OYUN TERAPİSİ: ÇOCUĞUN DÜNYASINA ŞEFKATLE YAKLAŞMAK

Oyun Terapisi Nedir?
Oyun terapisi, çocuğun davranışlarını düzeltmeye odaklanan bir yöntem değildir. Çocuğun duygusal dünyasına, ilişki kurma biçimine ve yaşadığı içsel çatışmalara oyun aracılığıyla yaklaşan bir terapötik süreçtir. Çocuklar kelimelerle anlatamadıkları birçok yaşantıyı oyunla ifade eder. Bu yüzden oyun terapisi, çocuğun “neden böyle davrandığını” anlamaya çalışan bir alandır.
Oyun terapisi çocuğu hızlandırmaz, bastırmaz ya da zorlamaz. Çocuğun temposuna uyumlanır. Çünkü duygusal gelişim aceleye gelmez. Bu süreçte yalnızca çocuk değil, ebeveyn de çoğu zaman kendi duygularıyla karşılaşır. Kaygı, suçluluk, sabırsızlık ve belirsizlik bu yolculuğun doğal parçalarıdır.
Peki bu süreç klinik olarak nasıl başlar ve adım adım nasıl ilerler?
Hadi oyun terapisi sürecine birlikte yakından bakalım.
Oyun Terapisi Süreci Nasıl İlerler?
1. Aşama: İlk Ebeveyn Görüşmesi
(Çocuğun yaşadığı zorlukların arkasındaki hikâyeyi anlamak)
İlk ebeveyn görüşmesi, oyun terapisi sürecinin omurgasını oluşturur. Bu görüşmede yalnızca çocuğun davranışları konuşulmaz. Çocuğun nasıl bir aile ortamında büyüdüğü, ebeveyn-çocuk ilişkisinin nasıl kurulduğu, ev içindeki sınırlar, stres kaynakları ve ebeveynin kendi ebeveynlik deneyimi detaylı şekilde ele alınır.
Bu aşamada ebeveynler çoğu zaman “nerede yanlış yaptık?” duygusuyla gelir. Terapötik yaklaşım bu duyguyu yatıştırmayı, ebeveyni suçlamadan süreci anlamlandırmayı hedefler. Çünkü ebeveyn rahatlamadan çocukla çalışmak mümkün değildir.
2. Aşama: Klinik Değerlendirme ve Çocukla Görüşmeler
(Çocuğun kelimeler yerine oyunu nasıl kullandığını görmek)
Çocukla yapılan ilk görüşmeler değerlendirme niteliğindedir. Çocuk oyun oynarken terapist; oyunun içeriğine, tekrar eden temalara, çocuğun kontrol ihtiyacına, ilişki kurma biçimine ve duygularla temas kapasitesine dikkat eder.
Bazı çocuklar kendilerini hemen açmaz. Bu çocuklar önce terapisti, odayı ve sınırları uzun süre gözlemler. Bu bekleyiş, çocuğun güvensizliğinin ya da yaşadığı belirsizliklerin bir yansımasıdır ve acele edilmemesi gerekir. Klinik değerlendirme bazen birkaç seansa yayılır; bu da sürecin sağlıklı ilerlemesi için gereklidir.
3. Aşama: Müdahale Programının Oluşturulması
(Bu çocuk için ne gerçekten işe yarar?)
Değerlendirme sürecinin ardından elde edilen tüm veriler bir araya getirilir. Bu aşamada terapist yalnızca “oyun terapisi yapalım” demez. Çocuğun ihtiyacına göre oyun terapisinin uygunluğu, ebeveyn rehberliğinin gerekliliği ve sürecin genel çerçevesi planlanır.
Müdahale programı, sürecin yol haritasıdır. Ancak bu harita sabit değildir. Çocuk değiştikçe, ihtiyaçlar da yeniden değerlendirilir. Bu esneklik, sürecin en önemli klinik güvencesidir.
4. Aşama: Oyun Terapisinin Başlaması
(Henüz oyun değil, güven konuşur)
Oyun terapisi başladığında çocuk çoğu zaman oyuna girmez. Odayı dolaşır, oyuncaklara dokunur, bazen hiçbir şey yapmaz. Bu aşamada çocuk şunu anlamaya çalışır:
“Burada benden bir şey bekleniyor mu?”
Terapistin yönlendirmemesi, çocuğun temposuna uyumlanması ve müdahale etmemesi, çocuğun iç dünyasında güven inşa eder. Bu evre, terapinin sessiz ama en belirleyici aşamalarından biridir.
5. Aşama: Güvenin Derinleşmesi
(Açılmadan önceki uzun bekleyiş)
Bu evre çoğu zaman dışarıdan “ilerleme yokmuş” gibi algılanır. Oyunlar tekrar eder, yoğunlaşmaz. Ancak çocuk terapötik ilişkiyi içten içe tartmaktadır.
“Burada kalırsam zarar görür müyüm?”
“Beni gerçekten tutacaklar mı?”
Bu aşama bazı çocuklarda kısa, bazılarında oldukça uzundur. Çocuğun geçmişte yaşadığı kırılmalar bu sürenin belirleyicisidir.
6. Aşama: Sınırların Test Edilmesi
(Güvenin gerçek sınavı)
Çocuk ancak kendini yeterince güvende hissettiğinde sınırları zorlamaya başlar. Bu noktada öfke, kontrol ihtiyacı ve meydan okuma davranışları görülür. Bu evre ebeveynler için en kaygı verici aşamalardan biridir.
Ancak çocuk burada şunu test eder:
“Zorlayıcı olduğumda da benimle kalacak mısın?”
Terapistin tutarlı, sakin ve şefkatli sınırları bu sorunun cevabıdır.
7. Aşama: Kendini Açma ve Duygusal Yoğunluk
(Asıl iyileşmenin başladığı yer)
Sınırlar test edilmiş ve ilişki kopmamıştır. Bu noktada çocuk oyunla kendini açar. Oyunlar sembolik hale gelir; aile ilişkileri, kayıplar, öfke ve korkular oyuna taşınır. Bu evre uzun sürebilir ve terapinin en yoğun dönemidir.
Bu dönemde evde geçici zorlanmalar görülebilir. Bu bir gerileme değil, duyguların yüzeye çıkmasının doğal sonucudur.
8. Aşama: Düzenlenme ve İçselleştirme
(Artık yalnız değilim duygusu)
Zamanla çocuk duygularını oyun içinde düzenlemeye başlar. Terapötik ilişki çocuğun iç dünyasında içselleştirilmiştir. Bu içsel güven, günlük hayata da yansır. Tepkiler yumuşar, ilişkiler esnekleşir.
9. Aşama: Terapiye Olan İhtiyacın Azalması ve Sonlandırma
(Güvenli bir ayrılık)
Uzun bir sürecin ardından çocuk terapiye eskisi kadar ihtiyaç duymaz. Bu, terapinin başarısız olduğu değil; çocuğun artık kendi iç kaynaklarını kullanabildiği anlamına gelir. Sonlandırma süreci acele edilmeden, konuşularak ve güvenli bir şekilde tamamlanır.





