Over (Yumurtalık) Kanseri
- Over kanseri, jinekolojik kanserler arasında en yüksek ölüm oranına sahip türdür ve genellikle erken evrede belirti vermediği için geç teşhis edilmektedir.
- En sık 45 yaş sonrası epitel hücreli tümörler şeklinde görülürken; hiç doğum yapmamış olmak ve genetik yatkınlık risk faktörleri arasında yer almaktadır.
- Tanı sürecinde Ca 125 belirteci ve görüntüleme yöntemleri kullanılırken, temel tedavi cerrahi müdahale ile kemoterapi ve radyoterapiden oluşan multidisipliner bir yaklaşımdır.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Over Kanseri Nedir? Genel Bakış ve İstatistikler
Over kanseri (yumurtalık kanseri), jinekolojik kanserler arasında en geç teşhis edilebilen ve bu sebeple mortalite (ölüm) oranı en yüksek olan kanser türüdür. Kadınlarda görülen tüm kanser vakalarının %4'ünü, genital sistem kanserlerinin ise %23'ünü oluşturmaktadır. İstatistiksel verilere göre, her 100 kadından 5'i bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Tanı konulan hastalarda 5 yıllık sağkalım oranı %35 civarındadır. Hastalığın endüstrileşmiş ülkelerde daha sık görülmesi, çevresel faktörlerin gelişim sürecindeki etkisini ön plana çıkarmaktadır. Erken teşhisin zorluğu, düzenli jinekolojik kontrollerin önemini artırmaktadır.
Over Kanseri Görülme Yaşı ve Hücresel Kökenleri
Yumurtalık kanseri her yaş grubunda görülebilse de, en sık 45 yaşından sonra rastlanır ve 75-79 yaş aralığında pik yapar. Menopoz öncesi dönemde saptanan over tümörlerinin sadece %7'si kötü huylu iken, menopoz sonrası bu oran %30'a yükselmektedir.
Kanserin köken aldığı hücre türüne göre görülme oranları şu şekildedir:
- Epitel Hücreli Tümörler: En sık görülen türdür. Menopoz sonrası vakaların %80'ini oluşturur.
- Germ Hücreli Tümörler: Embriyonik döneme ait hücrelerden köken alır. 20 yaş altı vakaların %60'ında görülür.
- Stromal Tümörler: Yumurta hücresi ve folikülden köken alan yapılardır.
Risk Faktörleri ve Koruyucu Etkenler
Over kanseri gelişiminde hormonal, ailesel ve çevresel faktörlerin birleşimi etkili olmaktadır. Özellikle kesintisiz ve sık yumurtlama (ovülasyon) döngüsünün riski artırdığı bilinmektedir.
| Faktör Tipi | Risk Durumu | Etkisi |
|---|---|---|
| Gebelik | Hiç gebe kalmamış olmak | Riski artırır |
| Doğum | Doğum yapmış olmak | Riski 1/2 ile 1/4 oranında azaltır |
| Doğum Kontrol Hapı | Düzenli kullanım | Kansere karşı belirgin koruma sağlar |
| Genetik | Birinci derece akrabada öykü | Riski artırır (Meme ve over kanseri genleri) |
| Hormon Tedavisi | Progesteronsuz tek başına östrojen | Menopoz sonrası riski artırabilir |
Over Kanserinde Klinik Belirtiler
Erken evrede belirtiler genellikle spesifik değildir, bu da erken tanıyı zorlaştırır. Hastayı hekime götüren en yaygın şikayet, karın içinde sıvı birikmesi (asit) sonucu oluşan aşırı karın şişliğidir.
Diğer belirtiler şunlardır:
- Karın ağrısı ve hazımsızlık
- Pelviste kitle ve aşağı doğru baskı hissi
- Komşu organlarda bası bulguları
- Anormal vajinal kanamalar
Tanı ve Teşhis Yöntemleri
Özellikle menopoz sonrası kadınlarda pelvik bölgede saptanan kitleler titizlikle incelenmelidir. Ultrasonografide saptanan 8 cm'den büyük kitleler ve kitlenin hareketsiz olması kanser şüphesini güçlendirir. Tanı sürecinde şu yöntemler izlenir:
- Görüntüleme: Doppler ultrason, Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans (MR).
- Ayırıcı Tanı: Myomlar, gebelikler ve diğer organ kanserleri ekarte edilmelidir.
- Laboratuvar: Genç hastalarda smear testi ve tümör belirteçleri incelenir.
Tümör Belirteçleri ve Ca 125
Over kanseri tanısında en yaygın kullanılan belirteç Ca 125'tir. Şüpheli kitle varlığında bu değerin yüksek olması tanıyı destekler. Ancak; sigara kullanımı, erken gebelik ve endometriozis gibi durumlarda da yükselebildiği unutulmamalıdır.
Evreleme ve Cerrahi Süreç
Over kanserinde evreleme cerrahi operasyon esnasında gerçekleştirilir. Ameliyat sırasında karın sıvısından örnek alınır, omentum (yağ dokusu) çıkartılır ve tümör dokusu mümkün olduğunca temizlenir. Hastanın yaşına ve yayılım durumuna göre rahim, yumurtalıklar ve lenf düğümlerinin çıkartılması gerekebilir.
Tedavi Yöntemleri
Tedavi süreci; jinekolog, onkolog, radyoterapist, patolog ve psikiyatristten oluşan multidisipliner bir ekip tarafından yönetilir. Temel tedavi yaklaşımları şunlardır:
- Cerrahi Müdahale: Tümörün temizlenmesi ve evreleme için esastır.
- Kemoterapi ve Radyoterapi: Cerrahi sonrası yaygın olarak uygulanır.
- Güncel Çalışmalar: Hormon tedavileri ve alerjik kökenli yeni tedavi yöntemleri üzerinde araştırmalar devam etmektedir.


