Doktorsitesi.com

Panik bozukluk nedir ?

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu
Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu
27 Mart 2015315 görüntülenme
Randevu Al
Panik bozukluk nedir ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Panik Bozukluğu: Tanımı ve Genel Özellikleri

Panik bozukluğu, yineleyici ve beklenmedik panik atakları ile karakterize, ataklar arasındaki dönemlerde yoğun bir beklenti kaygısı ile seyreden kronik bir anksiyete bozukluğudur. Bu rahatsızlıkta ataklar, gün içerisinde hiç beklenmedik bir anda aniden ortaya çıkar ve genellikle 10 dakika içinde doruk noktasına ulaşır. Atak süresi tipik olarak 15-20 dakika sürse de, bazı durumlarda birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilmektedir.

Panik Atak Belirtileri ve Fiziksel İşaretler

Panik atak sırasında bireyler hem psikolojik hem de fiziksel olarak yoğun bir sarsıntı yaşarlar. Bu süreçte en sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Ölüm ve delirme korkusu,
  • Kontrolünü kaybetme endişesi,
  • Çarpıntı ve göğüs ağrısı,
  • Bayılacakmış hissi ve nefes darlığı.

Kardiyovasküler hastalıkları andıran bu belirtiler nedeniyle hastalar sıklıkla acil servislere başvurur. Yapılan tıbbi incelemelerde hayati bir tehlike bulunmadığı açıklansa dahi, hastaların korkularının giderilmesi ve ikna edilmesi oldukça güçtür.

Beklenti Kaygısı ve Kaçınma Davranışı

İlk ataktan sonra hastaların çoğunda yeniden atak geçirmeye yönelik bir korku (beklenti anksiyetesi) gelişir. Bu durum, uyanıklık düzeyinde artışa ve motor gerginliğe neden olarak yeni bir atak oluşma eşiğini düşürür.

Hastalar, atağı durdurmak amacıyla kaçma davranışı sergilerler. Ortam kaçmaya uygun değilse, yoğun bir sıkıntı içinde yürür veya sürekli konuşurlar. Atak zamanının belirsizliği, kaçınma davranışını kuvvetlendirerek kronik bir anksiyete döngüsü oluşturur. Bazı durumlarda ise tanı konulamayan bir hastalık olduğu düşüncesiyle sürekli tıbbi arayışlar içine girilir.

Tanı Sistemlerinde Panik Bozukluğu

Panik bozukluğunun tıp tarihindeki sınıflandırması zamanla değişim göstermiştir. Aşağıdaki tabloda temel tanı kriterlerinin gelişimi özetlenmiştir:

Tanı SistemiSınıflandırma Özelliği
DSM-III (1980)Anksiyete bozuklukları içinde ayrı bir tanı olarak tanımlandı.
DSM-III-RAgorafobi olmaksızın panik bozukluk sınıflandırması eklendi.
DSM-IVAgorafobili ve agorafobisiz panik bozukluk tanıları yer aldı.
ICD-10"Panik bozukluk veya paroksismal bunaltı nöbetleri" tanısı kullanıldı.

Epidemiyoloji ve Yaygınlık Verileri

Panik bozukluğu toplumda oldukça sık görülen bir psikiyatrik tablodur. İstatistiksel veriler şu şekildedir:

  • Toplumda her 10 kişiden biri yaşamı boyunca en az bir kez panik atak geçirmektedir.
  • Genel nüfusta yaygınlık oranı %1-2 arasındadır.
  • Türkiye'de yapılan çalışmalarda yaygınlık %1,2 ile %4,3 arasında saptanmıştır.
  • Kadınlarda, erkeklere oranla 3-3,5 kat daha fazla görülmektedir.
  • Genellikle geç ergenlik ve genç erişkinlik döneminde başlar.

Biyolojik Mekanizma: Savaş ya da Kaç Tepkisi

Panik bozukluğunda organizma, bir tehdit algıladığında sempatik sistem aktivasyonu ile genel bir alarm durumuna geçer. Bu durumda kan basıncı artar, kalp hızlanır ve solunum hacmi yükselir. Normal şartlarda bu durum parasempatik sistem ile dengelenir; ancak panik bozukluğu olan bireylerde parasempatik sistemin yetersiz olduğu hipotezi kabul görmektedir. Ayrıca, stres-diyatez modeli uyarınca, bu bireylerin olumsuz yaşam olaylarına karşı biyolojik ve bilişsel olarak daha duyarlı oldukları belirtilmektedir.

Bilişsel Davranışçı Kurama Göre Panik Bozukluk Modeli

Bilişsel davranışçı yaklaşım, panik bozukluğun gelişimini dört temel mekanizma ile açıklar:

  1. Klasik Koşullanma: Zararsız bir durumun oluşturduğu korku tepkisinin, kaçma ve kaçınma yoluyla öğrenilmesidir.
  2. Korkudan Korkma ve İnteroseptif Koşullanma: Hafif bir baş dönmesi gibi zararsız bedensel duyumların, öğrenilmiş çağrışımlar nedeniyle bir panik atağı ön belirtisi olarak algılanmasıdır.
  3. Katastrofik Yanlış Yorumlama: Bedensel belirtilerin felaketleştirilerek yorumlanmasıdır (Örn: Göğüs ağrısının kalp krizi sanılması).
  4. Anksiyeteye Duyarlılık: Stres anında gelişen bedensel duyumların yanlış yorumlanması ve kişinin kendi savunma mekanizmalarını küçümseyerek tam bir anksiyete durumuna girmesidir.

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu

Yard. Doç. Dr. Sabri Burhanoğlu, tıp eğitimini 1996 yılında başladığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2002 yılında tamamlamış ve ardından aynı yıl Londra King's College Hospital, Luminal Gastroenterology Unitesinde gözlemci olarak görev yapmıştır. Uzmanlık eğitimine ise 2003 yılında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Genel Cerrahi bölümünde başlamış ancak bu alandaki eğitimini kendi isteği ile yarıda bırakmış ve 2004 yılında azi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Psikiyatri uzmanlığı eğitimine başlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.