Polikistik over ve obezite
Polikistik over ve obezite

Polikistik over sendromu (PKOS) doğurganlık çağındaki kadınlarda en sık görülen endokrin bozukluktur. Sendromun prevalansı yaklaşık %6-8 olarak bildirilmektedir. Özellikle genç kızlarda ve kadınlarda adet düzensizlikleri, tüylenme, kilo fazlalığı gibi semptomlar gözlenir. Seyrek veya uzun süreli adet dönemleri, aşırı yüz ve vücut saç büyüme, kilo alımı, akne, yağlı cilt, saç incelmesi ya da erkek-tipi kellik ve pelvik ağrı gibi belirtilere neden olabilir. Belirti ve bulgular bir bireyden diğerine farklılık gösterir. Bu endokrin bozukluk insülin direnci, tip 2 diyabet, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol ve kalp hastalığı geliştirme riski ile ilişkilidir.

Polikistik over çok sayıda kist içeren yumurtalık demektir. Nedeni ise tam olarak bilinmemektedir. Vücutta androjenler (erkek hormonları) yüksek seviyeleri ile karakterize edilir. Androjen ile östrojenin arasındaki ilişkinin bozulması, sorunun başlangıç noktasıdır.

PKOS’de obezite görülme sıklığı %40-60 olarak bildirilmektedir. Toplumda genel obezite prevalansına bağlı olarak farklı ülkelerdeki PKOS hastalarında obezite prevalansı farklılık gösterebilir. Obezite sıklıkla bel/kalça oranının arttığı santral obezite tipinde olup, PKOS’li hastalara ek riskler getirmektedir. Normal vücut ağırlığına sahip PKOS hastalarında da ağırlık yönünden eşleştirilmiş sağlıklı kontrollere göre bel/kalça oranı artmıştır. Yapılan bir çalışmada normal kilolu grupta insülin direnci %12,2 sıklıkta iken, obez grupta bu oranın %57,1 olduğu gözlendi ve yine HOMA-IR değeri obez grupta daha yüksek saptandı. Sıklıkla insülin direnci olan kişilerde görülen akantozis nigrikans, bu çalışmada fazla kilolu ve obez PKOS’lu kadınlarda normal kilolulara göre daha sık oranda görüldü.

Obez PKOS’lu kadınlar normal kilolu olanlara göre daha ciddi kardiometabolik risk faktörlerine sahiptir. Hipertansiyon bu risk faktörlerinden biri olup, yapılan bir çalışmada obez PKOS’lu kadınlarda sistolik ve diyastolik kan basıncının nonobez gruba göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Bir başka çalışmada ise obez ve nonobez gruplar arasında kan basıncı ölçümleri arasında fark olmasa da, VKİ ile sistolik ve diyastolik kan basıncı arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. PKOS tek başına lipid ve lipoprotein metabolizması bozukluklarıyla ilişkili olsa da, obeziteyle birlikteliği daha aterojenik bir lipoprotein oluşumuna neden olur.

Son yıllarda insülin direncinin PKOS gelişimi üzerinde önemli etkisinin olduğu anlaşıldıktan sonra, insülin duyarlılığını arttırıcı ajanlar tedavi seçenekleri içinde yerini almıştır. PKOS’de uzun dönem sağlık risklerine yönelik yaşam tarzı değişiklikleri de son yıllarda önem kazanmaktadır. Ayrıca, düzenli fiziksel aktivite kilo kaybı sağlanamadığında dahi insülin direncinde düzelmeye neden olabilmektedir

PKOS’ de erken tanı son derece önemlidir. Henüz bu sorunun tedavisi olmamasına rağmen, kontrol edilebilir bir durumdur. Bazı ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleri belirtileri kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir ve komplikasyonları azaltabilir. Özellikle obez PKOS’lu bireylerde kilo kaybı tedavinin seyrinde olumlu sonuçlar doğurur.

Diyetisyen Hüsniye Rakipoğlu Odabaş


İstanbul Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!