Kadınlardaki androjen (erkeklik hormonu) fazlalığı ve tüylenmenin (hirsutizm) en sık sebebi PCOS dur. Buradaki sendroma adını veren kistler 4-5 cmboyunda ameliyatlık kistler değil olgun yumurta dönemine gelememiş 5-9 mmboyunda immatur yumurtalardır. Normalde her ay bir yumurtanın gelişerek yaklaşık 20mm çapına gelip çatlaması ve corpus luteum oluşup ayın sonunda kaybolması gerekirken PCOS’lu hastalarda yumurta 5-9mm olduktan sonra durur. Bu gelişemeyen yumurtalar yumurtalığın dışa yakın kısımlarında birikir ve hastalığa adını veren görüntüyü oluşturur.

Hastalığın 2 ana kriteri vardır. Anaovulasyon yani yumurtlamanın olmaması en belirleyici kriterdir. İkinci kriter erkeklik hormonlarının artması (hiperandrojenite) ya da bu artışın bulgularının (tüylenme, sivilcelenme) hastada bulunması, laboratuar ya da klinik olarak kanıtların olmasıdır.

Hırsutizm, PCOS’lu hastaların yaklaşık %70inde bulunur. Irklara göre değişiklikler gösterir. Örneğin; Japonya’da -20 arasında görülür ki bu Japon ırkındaki genetik farklılıktan kaynaklıdır.

Adet düzensizliği %20-50 arasında görülür. Genelde gecikmeli adetler ya da hiç adet görememe şeklindedir. Hastaların stes içinde bulunması gecikmeleri arttırır. Özellikle genç PCOS lu hastalarda okul ve sınav stresleri adetleri geciktiren bir faktör olarak ortaya çıkar.

Akneler ve ciltte yağlanma, özellikle gençlik yıllarında aşırı akneler, PCOS’un iyi bir belirtecidir.

Obezite PCOS’lu hastaların %50sinde görülür. Yağ dokusu genelde merkezde (göbek çevresi) toplanmıştır. Hastanın kilosu arttıkça genelde kötüleşme olur oysaki kiloda azalma hastalıkta gerileme yapar.

İnsülin direnci ve hiperinsülinemi yaklaşık%33 vakada görülür.

Anormal hipoproteinler, artmış kolestrol trigliserid ve LDL ve azalmış HDL düzeyi görülebilir.

Kan laboratuvar bulgularında en sık LH hormon yüksekliği, FSH/LH oranının tersine dönmesi, serbest testesteron ve total testesteron düzeyi artışı görülebilir. Böbrek üstü bezlerinden salınan DHEA-SO4 artışı bulunabilir.

Yukarıdaki bulgulardan başka PCOS’lu hastalarda uzun dönemde başka bozukluklar oluşabilir. Kronik yumurtlama bozukluğu ve gecikmeli adet görme rahim içi çeperlerinin fazla uyarılmasına ve kırklı yaşlara gelindiğinde rahim kanserinde artış görülür. Aynı nedenle meme kanseri riskinde de artış görülür. PCOS’lu hastalarda yumurtalık kanseri riski 2-3 kat artar. Yine PCOS’lu hastalarda tip II diyabet ya da glukoz intoleransı daha sık görülmektedir.

PCOS’lu hastaların en çok endişelendikleri durum yumurtlama bozukluğunun neden olabileceği kısırlık (inferfilite) durumudur. Oysaki bu boşa bir endişedir çünkü bu hastalar çok basit ilaçlarla normal kadınlar kadar hatta daha fazla yumurtlayabilmektedirler.

PCOS TEDAVİSİ:

En çok kullanılan tedavi doğum kontrol haplarıdır. Hangi hapın tercih edileceği çok önemli olmamakla beraber içerisinde erkeklik hormonlarını (androjen) baskılayan ya da etkisini azaltan hormonlar bulunan haplar daha çok tercih edilmektedir. Hapların ne kadar süre kullanılacağı konusunda bir fikir birliği yoktur. Doğum kontrol hapları yıllarca kullanılabilir. Genelde hastanın cilt şikayetleri düzeldiğinde tedavi kesilir.

Son yıllarda şeker hastalığında kullanılan ilaçlar PCOS tedavisinde de kullanılmaktadır. Metformin günde 3 kez 500mg dozlarında uygulandığında erkeklik hormonlarında oldukça azalma gözlenir. Hangi ilacın seçileceği hastanın durumuna ve hastalığın şiddetine göre belirlenir.

**Kilo vermek ve stresden uzak bir yaşam bazen PCOS’da ciddi düzelme sağlar.**

Kıllanmada kullanılan yardımcı tedaviler

*Tüy dökücü kremler, kıllanmayı sadece geçici olarak ortadan kaldırdığı gibi irritasyon ile deriyi tahriş edebilir.

*Diflorometillornitin (DMFO=eflornitin) yüzdeki kıllanmalarda etkili olduğu kanıtlanmıştır.

*Tıraş etme sanıldığı gibi kılların daha çok olmasına ve kalınlaşmasına neden olmaz. Ağda kıl köklerinin yolunmasıdır ve etkisi tüy dökücü kremler ya da tıraş etmeye göre daha uzun sürer.

*Amonyak ile ağartma ya da hidrojen peroksit ile kıl pigmentten arındırılır. Kılda renk değişikliği ya da ciltte irritasyon yapabilir.

*Elektroliz ve laser yöntemleri kılların temizlenmesinde kullanılan ve kalıcı olan yöntemlerdir. Kılın yeniden büyüme olasılığı -50 arasındadır. Bu işlemi gerçekleştirenin deneyimi de başarıda çok önemlidir. Bu iki yöntemden hangisinin seçileceğinde maliyet önemli bir faktördür. Laser yöntemi kıl folikülünü fotoablasyon yoluyla tahrip eder.

Bu yardımcı tedavilerin tek başlarına uygulanması sınırlı yarar sağlar. Doğrusu PCOS’lu hastanın önce tıbbi tedaviyle androjen(erkeklik hormonu) düzeylerinin baskılanması ve epilasyonun bu baskılamadan sonra uygulanmasıdır.


Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!