Doktorsitesi.com

Probiyotik ve Prebiyotiklerin Sağlığımız Üzerine Etkileri

Uzm. Dyt. Sabiha Ataç Asan
Uzm. Dyt. Sabiha Ataç Asan
17 Ekim 2018163 görüntülenme
Randevu Al
Probiyotik ve Prebiyotiklerin Sağlığımız Üzerine Etkileri
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Probiyotik ve Prebiyotiklerin Sağlık Üzerindeki Kritik Önemi

Yüzyıllardır insan beslenmesinin temel taşlarından biri olan probiyotikler, son yıllarda bilimsel araştırmaların odak noktası haline gelmiştir. İnsan sağlığının korunması ve çeşitli hastalıkların tedavi süreçlerinde bu mikroorganizmaların oynadığı rol, modern tıbbın en önemli konuları arasındadır. Bağırsak yüzeyinde konumlanan bu yararlı mikroorganizmalar, vücut ekosisteminin dengesini sağlamada hayati bir görev üstlenir.

Probiyotik Nedir? Bağırsak Florasının Görünmez Kahramanları

Probiyotikler, bağırsak sisteminde yaşayan yararlı bakteri ve mantarlardan oluşan mikroorganizmalardır. Erişkin bir insanın bağırsağında yaklaşık 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri ve mantar bulunur. Bu sayı, insan vücudundaki toplam hücre sayısının yaklaşık 10 katına tekabül etmektedir. Sayıları 400’ün üzerinde olan bu mikroorganizmalar, sağlıklı bir normal bağırsak florasını meydana getirir.

Probiyotiklerin Vücut Fonksiyonlarındaki Temel Görevleri

Probiyotikler sadece sindirime yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda vücut için elzem olan birçok biyokimyasal süreçte aktif rol alırlar. Bu mikroorganizmaların temel fonksiyonları şu şekilde sıralanabilir:

  • Vitamin Sentezi: Biotin, pridoksin (B6), pantotenik asit ve folik asit gibi B grubu vitaminlerin sentezlenmesinde etkilidirler.
  • Toksin Engelleme: Safra tuzlarını ve yağ asitlerini koruyarak bunların toksik ürünlere dönüşmesini önlerler.
  • Zararlı Mikrop Kontrolü: Amonyak, indol, merkaptan ve sülfit gibi toksik maddeler üreten mikroorganizmaların çoğalmasını inhibe ederler.
  • Bağışıklık Desteği: Konağın bağışıklık sistemini güçlendirerek mikrobiyal patojenlere karşı direnci artırır ve sindirim fonksiyonlarını iyileştirirler.

Probiyotik Kaynakları ve Tüketim Formları

En yaygın bilinen probiyotikler, süt şekerini (laktoz) laktik asite dönüştüren laktik asit bakterileridir. Bu yararlı bileşenler doğal gıdalarda bulunabildiği gibi takviye edici formlarda da sunulmaktadır.

Doğal Probiyotik KaynaklarıDiğer Kaynaklar ve Formlar
Anne sütü ve YoğurtBebek mamaları
Kefir, Ayran ve KımızKatkılı yağlar ve meyve suları
Peynir çeşitleriToz, tablet ve kapsül preparatlar
Turşu ve salamuralarDondurularak kurutulmuş formlar

Önemli Not: Pastörizasyon işlemi probiyotiklere büyük ölçüde zarar vermektedir. Bu nedenle fermente gıdaların işlenme süreçleri etkinlikleri açısından kritiktir.

Prebiyotik Nedir? Probiyotiklerin Besin Kaynağı

Sağlıklı bir bağırsak yapısı için probiyotikler kadar prebiyotikler de büyük önem taşır. Prebiyotikler, bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaları besleyen ancak insanlar tarafından sindirilemeyen lifli yapılardır. Kısacası probiyotikler bakteri, prebiyotikler ise bu bakterilerin besin kaynağıdır. Her iki terimin de "-biyotik" ekiyle bitmesi, her ikisinin de sağlık üzerindeki olumlu etkilerini simgeler.

Prebiyotiklerin Besinsel Kaynakları

Prebiyotikler fermente olabilen, sindirilmeyen karbonhidrat yapısındadır. Başta anne sütü olmak üzere şu gıdalar zengin prebiyotik kaynaklarıdır:

  • Sebzeler: Pırasa, enginar, kuşkonmaz, kereviz, patlıcan, soğan ve sarımsak.
  • Meyveler: Muz.
  • Tahıllar ve Baklagiller: Buğday, arpa, çavdar ve çeşitli baklagiller.
  • Özel Bileşenler: İnülin, laktuloz ve oligosakkaritler (maltoz, soya, ksiloz).

Günlük Prebiyotik İhtiyacı ve Sağlık Etkileri

Araştırmalar, günde 4-10 gram fruktooligosakkarit alımının vücut üzerinde yararlı etkiler gösterdiğini kanıtlamıştır. Günlük prebiyotik ihtiyacını karşılamak için bir porsiyon pırasa yemeği, bir küçük boy muz veya bir küçük boy soğan tüketilmesi yeterlidir.

Fruktooligosakkaritlerin fermente olması sonucunda vücutta şu iyileşmeler gözlemlenir:

  1. Kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimi artar.
  2. Serum glikoz düzeyi dengelenir.
  3. Kolesterol düzeyinde azalma sağlanır.

Sonuç olarak, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için öncelikle doğal pre-probiyotik kaynaklarına beslenmede yer verilmelidir. Gerekli görülen durumlarda ise uzman kontrolünde yapay preparatların kullanımı değerlendirilmelidir.

Etiketler

SağlıkProbiyotiklerProbiyotikSağlıklı beslenmeprobiyotikin hayatımızdaki yeriprobiyotikin hayatımızdaki önemiprebiyotiklerinprebiyotiklerin ve sağlığımız

Yazar Hakkında

Uzm. Dyt. Sabiha Ataç Asan

Uzm. Dyt. Sabiha Ataç Asan

Uzm. Dyt. Sabiha ATAÇ, 1985 yılında Bursa'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünde başladığı eğitimini başarıyla tamamlayarak Diyetisyen Unvanı almıştır.

Hacettepe Üniversitesi Yetişkin ve Onkoloji Hastaneleri’nde, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde, Ankara İhsan Doğramacı ve Dr. Sami Ulus Çocuk Hastaneleri’nde, Bursa Acıbadem Hastanesi’nde total parenteral beslenme, endokrin ve metabolizma-hastalıklarda hastalıklarda beslenme, ana-çocuk beslenmesi, kurum beslenmesi konularında stajyer diyetisyen olarak görev almış olan Dyt. Sabiha ATAÇ, Mezuniyetinin ardından Bursa’da o dönem yeni açılmakta olan Özel jimer hastanesinde çalışma hayatına atılmış ve tüm kuruluş süreçlerini yöneterek bu kurumda 10 yılı aşkın süredir çalıştı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.