Bu konuya biraz daha devam etmek istiyorum. Mobbing den intiharlar gördüğümüz, yakın aile ilişkilerinin insanlarımızı sürekli gerdiği ve aile içi çatışmaların temel konusunun bu olduğunu görüyorum.

Fiziksek şideti görmüş ve yaşamışsanız şu durum dikkatinizden kaçmamıştır: Şiddeti uygulayan, mağdurun üstündeki bıraktığı yara izleriyle ya kendisi ya da çevresi tarafından bir şekilde suçlanır. Telafi girişimlerinde bulunur. Hastaneye götürür. Bakım yapar. Hediyeler alır. Ancak pasif agresif şiddet mağdurlarına böyle bir lüks(!) çok görülür. Tek tedavisi psikoterapidir. Psikoterapiye de geldiklerinde üstüne bir da mağdur suçlanır. Çünkü sorun olduğunu kabul etmekle, bundan yara almakla, şikayetçi olmakla ihale size kalmıştır.

“Burnumu kıran bir şiddeti, bu şiddete tercih ettiğimi söylesem yanlış olmaz. Çünkü bununla yaşamak diğer şiddetle yaşamaktan daha uzun ve kurtulması daha zordur” diye yazmıştı Emine AKI. Bu cümleyi okuduğumda çarpıldım.

Aktif şiddette, kişinin zaten tahammül edilecek yanı yoktur ve size ondan kurtulmanız için gereken her şeyi yaparsınız. Ama pasif şiddeti uygulayan kişiler genelde toplum içinde “sevgi dolu, sakin, anlayışlı, naif” kabul edilen, muhtemelen size yakın ve sevdiğiniz insanlardır. Ve en önemlisi bir pasif agresif şiddet uygulayana, asla uyguladığının ve yaptığının şiddet olduğunu kabul ettiremezsiniz. Çünkü yaptığının şiddet değil hakkı olduğunu düşünüyordur.

Bu tür şiddeti uygulayanlar sizin anneniz, kardeşiniz, iş arkadaşınız, eşiniz, çocuğunuz olur genelde. Ve bunu senin için iyi bir şey yaparken bile uygular. Sen onların istediklerini yapamadığın, cevap veremediğin için kendini suçlayabilirsin. Ve her zaman içinde bir huzursuzluk... Değer görmeme, yetersizlik, beğenilmeme. Düşünsenize buna neden olan ondan gelen tipik bir ağız hareketi veya bir kaş kaldırmanın şiddet olduğunu kime anlatabilirsiniz. Bir şey yoktur. Siz sadece alıngan olduğunuz için sorun olmayan şeyleri sorun ediyorsunuzdur. Destek alsanız iyi olur lafları bıçak gibi saplanır size.

Dayak yediğiniz kişi ile bir daha bir araya gelmezsiniz. Bu mümkün. Ancak akşam yemeğinde, bayram ziyaretinde tatilde size pasif agresif şiddet uygulayan ile başbaşasınızdır. Ve bir de bu şiddeti uygulayanın mağduru oynaması yok mu? Sizi koşa koşa psikoterapiye götüren nokta burası.

Özellikle özgüveni düşük kişiler, pasif-agresiflerin bahanelerinden ve kendilerini mağdur konuma sokan çıkışlarından etkilenerek kendilerini suçlamaya eğilimli olabilirler. Hatta mağdurken ne ara suçlu duruma düştüklerini, bunu çoğu zaman kendi kendilerine de yaptıklarını görürsünüz. Değiştiremeyecekleri bir kader gibi yapışır. Hayatı yaşamanın daha da zor olduğu noktadır.

Bunu yaşadığınız zamanlarda bu olaylara, durumlara baktığınızda kendinizle ilgili, “değersizim”, “sevilmeyi hak etmiyorum”, “bütün bunların sebebi benim” gibi negatif inançları yaşadığınızı fark edersiniz. Bu inançları yoğun yaşadığınız dönemde de hayata genel anlamda bu karamsar gözle baktığınız, ilişkilerinizi şekillendirdiğinizi ve kararlarınızı bunların etkisinde aldığınızı görürsünüz. Ümitsizlik yaşarsınız. Bu psikoterapiye başvurmanın en kaçınılmaz olması gerektiği an’ dır. Muhatabınızın fark etmesini, değişmesini beklemek en uzun ve çözümsüz olan yoldur. Güçlenip üstesinden gelmekten başka şansınız yoktur. Yeni kararlar almanın zamanı gelmiştir çünkü…


Gaziantep Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!