Radikal Nefroüreterektomi Öncesi Üreterorenoskopi ve Mesane İçi Tümör Nüksü İlişkisi

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Üst Üriner Sistem Ürotelyal Karsinomu ve Tanısal URS Süreci
Üst üriner sistem ürotelyal karsinomu (ÜSÜÜK) tanısında, görüntüleme yöntemlerinin veya idrar sitolojisinin yetersiz kaldığı durumlarda tanısal üreterorenoskopi (URS) kritik bir rol oynamaktadır. Radikal nefroüreterektomi öncesinde uygulanan bu prosedür, tanısal doğruluğu artırsa da operasyon sırasında yapılan biyopsinin tümör hücrelerini mesaneye yayma potansiyeli tartışma konusudur. Bu bilimsel çalışma, biyopsili ve biyopsisiz URS uygulamalarının intravezikal nüks (mesane nüksü) ve genel sağkalım üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir.
Çalışma Metodolojisi ve Hasta Grupları
Araştırma kapsamında, 2001–2020 yılları arasında sekiz farklı üçüncü basamak merkezde lokalize üst üriner sistem ürotelyal karsinomu tanısıyla radikal nefroüreterektomi uygulanan toplam 206 hasta retrospektif olarak incelenmiştir. Çalışma verilerinin sağlıklı karşılaştırılabilmesi adına hastalar şu üç ana gruba ayrılmıştır:
- Grup 1: URS uygulanmayan hastalar.
- Grup 2: Biyopsisiz tanısal URS uygulanan hastalar.
- Grup 3: Biyopsili tanısal URS uygulanan hastalar.
Analiz sürecinde univaryant ve multivaryant Cox regresyon analizleri kullanılarak; intravezikal nüks oranları, nükssüz sağkalım, kanser spesifik sağkalım ve genel sağkalım verileri titizlikle karşılaştırılmıştır.
Araştırma Bulguları: İntravezikal Nüks ve Sağkalım Analizi
Yapılan incelemeler sonucunda, tanısal URS sırasında uygulanan biyopsinin mesane nüksü üzerinde belirgin bir etkisi olduğu saptanmıştır. Gruplar arasındaki intravezikal nüks oranları ve 2 yıllık nükssüz sağkalım verileri aşağıdaki tabloda sunulmuştur:
| Parametre | Grup 1 (URS Yok) | Grup 2 (Biyopsisiz URS) | Grup 3 (Biyopsili URS) | P Değeri |
|---|---|---|---|---|
| İntravezikal Nüks Oranı | %20.8 | %24.4 | %39 | 0.037 |
| 2 Yıllık Nükssüz Sağkalım | %83.1 | %82.4 | %69.2 | 0.004 |
Elde edilen veriler, biyopsili URS uygulanan grupta nüks riskinin anlamlı derecede yüksek olduğunu göstermektedir. Öte yandan, kanser spesifik sağkalım (p=0.560) ve genel sağkalım (p=0.803) açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlemlenmemiştir.
Tümör Lokalizasyonuna Göre Risk Faktörleri
Tümörün yerleşim yerine göre yapılan alt grup analizlerinde çarpıcı sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle böbrek yerleşimli tümörlerde biyopsili URS uygulamasının, intravezikal nüks açısından bağımsız bir risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır (HR: 6.88, %95 GA: 2.41–19.65; p<0.001).
Sonuç ve Klinik Değerlendirme
Radikal nefroüreterektomi öncesinde gerçekleştirilen biyopsili tanısal URS, özellikle böbrek yerleşimli ÜSÜÜK vakalarında intravezikal nüks riskini anlamlı ölçüde artırmaktadır. Bu durum, biyopsi işlemi sırasında tümör hücrelerinin mesaneye ekilmesi (seeding) hipotezini destekler niteliktedir.
Klinik pratikte nüks riskini minimize etmek adına şu stratejilerin değerlendirilmesi önerilmektedir:
- Biyopsi sırasında daha düşük basınçlı endoskopik yaklaşımların tercih edilmesi.
- Farklı ve daha az invaziv biyopsi tekniklerinin geliştirilmesi.
- Uygun endikasyona sahip seçilmiş olgularda biyopsisiz tanısal stratejilerin önceliklendirilmesi.




