar Listesi

Reflü şikayetlerini tetikleyen ve uzak durulması gereken temel besinler şunlardır:

  1. İçecekler: Koyu çay, kahve, asitli içecekler ve hazır meyve suları.
  2. Atıştırmalıklar: Çikolata ve kakao içeren tüm yiyecekler.
  3. Süt Ürünleri: Süt, yoğurt ve ayran tüketiminden kaçınılmalıdır.
  4. Asitli Meyveler: Portakal, mandalina, limon, nar, ekşi elma ve kivi tüketilmemelidir.
  5. Hazır Gıdalar: Fast food ürünleri ve kızartmalardan kesinlikle uzak durulmalıdır.

Etiketler

Reflü ve astımReflü nasıl oluşurReflü belirtileriReflü tedavisiReflü hastalığının tedavisiReflü ameliyatı sonrası beslenme

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Fikret Kasapoğlu

Prof. Dr. Fikret Kasapoğlu

Prof. Dr. Fikret KASAPOĞLU, 23 Aralık 1973 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Uudağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı tıp eğitimini 1998 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise aynı üniversitenin Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı'nda yapmış ve 2003 yılında da Kulak Burun Boğaz Uzmanı olmuştur. 2011 yılında ise Doçent unvanını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.